Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yeni Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi programı!            

Kimse üstüne alınmasın ama yeni Temel Eğitim Programı (TEP) problemler yumağı gibidir. Yapılan eleştirilere ‘daha iyiyi’ bulmak olarak bakılması, toplumsal gelecek için daha yararlı olacaktır. Aynı zamanda KKTC eğitim kültürünün paydaşlarının bu konudaki görüşleri de çok önemli; başta Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı, iki öğretmen sendikası ve diğer sivil toplum örgütlerinin. Bu program KKTC halkına giydirilmek istenen gömleğin resmini göstermektedir, o nedenle ciddi bir konudur.

            Eğer eğitim paydaşları TEP’e razıysa bunu deklare etmeleri gerekir. Bize düşen görevse  uyarı yapmak. ‘Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi 4-8. Sınıflar Öğretim Programı’ ciddi anlamda incelenmelidir. Pek çok akademisyen ve öğretmen arkadaşımız, bu dersin programından hiç hoşnut olmadıklarını ve incelenmesi gerektiği yönünde görüş belirtmektedir. Gerçekten de çelişkiler çok ve bilimsel ilkelerle de tutarsızlıklar var. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin farklı format ve biçimde verilebileceği kanısını taşıdığımızı da belirtelim.

            Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) programında, eğitimin görevlerinden bir tanesinin toplumsallaştırma olduğu ve toplumsal çevreye de ‘dini bakış açısı’yla yaklaşılabileceği vurgulanmaktadır. Program öğrencilerin belirli bir dinden olduğunu kabul etmekte ve ‘diğer dinler’e atıf yapmaktadır (sf 3)*.  Din’in Türkçe, Tarih ve Hayat Bilgisi derslerinde ‘gerekli’ olduğunu belirtir. Neden olarak da Türkçe’de fıkra ve şiirlerin anlaşılması için din bilgilerinedaima’ başvurulacağı vurgusu yapılmakta (sf 3).

            Dinbilimsel bir yaklaşımdan da bahsedilmekte. Halbuki bilim, felsefe ve din farklı kulvarlardadır. Felsefe bile bilim değildir ki bilimlerin anası olarak kabul edilmektedir. Her ikisi de ‘gerçeğin’ peşindedir ama kullandıkları yollar farklı; biri ‘akıl yürütme yolları’nı diğeri ise ‘bilimsel yöntemi’ kullanmaktadır. Ve bilim, bilimsel yöntemi kullandığı için felsefeden ayrılır. Felsefe de bilim değil bir disiplin olarak anılmaktadır. Din de tıpkı felsefe gibi kendi gerçeğini kendi inanışlarında ve ana kitaplarında ortaya koymaktadır. Bilimsel yöntemi kullanmamaktadır. Bu nedenle bir bilim dalı değildir. Dolayısıyla ‘dinbilimsel’ kavramı bir yanıltmacadır ancak programda vurgu bu yönde. Bu açılardan ilk bakışta programın bilimsel gerçeklikle bağdaşmadığı ve çelişkiler barındırdığı anlaşılmaktadır.

            Programın 5. sayfasında ‘bireylerin bilimsel yöntemle verilecek din öğretimine ihtiyaç duydukları’ ibaresi yer almakta. Din öğretimi çeşitli bakış açıları barındırmadığı ve gerçeği ortaya koyarken pozitivizmi kullanmadığı için bu da bir çelişkidir.

            Program geliştirilirken ‘algı ve ahlaki gelişim düzeyi ve diğer gelişimsel basamakların göz önünde bulundurulacağı’ da belirtilmiştir (sf 5). İlkokul 4. sınıfta DKAB dersi başlayacak. Öğrenciler 4. sınıfta, 9. yaşı doldurup 10 yaştan gün alacaklar; yani 9 yaşında olacaklar. Pek çok gelişim teorisyenine ve özellikle Piaget ve öğrencisi Bruner’e göre, bu yaştaki çocuklar henüz somut işlemler dönemindedir. Yani soyut kavramlar onlar için anlamlı değildir.

            Ancak DKAB dersinin 4. sınıf programı incelendiğinde, öğrencilerin soyut kavramlarla karşılaşacakları anlaşmaktadır. Bazı kavramlar; Kaza ve kadere inanma, Melek, İman, Ahiret Günü ve ona İman, Amentü Duası ve anlamı (ki Ölüm ve Dirilmek  kavramlarını da içermektedir), Cibril Hadisi (ki Cebrail meleği ile ilgilidir), dua kavramının anlamı ve çeşitli dualar vs. İlkokul 5. Sınıfta da benzer durum mevcut. Öğrenciler içinde bulundukları gelişim dönemi nedeniyle bu kavramları algılamakta ve içselleştirmekte zorlanırlar. Ayrıca özellikle ölüm, dirilmek, Ahiret, kader ve kaza gibi ölümle ilgili kavramlar için bu yaş çok erkendir. Bu kavramlar çocuklara sadece ‘korku’ aşılar. Anlamadıkları ve içselleştiremedikleri için  kişiliklerinde problemler yaratmaya aday kavramlardır. Yeri ve zamanı bu yaşlar değildir.

            DKAB dersi gerçekten barışçıl bir ders olmalıdır. Tüm dinleri ve onların gerçekliklerini de içermelidir. Dinler arasında saygıyı barındırmalıdır. Din eğitimini çağrıştıracak nitelikte olmamalıdır. KKTC okullarının demografik yapısı dikkate alındığında farklı dinlerden öğrencilerin de var olduğu gerçeğinden hareket edilmelidir. Ancak programda din öğretiminin ana kaynağı Kur’an ve Hadisler olduğu belirtilmektedir (sf 6).

            DKAB Programı bu açılardan problemler içermektedir. Ancak KKTC eğitim kültürünün paydaşları razıysa diyecek bir şey yok. Alan razı satan razı. Hade bakalım hayır’lısı. Yeni ders yılı ve yeni program için…

*https://tepgp.emu.edu.tr/DKAB.pdf