Torunlarımla birlikte olmak amacıyla bir aydan fazla bir tatil arasından sonra tekrar Havadis okurları ile birlikte olmanın mutluluğunu hissetmekteyim.
Bu süre içinde ülkemizde icraatlar açısından pek bir gelişme olmamakla beraber mevcut sorunların aşılması yolunda Yönetimlerimizin de tatilde olduğu izlenimi her vatandaşta vardır. Şehirlerarası ve şehir içi Yolların, refüşlerin temizlenmesinden, daha doğrusu terk edilmiş ülke manzarasından başlayarak, Su dağıtımı ve fiyatlarına kadar en rutin işten en önemli konulara şehir planlama, kat karmaşası, imzalanan İşbirliği Program uygulama takvimine kadar Hükümet görüşleri veya uygulamaları açısından bir irade ve iktidar boşluğu söz konusudur. Meclis de esasen tatilde. Bakalım, halka dönük icraatlar ne zaman olacak?
Bu bir ay içinde, KKTC halkını da birlikte derinden şoka sokan Türkiye’de 15 Temmuz başarısız darbe girişimi yaşanmıştır. 15 Temmuz gecesinden beri Türk milletinin ve halkının tümüyle bir bütün olması, ülkeye ve demokrasiye hep birlikte büyük bir özveri ve dayanışma içinde sahip çıkılması hareketi ise hakikaten dünyaya örnek teşkil edecek Milletçe top yekûn demokrasi ve barışa sahip çıkma hareketi olmuştur. Demokrasiye sahip çıkma açısından bir milli bütünleşme süreci yaşanmaktadır. Vatanın bütünlüğü ve tehdit söz konusu olduğunda, içte ne kadar görüş ayrılıkları olsa da bir anda milletimizin, halkımızın kenetlenme hasletini yine gördük ve yaşadık. Dünya da bunu gördü.
İnşallah bu birlik ve bütünlük, sevgi ve saygı süreci, demokratik kurallar, adalet ve hukukun üstünlüğü içinde, Ülke menfaatlerinin en üst düzeyde korunması için, ekonomik mali ve sosyal kalkınmanın ve her alanda gelişimin sağlanması için, gerekli olan koşulları temin edecektir. Dış yatırımcı ve sermayeye de, hem ekonomik hem de siyasi mesaj ve güvenin uzun vadede verilmeye devam edeceğine inanıyoruz.
Başarısız darbe girişiminden sonra beklenmedik bir şok’un toplum üzerinde yarattığı travmanın kısa sürede atlatılacağı, toplumsal yaraların sarılacağı, yetkililerce 300 milyar TL olarak ifade edilen büyük bir zarar maliyetinin, milletçe, çalışanıyla, işvereni, yatırımcısıyla ve tüm kurum ve kuruluşlarıyla, sahip çıkılan tüm sorunların azimli çalışma ile kısa sürede giderileceği izlenimi, halkın her kesiminden verilen yüksek hedefli mesajlarla görülmektedir. Birlik ruhu, çalışma azmi, geleceğe güven, her alanda gelişim için en önemli unsurlardır.
Esasen bütün son yaşanan ülkesel ve toplumsal sarsıntıdan sonra son haftalarda ekonomik açıdan baktığımızda, Piyasaların ve yatırımcı güveni açısından travmanın erken atlatıldığı izlenimi devam etmektedir. Başta dolar ve euro’da olmak üzere kur’larda meydana gelen dengesizlikler ikinci haftadan sonra eski seviyelerine oturmuştur. Mevduatlar yerinde duruyor. Bankalara bir hücum olmadı. İlk günlerdeki piyasalardaki dalgalanmalar da ertesi hafta ve şimdi durulmuştur. Faizler düşüş gösterdi. Ve bu hafta da düşme eğilimi devam etmektedir. Başarısız darbe girişiminin daha ikinci hafta sonunda, İstanbul Borsası haftayı yükselişle kapattı. ABD’de göstergeler de istenildiği gibi çıkmayınca genel olarak piyasalar da denge bulmaya başladı.
Bu her açıdan gergin süreçte TC Merkez Bankasının, BDDK, SPK, Hazine, Bankalar Birliği ve Bankalarla olan yoğun koordinasyonu ve işbirliğinde çalışılarak bankacılık ve mali piyasalar için herhangi bir sarsıntı yaşatılmadan gerekli ihtiyaçların ve likiditenin, gerek TL gerekse döviz olarak karşılanarak finansal sistemin ve her türlü ödemelerin aksamadan yürütülmesinin sağlanması, önemli bir başarıdır. Herhangi bir anomali yaşanmadan normal sistemin çalışması devam etti ve ne kurumların ne de halkın bu konularda her hangi bir sıkıntı yaşamadığı izlendi. Dönem çok iyi yönetildi. MB Başkanı, alınan önlemlere paralel Bankacılık sektörünün de süreçte çok iyi çalıştığını ifade etti. Genelde parasal genişleme politikaları da iç piyasaların rahatlatılmasında yardımcı oldu.
