Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kıbrıs siyasi sorunundaki hatalar…

Referandumda her iki tarafın da “evet” diyeceği bir çözümü düşünemiyorum. Pekala taraflardan biri “hayır” derse ne olacak? Annan planında olduğu gibi “sorun dondurulup” askıya mı alınacak, yoksa hemen akabinde yeni bir müzakere masası mı kurulacak?

Hata 1: Prensip değişmedi! Hâlâ deniyor ki “masada tüm konularda uzlaşma sağlanmazsa taraflar anlaşmış sayılmazlar!

O zaman üzerinde uzlaşıya varılan konuların da uzlaşılamamış konular nedeniyle kadük hale gelmelerine yazık olmaz mı?

Hata 2: Neden iki halkı referanduma götürmeden önce Kuzey ve Güney kurucu devletleri kendi bünyelerinde ve yoklama mahiyetinde resmi olmayan referandumlarını yapıp, çıkacak “hayır”ın nedenlerini tespit etmesinler?

Hata 3. Ve tespit edilen nedenleri bu kez yeni başlıklarla masada müzakere edip yeni uzlaşı formülleri bulunmasına fırsat tanımasınlar?

Hata 4: Eğer çözümden sonra Kuzey de AB üyesi olacaksa neden çözüm sürecinde ambargolar kaldırılarak hem çözüme hem Kuzey’in kendini çözüme hazırlamasına katkıda bulunulmadı?

Hata 5: Neden müzakere sürecinde halkın etki tepkisini öğrenip ölçmek için üzerinde uzlaşıya varılan konuların içerikleri açıklanmıyor? Ki Açıklanmaları halinde her iki toplum bünyesinde “olumlu ve olumsuz yanlarının tartışılması müzakereciler için de yol haritası olmaz mıydı?

YANLIŞ BAŞLADI: Aslında Kıbrıs Türk halkı “müzakereci” seçmedi. Cumhurbaşkanını seçti. Rum Cumhurbaşkanına “Mütekabiliyet” nedeniyle Kuzey de kendi seçilmiş Cumhurbaşkanı ile müzakerelere katılıyor.

Yanlış olan şu: Sn. Cumhurbaşkanı ayni zamanda “müzakerecilik yetkisinde “tek temsilci, tek seçici, tek siyasi irade” oluyor! Oysa ötede “seçilmişlerden” oluşan ve devleti yöneten bir de hükümet vardır. Oysa “devletin yetkili ve sorumlusu olan hükümet siyasi çözüm sürecinin dışında tutularak, yetkisiz konuma düşürülüyor!”

ÖTE YANDAN: Neden müzakereler başlarken kırmızı çizgiler saptanıp öncelikle bunlar görüşülmedi. Ki esas görüşmelerde baş ağrısı olmaktan çıkarılsınlardı!

Neden en zor konular olması gereken “garantilerle mülk ve toprak sorunu” en başta değil de müzakerelerin sonunda yer aldı. “Uzlaşılamaması” halinde “başta uzlaşılan konuların” da kadük hale gelmelerine yazık olmaz mı?

ASIL YANLIŞ ŞUDUR AMA: Bugün de ve artan bir yoğunlukta Türk tarafından “nasıl olursa olsun yeter ki çözüm olsun” sesleri işitiliyor! Karşımızda kim olsa bu fırsatı kendi çıkarına değerlendirmek için kullanır. Zaten Anastasiadis’li Rum liderliğinin de gitgide kakasını yığarken muzırlık yapması bu nedenledir! Müzakereler başlarken çözüm için ve dik durarak, “olmasa da olur” diyebilmeliydik! Devam eden bu çağrılar yanlıştır.

**********

BELEDİYELER YASASI SİL BAŞTAN YAPILMALIDIR

Belediyelerin “birleştirilmelerine, reformlara ve çok ciddi şekilde denetlenmelerine büyük ihtiyaç vardır.”

