Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Çavuşoğlu Açık Ve Net…

Hükümetle Cumhurbaşkanı arasındaki atışmalar, mevcudun dışında, yeni bir politika belirlendiği yorumlarına neden olmuş, kafalar karışmıştı.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun ziyareti, puslu havayı ortadan kaldırmaya yetecek şekilde netti… Resmi konuşmasının dışında, gazetecilerin sorularına karşılık, sabırla, uzun, detaylı, kafalardaki kuşkuları giderecek yanıtlar verdi. Belki de buradaki ortamı bilerek, bunu özellikle yaptı…

En can alıcı olan “güvenlik, mülkiyet, garantiler” konularında, muhtemel  5’li konferans öncesi, Türk tarafının “karşılıklı pozisyonlarının, gayri resmi bir ortamda en azından beyin jimnastiği  şeklinde ele alındığını” ifade etti. Bunun içinde “güven artırıcı adımlar, tedbirler” de olabileceğini vurguladı.

2014 referandumuna atıfta bulunarak, Annan Planı’nı bir kez daha kaçırılan fırsat olarak niteledi.

Referandumun Rum tarafınca reddedilmesiyle sadece bir çözümün değil, “bölgenin potansiyeli” ile ilgili birçok fırsatın da kaçtığını belirtti, “Önümüze çıkan bu fırsatı değerlendirirsek  bence en azından gelecek nesillere bir sorun bırakmamış oluruz. Her zaman söylediğimiz gibi bu son fırsat penceresini hep birlikte iyi değerlendirelim” dedi.

Benim tüm bunlardan bundan anladığım, Türkiye’nin 2004’deki duruşunda bir değişiklik olmadığıdır. Ama eğer bu süreç de sonuçsuz kalırsa, o zaman yeni politikalar belirleneceği işaretleri de geliyor.

Tüm yetkili ağızların “son fırsat” sözlerinin altında yatan bu…

Yine de, bugüne kadar yapılan açıklamalardan anladığımız, sürecin bir şekilde sonuçsuz kalmasının suçlusu, Türk tarafı olmayacak. Böyle bir niyet yok.

Son olarak Bakan Çavuşoğlu’nun, Cumhurbaşkanı-Hükümet tartışmasına dair söylediklerini de bir yere not etmek lazım; “Adada da birlik beraberliği gördük, bundan sonraki süreçte de bu birlik beraberliği görmek isteriz, tartışmaların içine de girmeyiz”…

Anlayana sivrisinek saz…


NİDAİ GÜNGÖRDÜ’DEN CEVAP VAR…

Geçtiğimiz gün bu sayfadan, yayınladığım “Girne Tümüyle 6 Kat” mesajıma, Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü ilgi gösterip cevap vermiş. Bu iddiamın kaynağı, şu an kabinede görev yapan bir isim. Onun, bir ortamda söylediklerini aktardım ben… Başkan Güngördü, bu iddiaların tamamen asılsız olduğunu söylüyor.  

Sayın Mehmet Moreket

Havadis Gazetesi Köşe Yazarı

LEFKOŞA.

Havadis Gazetesi’nde 30 Ağustos 2016 Salı günkü köşe yazınızın, “GİRNE TÜMÜYLE 6 KAT” başlıklı bölümünde, “Girne Emirname değişikliği konusunda gelen bir duyum, hayal kırıklığı yaratacak cinsten. Güya Girne Belediye Başkanı, hükümetten, tüm Girne’ye 6 kat izni verilmesini talep etmiş. Bu noktada Başkan’ın bir açıklama yapması gerekecek. Böyle bir talebi oldu mu, olmadı mı? Esentepe’den Lapta’ya diğer başkanlar da açık ve net konuşmuyorlar. Hükümetse, kesin kararlı yapacak. Eğer başkanlar da duruşlarını açık ve net ortaya koymazlarsa, siyaseten sonuçlarına katlanacaklar. Aynen hükümetin katlanacağı gibi…” şeklinde ifadelere yer verdiniz.

Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana bir an önce İmar Planı yapılması gerektiği konusunda düşüncemizi ortaya koyarak, Çatalköy Belediyesi ile ortak bir İmar Planı hazırlanması konusunda da çalışmalara başladık.
Her platformda, Girne’de emirname değişikliklerinin çözüm olmadığını ve çözümün İmar Planı’nda olduğunu dile getirdik.
16 Ağustos 2016 tarihinde Girne, Lapta, Alsancak, Çatalköy ve Esentepe Belediyelerinin sivil toplum örgütlerini, inisiyatifleri ve dolaysıyla vatandaşları bilgilendirmek amacıyla gerçekleştirdiğimiz toplantı sonucunda da bu konudaki görüş ve düşüncelerimizi 24 Ağustos 2016 tarihimde Şehir Planlama Dairesi’ne yazılı olarak bildirmiş bulunmaktayız.
Yazınızda belirttiğiniz gibi Girne’ye 6 kat izni verilmesini talep ettiğimiz konusundaki iddiaların asılsız olduğunu bildirir, bir kez daha çözümün İmar Planı olduğu konusundaki düşüncemi yineler, saygılar sunarım.