Öte yanda yabancı yatırımcıların Güven’inin de devam etmesi ve Türkiye ile işbirliği içinde olan ve Türkiye’de yatırımları olan yabancı yatırımcıların bu esnada Türkiye ekonomisine yönelik güven beyanları da ve bu olaylara geçici gözüyle baktıklarını, piyasaların toparlanacağına olan güvenlerinin bulunduğunu deklere etmeleri de dış sermaye ve tüm piyasaların bakış açılarına olumlu yansımış, ve piyasaların erken toparlanmasına etkisi olmuştur. Kredi derecelendirme kuruluşlarından sadece S&P’dan hemen başlangıçta çatlak ses gelmişse de diğer değerlendirme kuruluşlarından olumsuz bir tavır gelmedi. Yakında Türkiye hakkında görüşünü açıklaması beklenen Moody’s ve diğer derecelendirme kuruluşlarından da not düşürücü bir sonuç gelmedi. Böyle olursa piyasa analistlerinin çoğunluğuna göre kurlarda doların en çok 2.95 TL seviyelerinde devam edeceği görüşleri hakimdir. Gelecek için özellikle de Rusya ile yapılan son yakınlaşmanın da ekonomik ve ticari açılımları getireceği açıktır.
2- Rusya ile Türkiye ilişkileri ve İki Ülke Liderlerinin Zirve toplantısı,
Geçen yıl sonuna doğru uçak krizi ile bozulan Türkiye- Rusya ilişkilerinde bu hafta yapılan Zirve ile sonuçlanan önemli olumlu gelişmeler ve sıcak ilişkiler içinde toplantı sonunda iki Lider’in verdiği beyanatlar, bu haftanın en çok sevindirici siyasi ve ekonomik sonuçları olmuştur.
Daha Haziran 2016 ayında başlatılan diplomatik ilişkiler ve İki Ülke Liderlerinin baştan beri gösterdikleri irade ile süratle olumlu bir seyir takip eden ilişkiler, en son Salı günkü toplantı ile ilişkilerin eskisi gibi yakınlaştırılması ve ‘hatta daha ileri düzeye taşınması’ konusunda mutabakatla sonuçlanmıştır.
Türkiye, Rusya ve bölge barışı açısından Türkiye-Rusya ilişkilerinin en üst düzeyde olumlu seyretmesi, hem İki Ülke’nin siyasi, ekonomik, ticaret, turizm, ulaştırma ve gelişen iş ve sosyal ilişkiler açısından ne kadar önemli ise, hem de her iki ülkenin güvenliği, bölge ve dünya barışı için de çok önemli bir hadisedir.
Dolayısıyla bu sonucu çok önemsemeliyiz. İlişkilerin komşularla özellikle Rusya ile çok iyi yürütülmesi gereği üzerinde durulmalıdır. Türkiye’nin stratejik coğrafik pozisyonunda ve doğuda gelişen olayları düşündüğümüzde bu önem daha da artar. Bu sonuca çok memnun olan belki milyonlarca insandan biriyim.
Türkiye ile Rusya’nın ekonomik, mali, toplumlararası yakınlaşmalarının, siyasi işbirliklerinin bu kadar geniş sınırları olan ve Karadeniz’in Kuzeyi ile Güney kıyılarını nerede ise baştan başa paylaşan iki devletin iyi ilişkiler içinde olması her iki Ülke ve halklarının menfaatleri için vazgeçilmez bir gereklilik olmalı ve ilişkilerin devamında çok dikkatli davranılması gerekli ve kanaatimce şarttır. Esasen en çok memnuniyet verici husus, her iki Ülke Liderleri Sayın Erdoğan ve Sayın Putin’in bu hususları defalarca zikretmeleri olmuştur. Her iki ülke de yüzyıllarca imparatorluklar ve devletler kurmuş devlet yönetimlerinde çok tecrübeli bir tarihi geçmişi olan ve en çok komşu olan İki ülkedir. Ve birbirlerine her yönden doğal olarak ihtiyaçları vardır.
Diğer çok önemli bir husus, her iki ülke halklarının bu kriz sürecinde krizin aşılması için olağanüstü gayretle Liderleri ve Yöneticileri teşvik etmiş olmalarıdır. Çünkü her iki ülke işadamlarının yatırımları ve iş alanları ile halkın karşılıklı her iki ülkede çalışma alanları çok genişlemiş ve geniş bir halk kitlelerini ilgilendirir duruma gelmiştir. Hatta sosyal açıdan da geniş bir yakın ilişki ağı içine girmiştir. Bunlar toplumların da birbirlerine menfaatler ve ilişkiler dolayısıyla yakınlaşmalarını sağlamaktadır. Ekonomik, mali, turizm, ulaşım, enerji ve her türlü ihtiyaçların giderilmesi için özellikle Rusya’nın 1990’ların başında Sovyetler Birliğinin dağılmaya başlamasından ve Demirperde ülke’liğinden Dünya’ya açılımından sonra Türkiye-Rusya ilişkileri, her yıl gittikçe gelişme göstermiştir.
