Rum Yönetimi Başkanı Anastasiades dünkü görüşmeden sonra “garantiler konusunda yeni şeyler duydum” dedi ve ekledi; “Bu hemfikir olduğumuz anlamına gelmez.”
Cumhurbaşkanı Akıncı dünkü görüşmeden sonra; “1960 yılında imzalanmış garanti anlaşmalarını yeni döneme göre uyarlayacağız.” Dedi ve ekledi; “Kıbrıs Türkü Türkiye’nin garantörlüğünü istiyor.
Akıncı çok önemli bir bilgiyi de teyit etti; Yunanistan ile Türkiye garantiler konusunda gayrı resmi görüşmeler yapıyorlar.
Garantiler konusunda çok önemli gelişmelerin yaşanacağını daha önce yazmıştık.
Her iki liderin dün yaptığı açıklamalar, bu önemli gelişmelerin başladığını gösteriyor.
Garantiler masaya geldi ve tartışılmaya başlandı.
Türk tarafı garantiler konusunda bir açılım yaptı.
Rum tarafı bu açılımı derhal ret etmedi ve temkinli yaklaştı.
Bu açılım elbette Türkiye’nin onayı ile oldu.
Türkiye, garanti olmasını savunan tek garantördür.
Malum Yunanistan Rumların isteği doğrultusunda garantörlükten vazgeçebileceğini söylüyor.
İngiltere adadaki üslerinin devamı halinde garantör olmayabileceği mesajı veriyor.
Türkiye, Kıbrıs Türklerinin bir garantiye ihtiyacı olduğunu düşünüyor.
Aslında bu bile başlı başına bir açılımdır.
Türk tarafı geleneksel olarak “Garanti ve İttifak Anlaşmalarına asla dokundurmayız” pozisyonundan vazgeçti.
Mesele Kıbrıslı Türklerin garanti ihtiyacı ise ona odaklandı.
Bu da, görüşmelerdeki önemli bir engelin aşılması yolunu açtı.
Kıbrıslı Rumlar Türkiye’nin garantörlüğünü istemiyor.
Kıbrıslı Türkler istiyor.
Peki bu yeni açılımda nasıl bir formül bulunacak ve uzlaşı sağlanacak?
***
Birkaç formül vardır.
Birincisi Türkiye’nin tıpkı Kıbrıs Cumhuriyeti’nde olduğu gibi yeni kurulacak devletin topyekün garantörü olmaktan vazgeçecek ve sadece kendini isteyen Kıbrıslı Türklerin garantörü olacak.
Bu garantörlük tıpkı 1974’de olduğu gibi sadece kendisinin karar vereceği bir müdahale hakkını içermeyecek ve Kıbrıs Türk kurucu devleti meclisinin üçte iki çoğunluğunun daveti ile müdahale edebilecek.
Müdahale alanı sadece kurucu devletin sınırlarıyla sınırlandırılacak.
İkincisi, Türkiye’ye temsili bir asker gücünü barındıracak bir üs bölgesi verilecek.
İngiltere’nin olduğu gibi.
Bu askerin sorumluluk alanı sadece Türk kurucu devleti sınırları içinde olacak.
***
Eğer uzlaşma ve çözüme ulaşma niyeti varsa bu soruna bu sorun çeşitli formüllerle aşılabilir.
Konunun görüşme masasına gelmesi ve iki liderin açıklamaları bence son derece önemli bir gelişmedir.
Bir sonuca varılacağı umudunu artıracak kadar önemli…
































