Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Erdoğan-Putin yakınlaşması ve enerji savaşları

Orta Doğu’daki tüm çelişkileri belirleyen süreçler, ENERJİNİN KONTROLÜNDEN  geçmektedir.

Dünya çapındaki , büyük şirketlerin hakimiyet mücadelesi, düzenli ve ucuz enerji sağlama mücadelesiyle birlikte yürümektedir.

Özellikle AB ülkelerinin enerjide Rusya’ya bağımlı yapıları, Amerika ve Rusya’nın  ORTA-DOĞU’yu kontrol mücadelesini de kızıştırmaktadır.

Amerika, AB’ye, Rusya’dan bağımsız enerji kanalları sağlamaya çalıştıkça, Rusya da karşı hamlelerle, Amerika’nın bu oyununu etkisiz hale getirmeye çalışmaktadır.

Hatırlandığı gibi, Nabuccu enerşi iletim hattının gündeme geldiği günlerde, Putin, Türkiye’ye MAVİ AKIM ve TÜRK AKIMI projelerini  hayata geçirme sözü vermiş ve NABUCCU projesi şekil değiştirmek zorunda kalmıştı.

Son olarak BİR AY kadar önce, Amerika’nın ısrarlı çalışmalarıyla, Türkiye-İsrail yakınlaşması yeniden sağlanırken, Rusya’nın da karşı hamle yapacağı bekleniyordu.

15 Temmuz 2016’da Türkiye’de yapılmak istenen Fetullah’çı darbenin ardından Amerika ve AB den yeterli desteği bulamayan Erdoğan, farklı ve tehlikeli bir kart olan PUTİN KARTINI kullanmak için harekete geçti.

Putin de Türkiye-İsrail Boru hattının gerçekleşmesi durumunda, Avrupa’nın enerji bakımından RUSYAYA BAĞIMLILIĞININ AZALACAĞI’nın farkındadır.

Türkiye_İsrail yakınlaşmasının başladığı gün, Rusya-Türkiye ilişkilerinin de yeniden olumlu sinyaller verdiği gün oldu.

Dış Politikada hamleler, SATRANÇ TAŞLARININ  stratejik hamleleri gibidir.

Dünya üzerindeki ekonomik mücadelede Enerji’yi kontrol eden, söz sahibi olur. Bu ENERJİ YOLLARINI kontrolde de Türkiye stratejik bir pozisyondadır.

Türkiyedeki iç çatışmalar, Kürt sorunu, Kıbrıs ve Suriye Krizleri, ENERJİ SAVAŞLARININ YANSIMALARIDIR.

Yukarıdaki Harita’da da görüldüğü gibi, Mavi akım ve Türk Akımı’nın gerçekleşmesi durumunda, Türkiye, Rusya’ya enerji bakımından daha da bağımlı hale gelirken, Rusya’nın AB üzerindeki ENERJİ KONTROL ŞANSI daha da güçlenmektedir.

Boru hattının planlanan tahmini taşıma kapasitesi yılda 63 milyar metreküp’tür. Türkiye’nin bu projeden yılda yaklaşık 14 milyar metreküp doğal gaz alması ve geriye kalan 49 milyar metreküp gazın Avrupa’ya ihraç edilmesi düşünülmektedir. Ancak, Türk-Yunan sınırından Avrupa’ya aktarılacak doğal gaz hattının bu miktarı taşımak için yeterli kapasitede olmadığı yönünde endişeler de vardır.

 Avrupa Enerji Komisyonu Başkanı’nın değerlendirmesine göre ise önerilen boru hattı müşterilerinin taleplerini AŞMAKTADIR.

PUTİN ERDOĞAN YAKINLAŞMASI, Türkiye içerisindeki Amerikan-AB  düşmanlığını arttıran yönüyle de, Türkiye  içerisindeki süreçleri daha da karmaşık hale getirebilir.

Amerikan Dışişleri Bakanı Sözcüsü de, bu yakınlaşmadan memnun olmadığını kesin bir dille açıklamıştır.

Büyük devletler arasındaki hakimiyet mücadelesinde dikkatli olunmadığı takdirde, tehlikeli sonuçların ortaya çıktığı, Türkiye tarafından mutlaka dikkate alınmalıdır.

Şantaj politikaları, karşı hamleleri de beraberinde getirebilir.

Rusya-Türkiye yakınlaşmasının sonuçları,Kıbrıs görüşmelerine nasıl bir etki yapacaktır?

Amerika’nın karşı hamleleri, GÜNEY AKIM PROJESİ, bu yeni gelişmelerle nasıl bir yol izleyecektir?

Önümüzdeki günlerde, bu soruların cevapları yavaş yavaş ortaya çıkacaktır.