Salı günü yapılan Zirve toplantısı sonucu açıklamalarla 2016-2018 dönemi için İki Ülke arasında Orta Vadeli bir Program’ın hayata geçirileceği, bu çerçevede Karma Komisyon’ların kurulup işlemlerin süratle geliştirileceği öngörülmüştür. Uçak krizinden önce başlatılan Stratejik Ortaklık Anlaşması çerçevesinde de gerek enerji, gerek ticari ilişkilerin daha da geliştirileceği ve Türk Akımı projesinin devamı konusunda mutabık kalınmıştır. Denizaltı döşemesinden sonra Türkiye topraklarına vardığında kara kısmında % 50-% 50 ortaklık çerçevesinde stratejik Yatırım kapsamında projenin devamı kararı alınmıştır. Ayrıca Akkuyu nükleer santralinin devamı konusunda pürüzlerin giderildiği ve daha önce Rusya tarafından talep edilen ve Türkiye tarafından ertelenen Rus taleplerine cevaben, bu Projenin Stratejik yatırımlar başlığı altına alınma kararı alındığını ve bu kapsamda bu projeye gerekli teşviklerin Türkiye tarafından verileceğini Sayın Erdoğan beyan etmiştir. Putin de, Türkiye’ye güvendikleri yönünde cevaplar vermiştir. Mutabık kalınan konular yalnız enerji konusunda değil, sanayi, tarım, alanlarında ve ticaretinde her İki Ülke’nin hedefi yükselttiklerini ve halen krizden önceki ulaşılan 35 milyar$ ticaretin hedefinin 100 milyar$’a çıkarıldığını ifade etmişlerdir. Ulaşımda Charter uçuşlara izin verileceği, vize konularında ise Putin’in ‘halklarımızın ilişkilerinin zorluklarını gidermek istiyoruz. Uzun komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesini istiyoruz. Zor bir dönem geçirdik, bu zorlukları vatandaşlarımızın çıkarları için atlatabiliriz’ ifadeleri devlet ve Yönetim İradesi açısından çok anlamlıdır. Sayın Erdoğan’ın da kapsamlı bir görüşme ile siyasi iktisadi, beşerî alanlarda tekrar gerekli işbirliği sağlanacağını, tarım ürünlerinin tekrar ticaretinin başlatılması, vizesiz dolaşım, Akkuyu ve Türk Akımı projelerinin stratejik projeler kapsamında teşviklerle yürürlüğe konacağını açıkladı.
Ayrıca yine yatırımlar için Fon birikimi sağlanması için müşterek Türk-Rus Yatırım Fonu’nun kurulmasına karar verilmesi ve Savunma konusunda İşbirliğinin arttırılacağı, gibi çok önemli konularda her iki Lider dünyaya İrade beyanında bulunmuşlardır. Geniş kapsamlı ilişkilerin ileri götürülerek Sn Erdoğan’ın deyimiyle, ‘Ankara-Moskova hattını dostluk hattı haline getireceğiz.’ ifadeleri, ilişkilerin en üst düzeye ulaştırılması fikrinin pekiştirilmesine karar verildiğinin ifadeleridir. Ve uçak kriz döneminden, kriz dolayısıyla her iki Ülke’nin de fiili olarak kısa sürede ülke ve vatandaşlarının ne kadar zarar gördüklerini ve iki güçlü ülkenin birbirlerine her açıdan duydukları ihtiyaç konusunda dersler çıkardıklarının ifadeleridir. Hayırlı ve uğurlu olmasını dileriz.
Ve dileriz şimdi ‘Savunma İşbirliği’ konusunda yapacakları toplantılar ve ortaklaşa işbirliğinde de, gerek Türkiye’nin doğusundaki terörün önlenmesi ve bu bölgelerle birlikte, orta doğu ve Suriye konusunda farklı görüşler, ortak noktada uzlaşı ile, kan dökülmesini durduracak barışçıl sonuçlara ulaşılması sağlanır. Buna bölge barışı için de ihtiyaç vardır.
Türkiye’nin son birkaç ayda çok önemli dış politika değişikliği ve dostluk ilişkilerinin geliştirilmesi, özellikle komşularla iyi ilişkilerin geliştirilmesi hususunda önemli ataklar ve teşebbüsler içinde olduğu izlenmektedir. Rusya ile olduğu gibi İsrail’le, İran, Mısır ve diğer çevre ülkeleriyle ilişkilerin dostane çerçeveye konması konusunda gayretlerin sürdürüldüğü müşahede edilmektedir ki bu kamuoyunda gelecek için memnuniyet yaratmaktadır. Yeni politikaların barışa yapacağı katkılar dolayısıyla hayırlı olmasını diliyoruz. Aynı anlayışların karşı taraflardan da geleceğine inanmak istiyoruz.
































