Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Toprak Ürünleri Kurumu’nu zarara uğratanların gerekli cezayı alması istemiyle Başsavcılığa şikayette bulundu.
Sayıştay’ın 2014’de yaptığı, “iç piyasadan satın alınan arpa ile yurt dışından ithal edilen tohumluk arpa ve buğday materyallerine ilişkin araştırma raporu”na göre, 800 bin TL üzerinde bir kayıp varmış. Bakan, bundan o dönemin yönetim kurulunun sorumlu olduğunu söylüyor ve cezalandırılmalarını istiyor. Rapor o günden buyana zaten Başsavcılığın elinde. Ancak Başsavcılık ceza davasını açmamış. Bu başka bir tuhaflık. Daha bunun gibi bir çok rapor da var ama dava açılanların sayısı bir iki…
Yanlış yapandan hesap sorulması, yapan veya soran kim olursa olsun önemli. Zira KKTC’nin bu hallere gelmesinin tek nedeni, hesap sorulmaması. Yanlışın üstüne “o yaptı, ben de yaparım” diyerek yanlışla gidilmesi değil mi… O zaman da ipin ucu zaten kaçmış oluyor… Sayıştay’ın raporuna güveneceğiz ve davayı bekleyeceğiz, bu işin bir yanı…
Bu arada Bakan Çavuşoğlu’nun, sadece CTP-DP dönemi Yönetim Kurulu’na yoğunlaşması adil değil. Neden mi? Bakın 2014 tarihli Yardım Heyeti’nin Güncel Ekonomi Durum Raporu, TÜK’te ortalama maaşın 7 Bin 68 TL olduğunu söylüyor. O tarihte, yine bir kamu kurumu olan BRT’de maaş ortalaması 5 Bin 543 TL. Üstelik TÜK’de çalışanın yüzde 70’i işçi… Bu bolluk da Kurum’un batmasının önemli bir nedeni değil midir..?
TÜK konusunda son günlerde yapılan uygulama ise, madalyonun diğer yüzü.
Kırarak, dökerek, hayatı pahalılandırarak…
TÜK’ü kurtaralım. Madem bu aşırı devletçilik modeli, liberal ekonomiye aykırı, sektöre yararı tartışmalı Kurum’u kurtarmaya kararlısınız, kurtarın. Peki niçin kurtaracaksınız? “Tarım sektörü için” diyeceksiniz. Oysa bu uygulamayla, tarım sektörünü doğrudan zarara uğratacaksınız.
TÜK’ü kurtarma adına fon koyduğunuz 109 ürün arasında, bizzat üretimi pahalı hale getirecek hammaddeler var, üretim girdileri var. Hayvan yemi var, gübre var, daha niceleri var.
Toprak Ürünleri Kurumu’nun amacı, çiftçi ve hayvancının ihtiyacı olan yem ham maddelerini en uygun fiyatlarla temin etmekken, siz bu amaca ters bir uygulamaya gidiyorsunuz. O suçladığınız yönetim kurulundan ne farkınız var?
Hammaddeye getirilen bu ek maliyet, en önce temel gıda maddelerinde artışa sebep olacak.
Yani ekmek ve sütte…
Sonra, burada üretilmeyen başka temel gıda ürünleri var. Mesela yağ gibi. Bunlar da her eve mecburen giren ürünler.
Hani kamu yararı?
İmzalanan son ekonomik protokolde, TÜK’ün kendine yeterli hale getirilmesinden söz ediliyor. Bu ne demek? Geliri ile giderini karşılaması, devletin üstünde yük olmaktan kurtarılması, kısaca özerk olması, siyasi oyuncak olmaktan çıkması…
Şimdi bu yapılanla TÜK, devlete de vatandaşa da, yeni külfet getiriyor.
KTHY’de, Belediyeler’de yapılmayanı yaparak, öncelikle Kurum’un aşırı giderlerin düşürülmesi gerekmez miydi?
Diyeceğim o ki, 2014’de Yönetim Kurulu’nun yaptığı bir yanlış olabilir, cezası varsa sorumluları ödesin. Ama TÜK’ün bütün sorunları bir tek o dönemin aldığı kararların sonucu değil ki? Diğer sorunları neyle gidereceksiniz? Vatandaşa zam kazığıyla mı..?
İşte bu olmadı…
Bu noktada da, işin içine bir kez daha siyaset karıştığı bariz bir şekilde görülüyor.
