Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hayali öpücükler (Hafta sonu yazıları 28)

 

Hayal ediyor muyuz?
Ya da hayal etmek boş şeyler mi?

Sürekli hayal eden insanlara “Hayalci” denir.
Pek ciddiye alınmaz böyleleri!
Hayal etmek ne işe yarar?
Karın doyurmaz,
Para etmez,
Durmadan hayal et!
Sonu mu var?

Ama her şey bir hayal ile başlamıyor mu?
Bir kent hayal edersiniz mesela.
İçinde taştan ve ahşaptan köprüleri, fıskiyeleri, kaldırımlarında ağaçları, altında oturacak yerleri, parke taşları, taş duvarları, sokak çeşmeleri, bahçeleri, kafeleri, içinden geçen akarsuyu…
Korkusuz sokakları…
Kendine özgü lamba direkleri, tabelaları…
Sıcak, loş, sarı ışıkları…
Cumbalı hanaylı evleri…

Hayal eder insan…

Her hayal gerçek olur mu?

Ne diyorlar?
Hayallerini ve ideallerini bıraktıysan, bari yaşamayı da bırak. (Marian Anderson)
Gelecek, hayallerinin peşini bırakmayanlarındır. (Eleanor Roosevelt)
Hayal edebilirsen, ona sahip olabilirsin. (Walt Disney)

Hayal et.
Aşkı,
Sevdayı,
Sevişmeyi,
Yaşadığın yeri,
Yaşamayı…

Her iş önceden hayal etmeyi mi gerektiriyor?
Mesela hükümet, köpekleri kayıt altına almak için Bakanlar Kurulunda ilgili köpek tüzüğünü onayladı.
Bunu önceden hayal mi etmişler?

Yok…
Demek istediğimiz bu değil.
Goethe’nin dediği gibi:
“Küçük hayaller bir insanın yüreğini harekete geçiremez.”
Hükümetin her yapacağı işte önceden ille de hayal kurmasına gerek yoktur!
Öyle olsa, zammın hayalini kura kura perişan olurlar!

Büyük hayallerden bahsediyoruz.
Mesela,
Eğer ağaca tırmanmak istiyorsanız, yıldızlara ulaşmaya niyet edin ki başarasınız. (Konfüçyus)
Ya da şu sözdeki gibi:
Dünyanın gördüğü her büyük başarı, önce bir hayaldi. En büyük çınar bir tohumda, en büyük kuş bir yumurtada gizliydi.
Büyük hayaller kurun. Neyi hayal edersen onu olursun. (Ailen)

Bu konuyu hayalin en güzellerlinden birini anlatan bir fıkra ile bitirelim:
Adam üç yaşındaki kızını, gayet pahalı bir hediyelik kaplama kâğıdını ziyan ettiği için azarlamıştı. Küçük kız, koskoca bir paket altın yaldızlı kâğıdı, bir kutuyu eğri büğrü sarmak için kullanmıştı. Yılbaşı sabahı, küçük kız paketi getirip “Bu senin babacığım!” dediğinde üzüldü. Acaba gereğinden fazla mı tepki göstermişti kızına? Bir gece evvel yaptığından utandı… Ne var ki paketi açınca yeniden öfkelendi. Kutunun içi boştu. Kızına gene bağırdı; “Birisine hediye verdiğinde kutunun içinde bir şeyler olması lazım. Bunu da mı bilmiyorsun küçük hanım?” Küçük kız gözlerinde yaşlarla babasına baktı. “O kutu boş değil ki baba!” dedi. “İçini öpücüklerimle doldurmuştum!”
Adam öyle fena oldu ki… Kızına sarıldı; beraber ağladılar. Adam o altın kutuyu ömrünün sonuna kadar yatağının başucunda sakladı. Ne zaman keyfi kaçsa, ne zaman morali bozulsa, ne zaman kendini kötü hissetse kutuya koşar, içinde minik kızının sevgi ile doldurduğu hayali öpücüklerinden birisini çıkarırdı.