Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Enseyi karartmayın

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gözlerinin içine baka baka söylediği “kurunun yanında yaş da yanmasın” sözünün hilafına işler olmaya başladı Türkiye’de.

Anamuhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’nin “cadı avına çevirdiniz” diyerek itiraz ettiği tutuklamalar, FETÖ’cü olmayanları da kapsayarak ve artarak devam ediyor.

Son olarak Kıbrıslı Türklerin yakından tanıdığı Prof. Dr. Mehmet Altan ile kardeşi ünlü yazar Ahmet Altan da tutuklandı.

Darbenin bir gece öncesi  Nazlı Ilacak’ın televizyon programına birlikte çıkmışlar ve “Türkiye’de darbe olabilir” demişler.

Darbenin üzerinden nerdeyse iki ay geçti ve savcılar! Yeni fark ettiler bu sözü.

Halbuki sürekli söyleyip yazıyorlar ve uyarıyorlardı: Türkiye demokrasinin gereklerini yerine getirmezse geçmişte olduğu gibi yeniden darbe olabilir.

Nitekim oldu da.

Anti Demokratik bir şekilde devlet içinde örgütlenmesine izin verilen bir tarikat dönüp darbe yapmaya da yeltendi.

Meclisi bombaladı, sivil insanları tank paletleri altında ezdi ve devleti ele geçirmeye çalıştı.

Türkiye’yi yönetenlerin darbecilere karşı tedbir almaya çalışmaları anlaşılır bir şeydir.

Ve elbette desteklenmelidir.

Fakat darbecileri bahane ederek, Türkiye’nin aydın insanlarını tutuklamaları, suçsuz insanları işsiz ve aşsız bırakmaları kabul edilemezdir.

Umarım bu vahim yanlışlarından en kısa sürede dönerler.

                                                                              ***

Mehmet ve Ahmet Altan’ın babası, Türkiye siyaset ve yazın hayatının duayeni yakın bir zaman önce rahmetli olan Çetin Altan böylesi durumlar karşısında bile karamsarlığa kapılmamayı tavsiye eder ve “enseyi karartmayın” derdi.

Çetin Altan’ın ölmeden önce yayınlanan yazısını aynen aktarıyorum:

“Artık anlaşılıyor ki ülkeme demokrasinin geldiğini göremeden ayrılacağım bu dünyadan.

Torunlarımıza bırakmayı hayal ettiğimiz ülke bu değildi. Gene de bir hayal kırıklığı yaşamıyorum. Menzil-i maksuda ulaşılamasa da çok yol katettik.

Bir ömür, sadece amaca ulaşmak için harcanmaz. O amaca doğru atılacak bir iki adıma yardımcı olmak için de harcanır.

Yaralı bir devi ayaklarının üstüne koyabilmek için kuşak kuşak o devi sırtımızda taşıdık. Yaralarının iyileşeceğine, o devin ayaklarının üstünde duracağına olan inancımı hiç kaybetmedim. Bir gün bu ülke ayaklarının üstünde duracak. O zaman da, masaldaki gibi “sihirli kedinin çizmelerini” giyerek amacına doğru uçarak gidecek.

Biz torunlarımıza istediğimiz ülkeyi bırakamıyoruz.

Ama siz uğraşırsanız, mücadeleden vazgeçmezseniz, dünyadan ayrılırken “torunlarımıza istediğimiz ülkeyi bırakıyoruz” deme mutluluğunu siz tadabilirsiniz.

Hayallerinizden, ümitlerinizden, mücadelenizden vazgeçmeyin.

Amacınıza ulaşamazsanız da, bu amacı gelecek kuşaklara devretseniz de, kozmosla son hesaplaşmanızda, “daha iyi bir dünya için biz de fena mücadele etmedik” diyebilirsiniz.

Bu da az şey değildir. Buruk da olsa, yorgun gözlerinizde bir tebessüm yaratır.

O tebessümlerin çoğalması da elbet bir gün kurtarır bu ülkeyi.

Enseyi karartmayın.”