Ha, bir nokta daha, şu 109 kaleme yüzde 3 fon var ya… Tarım Bakanlığı yüzde 2 talep etmiş, Bakanlar Kurulu da üstüne yüzde 1 ilave etmiş. Böyle iddialar var. Bu doğru mu? Doğruysa, peki o yüzde 1 ne için? ‘Hazır zammı yapmışken, cari bütçeye de ek gelir sağlayalım’ mı denilmiştir? Hani sigaraya, akaryakıta konan dolaylı vergiler gibi…
Velhasıl cevapsız bir çok soru var. Ama sonuç değişmiyor. Tarım sektörü de vatandaş da harcanıyor…
YERİN KULAĞI VAR
BEKLEDİLER:
CTP milletvekili Ferdi Sabit Soyer, Türkiye’de darbe girişimi olduğunda, TBMM’nin bombalandığı bir atmosferde KKTC Başbakanının Cumhuriyet Meclisi’ni olağanüstü toplantıya çağırıp bir kınama kararı alma girişiminde dahi bulunmadığını söylüyor. Sayın Soyer, siz de biliyorsunuz ki, arkadaşlar durumun netleşmesini beklediler. Cumhurbaşkanı Akıncı aynı anda ekibini toplamış, daha girişim bastırılmadan Türkiye televizyonlarına bağlanarak, darbe girişimini kınamıştı. Vatandaşlar, sosyal medyadan avazları çıktığı kadar kınama mesajları attılar. Oysa Hükümet başkanının açıklaması bile girişim bastırıldıktan sonra geldi. Ne olur, ne olmaz değil mi ya…
EN FAZLA 30 YAŞINDA YÖNETİCİ:
Koop Bank memur alımı için münhal açtı. Bir çok kişi de umutla ilana baktı. Oysa ilan, adrese teslim gibiydi. Bakın mesela, bazı mevkiler için en fazla 1984 doğumlu olma koşulu aranırken, bir kaç tanesi için, 1985 doğumlu olma koşulu var. Sonra, aradığınız “Yönetici” ise, konusunda uzman birini ararsınız. 30-31 yaşında biri, Kooperatif Merkez Bankası’nda bir birimi yönetecek liyakate sahip olabilir mi? Neden yeni memur arar gibi, düşük yaş sınırı tutulmuş ki? Zaten, daha önce durdurulanların alınacağı, herkesin dilinde… Yoksa sınav göstermelik mi?
GÜNDEM KURAN KURSLARI:
Din İşleri Dairesi Başkanı Atalay, mevcut yasalar çerçevesinde cami ve diğer mekanlar dışında gerçekleştirilecek herhangi bir dini faaliyet için, izin alma zorunluluğunun da olmadığını söyledi. Ama kurslar camide… Kimse Kuran-ı Kerim’i öğrenmek ve öğretmenin suç olduğunu iddia etmiyor. Ancak, kendi dilini bile doğru dürüst konuşamayan, henüz dünyayı tanımayan küçücük çocuklara, kimlerin ve hangi bilgi ile kurs verdiklerini kim veya kimler denetliyor. Hüseyin Ekmekçi aylar önce kuran kursu verme yetkisi verilen bazı kişilerle ilgili bir listee yayınlamış ama, Sayın Atalay’dan tık çıkmamıştı. Bu listelerde, ilkokul mezunu dahil, Atalay’a yakınlığı ile bilinenlere, para karşılığı kuran kursu izni verildiğini görüyoruz…Herkes ibadetinde özgürdür ama, bu ülkenin de yasalarına uymak kaydıyla…
ERCAN, BİRİNCİ:
Ercan havaalanı, son 6 ayda ele geçirilen 2,5 kiloya yakın uyuşturucu ve 167 tutuklama ile ilk sırada yer aldı. Uyuşturucu kullananların en çok maddeyi geçirmeye çalıştıkları yer olarak havayolunu seçmesi, Ercan Havaalanındaki kontrol noktasında bir zaafiyet veya personel eksikliğini akla getiriyor…
BİR İLK OLUR MU?:
Fonlara getirilen zamla kurtarılmaya çalışılan Toprak Ürünleri Kurumu’nun yayınlanan Sayıştay raporuna göre, 2014 yılındaki Yönetim Kurulu üyelerinin 856 bin liralık zarardan sorumlu oldukları açıklandı ve bakanlık olarak söz konusu şahıslarla ilgili suç duyurusu yaptı. İhmalleri ortaya çıkarsa söz konusu kişilerin bu parayı kuruma ödemesi istenebilecek. Mahkemeden böyle bir karar çıkar mı bilemeyiz ama, eğer çıkarsa, bundan sonrası için bir emsal teşkil edebilir…
DARBE MODASI:
Türkiye’de yaşanan 15 Temmuz darbesi ile unutulmaya yüz tutan “darbe” sözcüğü yine moda oldu. CTP milletvekili Soyer de, “hükümet Meclisi istemiyor, demokrasi ve halk iradesine ise saygısız, UBP- DP Hükümeti, 27 sayısına sahip yapay bir darbe hükümetidir” diyerek darbe modasına uyanlar kervanına katıldı…
ZİRVEDEKİLER
Özdemir Tokel: “Ne isterse olsun, adı Kuran kursu da olsa ufacık çocukların, kamu denetimsiz kontrolsüz ve müfredatsız herhangi bir dini tedrisattan geçirilmeleri doğru değil. Geleneksel denilen buna benzer uygulamaların Türkiye’nin başına ne belalar açtığı ortada…Bunu söylemek din düşmanlığı değil, bilakis dine değer vermek İslam’ın algısını korumak… Zira dinin yanlış ellere düşmüş halinin dünya üzerinde İslam anlyışını ne hale soktuğu ortada…”.
DİPTEKİLER
Spor Mu, Katliam Mı?: Her av mevsimi geldiğinde aynı soruyu soruyorum kendime. Hafta sonu yine binlerce insan sosyal medyada, öldürdükleri yüzlerce hayvan resimlerini paylaşacaklar. Aslında sadece onları değil, geride bıraktıkları yavrularını da öldürdüklerini bilmeden. Ve ne yazık ki onlar, bu “katliamın” adına “spor” diyorlar…



