Girne Belediye Başkanı

Nidai Güngördü

 


YERİN KULAĞI VAR

NİYE ARAMIŞLAR: Kaçak oldukları iddiasıyla mühürlenen Boğaz otele ait binalar için İskele Belediye Başkanı Hasan Sadıkoğlu’nu arayan iki siyasinin Turizim Bakanı Ataoğlu ile Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş olduğu iddia edildi. Şimdi bu iki siyasi Sadıkoğlu’nu, hal hatır sormak için aramadılar herhalde. Mutlaka mühürleme işlemiyle ilgiliydi. Belediye’nin elinde mahkeme kararı var, kendilerinden bu iddiaları reddeden bir açıklama gelmediğine göre, demek ki bu iki siyasi mahkeme kararını da tanımıyorlar veya bu karara rağmen siyasi baskı kurmaya çalışıyorlar…

GAYRI CİDDİ TEKLİF: Girne İnsiyatifi, gayet disiplinli, kararlı çalışan bir örgüt. Eylemleriyle, halkı bilgilendirme çalışmalarıyla, kısa sürede önemli bir mesafe aldı, desteğini büyüttü. Anlaşılan yaptıkları, hükümeti de tedirgin etmiş. İnsiyatif, hükümetin çeşitli kanallar vasıtasıyla “uzlaşı” çağrısı yaptığını açıkladı. Ama bu çağrı kabul edilebilir gibi değil, “Zeyko bölgesinde yasa dışı bir şekilde inşa edilen otelin bir katlık kaçak bölümünün yıkılması, halkın da 6 kata razı olması” yönünde. İnsiyatif bunu “gayri ciddi ve gayri ahlaki” bir teklif olarak niteledi ve “Karşıyaka’dan Esentepe’ye tüm kıyı seridi boyunca hukuk dışı çok katlı betonlaşmaya, denizin kirletilmesine ve halka kapatılmasına karşı olduğunu” yineledi. Mücadele sürecek…

BU KAFAYLA ZOR: “Bunlarla anlaşma olmaz” diyenlere kızarız hep veya “çözüm karşıtı” diye suçlarız ama, Rumlar da bazen öyle fanatik oluyorlar ki, bu düşüncede olanlara hak vermemek elde değil. Son olarak  ihraç etmek için Kuzey’den yasal yolla patates alan, Hristos Hristofi isimli Rum tüccar, aralarında milletvekilleri, patates üretici ve tüccarlarının bulunduğu 200 kişilik bir grup Rum tarafından protesto edilmiş. Şimdi “bu kafayla bir anlaşma yapmak zor” diyenler haksız mı..?

BOŞUNA ÇABA: 2005 yılından beridir yedinci kez muhaceret affı çıkarıyoruz ama, bir türlü kaçağı önleyemiyoruz. Siz her sene bir af çıkarma alışkanlığından vazgeçmezseniz, kimsenin kayıt altına gireceği yok. Bakan Saner, bugüne kadar sadece 770 kişinin müracaat etttiğini açıkladı. Millet kaçak yaşama ve affa alışmış. Artık onlar da biliyor ki, bu yıl olmazsa bir sonraki yıl yine af var. “Allah Kerim” diye bekliyorlar…

CASİNO TURİZMİ: Rum tarafı turizmde rekora koşarken, bizdeki otellerin doluluk oranlarında, geçmiş yıllara oranla düşüş yaşanıyor. Güney’e göre daha bakir olan Kuzey bir türlü beklenen patlamayı yapamıyorsa,  bir yerlerde bir yanlış var demektir. Kimse “tanınmamışlığın” arkasına sığınmasın. Turizmi sadece “kumar” olarak gören, önüne gelene casino izni veren anlayışın turizm politikasının sonucu bu olsa gerek…

KENDİ AYAĞIMIZA KURŞUN SIKMAK: Tek bir kaleme getirilen fon bile ülkede pahalılık yaratırken, 109 ürünün ithaline yeni vergi konmasını eleştiren Kıbrıs Türk Ticaret Odası, hükümeti “enerjisini ülkeyi ucuzlatmak için kullanmamakla” suçlayarak,  getirilen fonların “kendi ayağımıza kurşun sıkmak” olduğunu savundu. Ticaret Odası hükümeti, büyük resmi görmek yerine, popülizm yapmakla suçladı… Bence Ticaret Odası, fona destek veren Sanayiciler ve esnaflarla bir görüşmeli. Görünen o ki, olaya “kısa günün karı” diye bakanlar var… 

ZİRVEDEKİLER: Ulaş Gökçe: Dünkü yazımızda Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun “Her iki tarafın da endişelerine cevap veren bir garanti sisteminden yanayız” sözlerine atıfla, buralarda kavga edenlerin de Sarayönü’nden çıkıp, tablonun tamamına bakmalarını dilemiştik. Bu fikrimizde yalnız değilmişiz. İşte Ulaş Gökçe’nin yazdıkları; “Kendi kendini Kıbrıs sorunundan izole eden, genel resmi okuyamayıp marjinalize olan bir hükümet var. Amaç buysa devam edin”… Gerçekten amaç marjinal görünmek mi..?

DİPTEKİLER: Hesapsız İşler: Üretimde kullanılan hammaddelere konan yüzde 3’lük fonun, başta ekmek ve süt olmak üzere  tüm temel gıda maddelerinde artış meydana getireceğini yazarken, “hani kamu yararı” diye sormuştuk. Hatta  İyi İdare Yasası’na göre, hükümetin “kamu yararı” aleyhine yapacağı icraatın dava edilebileceğini de kaydetmiştik. Dediğimiz çıktı. Başbakan bakın ne diyor; “DPÖ, bize 18-22 kalem arasında, ‘temel hammaddedir zincirleme etki yapabilir’ diye liste çıkardı. Nazım Bey’le de konuştuk, bu hafta, sıkıntı yaratabilecek bölümlerdeki fonları kaldıracağız”. Bu bir itiraf…. Demek ki üretimi de piyasayı mahvetme pahasına bir karar almış Bakanlar Kurulu. Tepkiler gelince, yan çiziyorlar. Şimdi bu Bakanlar Kurulu’nun aldığı her hangi bir karara güvenebilir misiniz..?