Bir kere Belediye Başkan ve Yönetim Kurulları şunu bilmelidirler: Seçilene kadar, evet siyasi partilerinin mensuplarıdırlar. Seçildikten sonra halkın..

Oysa hep beraber görüyoruz. Artık halka hizmet değil, mensubu olunan “partiye hizmet” ediyorlar! Dahası çoğu Belediye Başkanı “partisinin Başkanı ve üst kademedeki insanlarından emir alıyorlar! İstihdamlar fazlalığı bunun sonucudur! Suda kopartılan kıyamet bunun sonucudur!

Abuk sabuk işler yapıp belediyelerin bütçelerini beterince borca harca sokmak bunun sonucudur!

Seçimlerden önce belediyelerin borçları ile sorunlarını bilmezmiş gibi aday olup seçildikten sonra on paralık iş yapmadan sürekli enkaz ve borç devraldığından yakınmak bunun sonucudur ve riyakârlıktır!

MESELA: Geçtiğimiz günlerde Yenierenköy Belediye Başkanı “ödeyemeyeceği duruma geldiği için Belediye Başkanlığından istifa etti!” Yerine “kayyum” atayacaklar bu kez Belediye Meclis üyeleri “hayır” diyorlar, “bizim aramızdan bizi seçilecek!”

(Kişiler önemli değil, olayın kendisi önemlidir çünkü Belediye yasaları eksiktir.)

Mesela: Sandığa girersin, seçilmek için propagandanı yapar dizi dizi vaatlerde bulunursun. Sonra seçilir makamına oturursun bir süre sonra da “başaramayacağım” diyerek istifa edersin!’

Hesap kitap vermeden istifa etmek bu kadar kolay mı? Canı istedi seçildi, canı istedi istifa etti! Halkın oyları, belediye başkanlığı, görev anlayışı çocuk oyuncağı mıdır?

ÖTE YANDAN: Son günlerde Glapsides plajı ile gündeme gelen Mağusa Belediye Başkanı Arter’e bakın: Seçileli beridir ya kendisini makamında ziyaret edenlerle hasbihalde bulunduğunun haberlerini veriyor yahut kendisinin falan “büyüğü” ziyaret ettiğinin resimli duyurularını yapıyor. Bu güne kadar her ay yayınlanan “Mağusa” adlı gazetesine bakın. Tek bir icraata rastlamazsınız ama karşılıklı ziyaretler, hoşamadiler gırla!

Tabi yeniden “yollar, trafik” diye başlamayalım ama kendisi Glapsides’e betondan yol yaparak zaten başlatıyor!

Pekala bir Belediye Başkanının onca istihdam, onca borç ortadayken Glapsides’e betondan yol yapacağım diye bütçeyi zorlayarak 5 milyon lirayı kuma gömme hakkı var mı? Bu durumda “hey sen ne yapıyorsun, bu yetkiyi kimden aldın, bunca parayı kısır bir yatırıma atmaya ne hakkın vardır” diyecek bir yetkili ve sorumlu merci yok mudur?

Kısaca Belediye yasaları kökten değişmezse bu memlekette belediyeler beterin beteri olcaklar haber verelim!

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (ÖĞRENCİLERE NE VERİYORSUNUZ)

Sadece bu yıl TC’den 11 bin 960 öğrenci daha geliyor. Mesela yeni gelenlerle DAÜ 20 bin öğrenciyi aşmış olacak. Dert değil ama. Devasa yurtlar yapıldı. Bazıları beş yıldızlı otel gibi. Fakat:

Ne Lefkoşa Belediyesi ne Mağusa Belediyesi üniversite öğrencilerine üzerlerinde yürüyecek doğru dürüst kaldırım bile veremedi kaldı ki yürünecek yollarla sağlıklı trafik akışı sağlasınlar! Mesela Mağusa’da DAÜ çevresindeki öğrenciler tarlalarda yürüyerek, toprakların içinde yuvarlanarak gidip geliyorlar okula! Ötesi alt yapı sorunlarını hiç sormayın…

Bir de demez miyiz “hani turist?” İyi ki yoklar!