Küçük bir oda,
Güzel bir manzara,
Lezzetli bir kahve
Can dostlarım
Yaşanmışlıklarım
Not defterim
Ve
Çerçeve de bir kadın;
“Cennet Hanım…”
Huzura eren Meleğim
“Annem…”
Bütün asaleti ,
Hoş edası
Mağrur gülüşü
Ve
Taviz vermeyen dimdik duruşu ile
Öylece bana bakıyor…
Yok yok!
Gülümsüyor sıcacık.
Dakikalarca bakışıyoruz.
Gözlerim buğulanıyor
Ovuşturuyorum
Bir ara kaşlarını çatar gibi oluyor.
Sanki;
Aklımdan geçenleri okuyor.
“Ne oluyor?” der gibi…
“Toparla kendini!…”
Sesini duyar gibi oluyorum bir an,
Kendime geliyorum.
Gözlerimi gözlerinden ayırıyorum,
Hiçbir şey olmamış gibi,
Kahvemden bir yudum alıyorum.
Zar zor yutuyorum,
Boğazım düğümleniyor,
Zorlanıyorum.
Bir şeyler karalıyorum
Aklımdan geçenleri tek tek sıralıyorum.
Dilimin ucuna gelip de
Tek tek söyleyemediğim ne varsa
Döküyorum içimi beyaz kağıda…
Arada bir de göz ucuyla “meleğe” bakıyorum.
Öylece süzüyor beni,
Takip ediyor
O masum gülümsemesinden
Hiç taviz vermeden…
Yazdıklarımı görmese de
Tahmin edebiliyor…
“Her zaman ayakları üzerinde duran,
Bildiği doğrulardan şaşmayan,
Güçlü bir kadın olacaksın” derdi…
Ve ısrar ederdi;
“Yılmayacaksın!…
Yorulmayacaksın!…
Umutlarının peşinden koşacaksın!…
Ve;
Asla,
Hayallerini bırakmayacaksın!…”
Sözleri kulağımda çınladı
Göz pınarlarım doldu,
Akan birkaç damla yaşa engel olamadım.
Kelimeler,
Cümlelerde birbirine girdi…
Satırlar anlamını yitirdi
Yazdıklarım sel oldu gitti.
Kağıdı, kalemi bir tarafa fırlattım.
Diz çöktüm önüne
Başımı, başına yasladım.
Hıçkırıklara boğuldum.
Çocuk gibi ağlıyordum yanında
Saçlarımı okşayıp
Beni teselli etmesini bekliyordum.
“Olmuyor Anne!
Olmuyor!
Yollar dar, uzun, zor
Ayaklarıma dikenler batıyor
Yürüyemiyorum.
Takatim kalmadı
Yoruldum Anne!
Her çaldığım kapı
Yüzüme kapanıyor
Umudum tükeniyor Anne!
Gençlik hayallerim mi?
Beni çoktan bıraktılar,
Hepsi seninle tek tek uçup gittiler Anne!
Niçin beni yalnız bıraktın Anne!
Duyuyor musun?
Duy beni Anne!!!…
Ya gel!
Ya geleyim!
Sana ihtiyacım var Anne!!!…
Biçare;
Meleğimle dertleşirken
Omuzum da sıcacık bir el hissettim,
Taa… yüreğime kadar giden bir sıcaklık
Başımı yasladığım yerden kaldırdım,
Doğruldum,
Yavaşça yaşlı gözlerimle arkama döndüm,
Karşımda koca bir Yiğit!
Onun badem gözlerinde hayat buldum
Beni kollarımdan tutup ayağa kaldırdı,
Başımı gögsüne yasladım,
Güçlü kolları ile beni sardı,
Sıkı sıkı sarıldım,
Öksüz kalmış bir çocuk misali.
Saçlarımı okşadı,
Göz yaşlarımı sildi,
Huzur veren sesi ile
Usulca kulağıma fısıldadı;
“Benim de sana ihtiyacım var Anne,
Benim de bir Meleğe ihtiyacım var…”


































