Bizimkisi de işti yani.
Size ne kimin nerede durduğundan ya da kimin önde kimin arkada oturduğundan.
Türkiye’deki yeni gelişmelerden size ne.
Devletin yapısı yeniden şekilleniyormuş, halkın iradesi ön plana çıkıyormuş, tıpkı Avrupa Birliği’nde olduğu gibi halk oyu ile görev yapanlar ön plana çıkıyormuş.
Bizimkilerin hiçbirisinin bununla ilgisi- alakası- merakı- hedefi- amacı yoktur.
İki şükran çekip, “2 devlet tek millet” gazı verip mangırları kapma derdindedirler.
Öyle sivilleşmeymiş, Kıbrıs Türkünün iradesinin geri alınmasıymış, çağdaş bir devlet yapısıymış, hak getire.
Gelsin mangırlar, ödensin memurlar, çıkılısın ihaleler, doldurulsun münhaller, kazanılsın seçimler.
Bu düzen böyle sürüp gitsin.
***
Şimdiden evet kampanyası başlatıldı diye mırıldanıp duruyor bazı çevreler.
Evet doğrudur.
Ben evet kampanyası başlattım bile.
Toprak ne olur, mülkiyet nere bağlanır, garantilerde nasıl uzlaşılır bilmiyorum ama sırf bu çağdışı düzen bitsin diye şimdiden evet demeye hazırlanıyorum.
Çünkü başka bir yolu kalmadı.
1974 sonrası Kıbrıs’ın Kuzeyi’nde oluşturulan ceberrut statüko Kıbrıs Türküne başka bir seçenek bırakmadı.
***
Oturduğumuz evlerin, işlediğimiz toprağın, çalıştırdığımız iş yerlerinin elbette önemi vardır.
Kuşkusuz ki can güvenliğimizin de.
Kötü niyetlilerin yeniden Kıbrıs Türküne saldırmaması için bir garanti sisteminin olması şarttır.
Tüm bunların yanında Kıbrıs Türkünün kendi kendini yöneteceği ve vesayet altında yaşamayacağı bir düzel şarttan da ötedir.
Kimse toprağın ya da garantilerin arkasına saklanıp da hayır goygoyculuğu yapmasın.
Ortada acı bir gerçek vardır.
Sağcısı ile solcusu ile, politikaya uzak duranı ile Kıbrıs Türkünün büyük çoğunluğu bu ceberrut düzen ortadan kalksın diye çözüm ve anlaşma istemektedir.
Ve çok iyi biliyorlar ki son şansımızdır…
































