Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

O parkalı gençler

Böyle günlerdi.

Yağmur fena yağardı.
Durmak nedir bilmezdi.
70’li yıllardı…

Yağmur yağar, her yer ıslanır, onlar tam da bu anları beklerdi…
Yağmur yağar, ortalık tenhalaşır, onlar tek tek sokaklara çıkardı…
Yağmur yağarken,
Onlar parkalarını giyer, kapıların altından bildiri dağıtırlar,
Gizlice ve polisten habersiz bir geçide pankart asar, duvarlara slogan yazarlardı…

Teksir makinesinden çıkan bildiriler ıpıslaktı…

Dışarıda adamakıllı bir soğuk…
Ustura gibi kesmekte…
Zemheri dediklerinden…
Kanlı Dere akar, efkalipto ağaçları uğuldar, kuşlar ağaçların dallarına sinerdi…

Onlar tam da bu havları severdi…

Yağmur yağarken, onlar bir derneğe çekilir kitap okurlardı…
Ve yağmur yağarken,
Onlar bir masa etrafında bir sonraki eylemlerini planlardı…

O sıralarda sivil polis rapor tutar, ele geçen bildirileri, pankartları rapor ederdi…

Yağmur yağarken,
Onlar biraz da felsefe, mantık kitaplarına bakardı…
Fabrikalara, inşaat alanlarına gider gazete dağıtırlardı.
Ceplerinde birkaç şilini bölüşür cigara alırlardı…
Kitap okurlar,
Pankart asarlar,
Bildiri dağıtırlar,
Eylem yaparlardı…

Bir gün her şey güzel olacaktı…
Yağmur yağarken hayaller kurarlardı…

Yağmur yağarken, onlar tutuklanır, poliste ifadeleri alınır, fişlenirlerdi…
Yağmur yağarken,
Parkaları ıslak, mahkeme mahkeme sürüklenirlerdi…
Yağmur yağarken,
Onlar erkenden kalkar, önce okula sonra derneğe koşar,
Köy otobüslerine gazete ve bildiri dağıtırlar,
Grevlerde yer alır, gözlerini geleceğe çevirirlerdi…

Köylerde,
Fabrikalarda,
Tezgahlarda,
Okullarda…

Böyle zamanlardı…
Yağmur yağardı…
Ve onlar her yerdeydi…
Bir gün Geçitkale’de
Bir gün Alayköy’de
Mağusa’da, Girne’de, Lefke’de…
Lefkoşa Türk Lisesi’nde, Kız Lisesi’nde, Kolejde, Namık Kemal Lisesi’nde, Meslek Lisesi’nde…
Kahvehanelerde,
Gençlik Pavyonlarında,
Ve her yerde…

Bir ölüm haberi gelirdi yağmur yağarken…
Bir tabut kalkardı yağmur yağarken…
Böyle günlere benzerdi…
Fakat siyah beyaz…
Hüzün kortejleri oluşurdu…
Çığlık kortejleri…
Devrim kortejleri…
Ölenler, tabutlarında onurlu, bir türkü gibi akıp geçerlerdi Lefkoşa sokaklarında…

Yağmur yağarken, bir pastaneye çekilir, okulların durumunu konuşurlardı…
Sosyalizmin Alfabesi’ni, Felsefenin Başlangıç İlkeleri’ni tartışırlardı…

Yağmur durmak bilmezdi.
Ama bir gün güneşli günler de gelecekti…
Fakat vakit henüz çok erken…
Çok erkendi…

Yağmur yağar, biraz şiir, biraz öykü, biraz roman okurlardı…
Toprak Ana
İnce Memed
Tolstoy
Nazım Hikmet
Fikret Demirağ

Önce devrim sonra aşk…
Sevdalarını etelerlerdi…
Nedense böyle düşünürlerdi…

Böyle yağmurlu günlerdi…
Yağmur yağarken Arasta’da,
Kışlada,
Dernekte,
Okulda,
Nöbette…

Küçük bir orduydular.
Parkalı, botlu.
Kızlı erkekli…

Aynı askıdan aynı parkayı giyenler vardı…
Aynı paketten sigara içenler…
Pankartları afişleri birlikte yazarlardı, ceplerinde sandviç parası…
Aynı koltuğu paylaşanlar vardı, rüyalarında aynı devrimi…

Okula, derneğe, nöbete, eyleme…
Cepleri boş, yüreklerinde koca bir umut…

Böyle bir zamandı…
Yağmur yağarken anımsadım…
O parkalı gençleri…