Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Üstümüzden ırak…

Geçtiğimiz bir yazıda kendisine beş tane kadın almanın helal olduğundan bahsediyorduk ki bir haber düştü sitelere.

Dubai’deki Araplar, Avrupa’dan gelen genç kadınları alıyorlarmış.
Alabilirler.
Normal.
Ama bakın nasıl alıyorlar:..

“Görücü partiler” düzenleniyor.
Bu partilerin bir tanesi geçenlerde Kral Adası’nda yapılmış.
İhtişamla…

Genç ve güzel kadınlar aklanıyorlar, paklanıyorlar.
Bir güzel giyiniyorlar.
Baloya gider gibi.
Hepsi şık.
Bunları, bir podyuma koyuyorlar.
Eteklerinden petrol sızan paralı Araplar kadınları bir güzel süzüyor, dikizliyor.
Kimisi bıyık büküyor, kimisi sakalını sıvazlıyor.
Sonra gözüne kestirdiklerine basıyor parayı.
Genç kadınları alıp sahipleniyorlar…

Belli ki bu işin maliyeti yüksek.
Pazarlamacıları da olmalı…

Kölelik tarihi eskilere dayanır.
Bilim adamları ilk bulunan tabletlerde köleliğe rastlandığını belirtirler.
Batıda da doğuda da kölelik kullanılmış.
İslam dini ise sadece savaş esirlerinin köle olmalarına izin vermiş ama bunu pek uygulayamadığı görülüyor.
Halifeliği son demlerine kadar elinde tutan Osmanlı İmparatorluğu da köleliği kaldıramamıştı.
Batının baskılarına rağmen…

Şimdi modern dönemlerdeyiz.
Genç kadınları podyuma çıkarıyorlar.
Manken gibi bir aşağı bir yukarı dolandırıyorlar.
Süzüyorlar.
Parayı basıyorlar.
Alıyorlar…

Arap’a bak!

Eski dönemlerin köleleri bir mal gibi alınıp satılırlardı.
Onları pazarın bir meydanında toplarlar, köle alıcılarına teşhir ederler ve “Sahip”lerine satarlardı…

Eskiden kölelerin sağlıklı, güçlü kuvvetli olmasına bakılırdı.
Tarlalarda çalışacaklar, ağır işler yapacaklardı.
Özgürlükleri yoktu.
Özgürlükleri “Sahip”lerinin iki dudağı arasındaydı.
Boyunlarında ip ya da zincir…

Şimdikiler özgür!
Çok bakımlı.
Güzellik yarışmalarına katılacak kadar güzel.
Sahip değil, koca alıyorlar!
Kendi iradeleri ile yapıyorlar bu işi.
En acısı da bu.
Ama 3’üncü mü 5’inci eş mi olacakları bilinmez.
Ahır gibi yerlerde değil, podyumlarda sergileniyorlar.
Rengarenk ışıklar arasında.
Seçilirlerse, ver elini zenginlik.
Gerisi bilinmez…

Arap, bu güzellikler karşısında herhalde Allah’ına şükredip duruyor olmalı!
Hani verdiği nimetler karşısında…

Yani,
Öyle ya da böyle.
Dubai’deki haberi veren habercinin dediği gibi bu da bal gibi bir kölelik…

İnsanlığın, köleliği kaldırması için yüzyıllara ihtiyacı oldu.
Anlaşılıyor ki yetmedi.
Bakalım kaç yüz yıla daha ihtiyaç duyulacak…

En zoru siyasi kölelik!
Bir toplumun, başka bir toplumun siyasi boyunduruğu altında olması.
Beterin de beteri var ya,
Bir de o toplum yöneticilerinin boyunduruğu içselleştirmesi.
Hatta ona demokrasi demesi.
Bunu normalleştirmesi.
Kitabına uydurması.
Böyle yutturması.
Koşullar bu demesi.
Çok korkunç.
Siz, siz değilsiniz artık.

Böyle toplumlar da var.
Ya biz de böyle olsaydık!?
Üstümüzden ırak!..