Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Uzmanların Hesap hatası (On bin adım yalanı…)

Kanserden, damar tıkanıklıklarına bağlı kalp krizine, tansiyona bağlı felçten, yüksek kolesterol ve yüksek şekere kadar tüm hastalıklardan korunmak için spor yapılması istenir.

Sporların içinde de en çok tavsiye edilen yürüyüştür.

Uzmanlar,  haftanın en az dört günü, hızlı tempoda, kırk beş dakika ile altmış dakika arası  yürüyüşün her türlü ilaçtan daha iyi olduğunu söyleyip dururlar.

Ve sürekli olarak insanları yürümeye zorlarlar.  Hızlı tempolu, yani gezintiye çıkmış gibi değil,  kırk beş dakikadan az olmayacak şekilde  (ideali altmış dakika) ve haftanın en az dört günü.

Kanser ve kalp sorunuyla ilgilenen dernekler düzenledikleri kampanyalarda “kanserden-kalp krizinden  korunmak için günde on bin adım atınız” diye hedef koyarlar.

Bu hedefi doktorlar ve ilgili uzmanlar da desteklerler.

Mutlaka günde on bin adım arın derler.

Günde on bin adım bence bilimsel ölçüler içinde yapılan yürüyüş sporunda gerçekleştirilmesi çok zor bir hedeftir.

Bu açıdan bakıldığında da yararlı değildir.

Çünkü insan psikolojisi gerçekleştiremediği hedefleri derhal bırakmaya yani yürüyüşten vazgeçmeye çok müsaittir.

Bu iddiamı rakamlarla açayım;

 

***

 

Gezintiye çıkmış gibi veya  çarşıda-pazarda dolaşırken atılan adımlarla değil bilimsel şekilde yürüyüş yapıldığında ve bunu yapanların ortalama elli  yaş ve üzeri olduğu göz önüne alındığında, bir dakikada yüz yetmiş  adım atılırsa ve altmış dakika durmaksızın yürünürse ancak on bin iki yüz adıma ulaşılır.

Elli yaş ve üzerine özellikle vurgu yaptım çünkü uzmanlar kanser ve kalp riskinin elli yaş sonrası arttığını belirtiyorlar.

Yani yürüyüş sporunun hedef kitlesi elli yaş ve üstüdür.

Ben test ettim, günde on bin adım hedefine ulaşmak için dakikada yüz yetmiş adım atmak değil ellili yaşlardakilerin  otuzlu yaşlardakilerin bile harcı değildir.

Dakikada yüz yetmiş adıma ulaşmak için ciddi tertip koşmanız gerekmektedir.

Fakat gelin görün ki uzmanlar belli bir yaştan sonra koşmayı son derece tehlikeli sayıyorlar ve yasaklıyorlar.

Gerçek şudur ki dakikada yüz otuz adım atmak için hızlı bir tempoda yürüyüş yapmanız gerekir.

Eğer dakikada yüz otuz adım atarsanız altmış dakikada yedi bin sekiz yüz adıma ulaşırsınız.

On bin adım hedefine ulaşmak için altmış dakika değil, bir saat yirmi sekiz dakika hızlı tempoda yürümeniz gerekir.

Bu da pratik olarak zordur.

Bu zorluk yürüyüşçüyü bir süre sonra bırakmaya teşvik eder.

Yürüyüş alanlarının azlığını, insanların hızlı yaşam tempolarını ve vakitsizliklerini göz önüne aldığınızda bir kişinin hergün sadece bir buçuk saat yürümesi, öncesi ve sonrasıyla yürüyüşe iki saati aşkın vakit ayırması mümkün değildir.

Örneğin saat sekizde iş başı yapacak bir çalışan sabahın beş buçuğunda kalkıp derhal yürüyüşe başlaması gerekir ki saat sekizde işinin başında olsun.

Sabah beş buçukta uyanmanın zahmeti bir yana o vakitte zaten güneş doğmaz.

Ya da akşam beşte işten çıkan birisi eve varıp yürüyüşe başlayıp tekrar eve dönmesi için gereken süre göz önüne alındığında her gün gece dokuza kadar sarkan bir etkinlik demektir.

Eee aynı uzmanlar sağlıklı yaşam için akşam en geç saat yedide yemeğinizi bitirmiş olunuz diyorlar.

Bu uzun yürüyüş vakitleriyle nasıl olacak?

 

***

 

Uzun lafın kısası, bu on bin adım hedefi gerçekçi ve uygulanabilir değildir.

Tecrübelerim diyor ki uzmanların bu konuya bir el atmasında ve düzeltme yapmasından sonsuz yarar vardır.

Tıpkı yürüyüşte sonsuz yarar olduğu gibi…