Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“Hamd ona mahsustur”

Elektrik varsa ezan da var, yoksa yok!..


Eskiden, müezzin mikrofonun karşısına geçer, ezanını okurdu.
Her ezan okunacağında Selimiye Camii’nin mikrofonlarından cihazın açılış sesleri duyulurdu.
Hoca, mikrofonu düzeltirken, mikrofon gıcırtıları minarelerden şehre yayılırdı.
Kapanacağında da aynı sesler.
Bazen mikrofonun takılı olduğu cihaz büyük bir gürültü ile kapanırdı.
O, işlem tamam demekti!..

Çok hoştu…

Zaman zaman öksürük seslerinin işitildiği de olurdu…

Öksürüğe de mikrofon seslerine de alışkındı Lefkoşalı.
Arızaların ve öksürük seslerinin hiç önemi yoktu.
Önemli olan içtenlikti.
Sonuçta ezan okunuyordu…

Şimdi mikrofon karşısına geçen müezzin yok.
Önceden hazırlanmış bantlar veya CD’ler vasıtası ile ezan sesleri hoparlörlere veriliyor.
Bir ara bir radyo frekansı üzerinden ortak yayın düşünülüyordu.
Durum nedir bilmiyorum…

Geçtiğimiz günlerde ilginç bir olay oldu.
Alaniçi köyünde elektrik borcu yüzünden camiye elektrik verilmeyince, ezan sesleri de durmuş oldu.
Böyle durumlarda, niye müezzinin şerefeyi kullanarak ezanını okumadığı bilinmiyor.
Köy çok mu geniş?
O zaman,  elektrik yoksa, ezan da yok!..

Eskiden, Ahmet Gürses’in başından böyle bir olay geçti mi bilinmez.
Yani elektriklerin kesildiği günler oldu mu?
Olduysa, ezan nasıl okunmuştur?
Şerefeye mi çıkıldı?..

Alaniçi’nde ezan meselesi içler acısı.
Ya ölen olursa deniliyor.
Ölüler nasıl gömülecek?
Haksız mılar?..

İnşallah mesele halledilmiştir…

Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusal Kurtuluş Savaşı dönemi Kıbrıslı Türkler tarafından heyecanla izleniyordu.
Kıbrıslılar, Türkiye’de yapılan devrim harekelerinin neredeyse ilk uygulayıcılarından olmuşlardı.
Fesi, peçeyi derhal atmışlar, Latin alfabesine geçmişlerdi.
Devrimler büyük ilgi görüyordu…

Türkiye’de ezanın Türkçe okunma çabaları 1932 yılı itibarı ile başlar ve giderek bir yasaya bağlanır.
Türkçe ezan çalışması Kıbrıs’ta da kendini bulur.
Müftü Dana Efendi, ezanı Türkçe olarak okutmaya başlar.
Bu gelişme, Menderesçilerin hoşuna gitmez herhalde.
Konu üzerinde sonradan çalışma yapan kimi Türkiyeli araştırmacılar, Kıbrıslıların bu tutumunu eleştirirler.
Ağızlarına geleni söylerler.
Bu yüzden dinsiz oldular derler.
Bırakılsaydı, Türkiye de Kıbrıs’takiler gibi olacaktı şeklinde eleştirilerde bulunurlar…

Kıbrıslı Türklerin dinsiz olduğunu söyleyenler, herhalde Arap olduklarını söyleyemezler!..

Ezan Türkiye’de Arapça okunmaya başlanmış ama Dana Efendi Türkçe’den vazgeçmemiştir.
Hatta kendisini Türkiye’ye davet eden Atatürkçü çevreler, Dana Efendi’den örnek alınması gerektiği üzerinde durmuşlar.
Bir saptamaya göre, Kıbrıslı Türkler 1969 yılına kadar ezanı Türkçe okutmuş.
Bir araştırmacı ise, Müftü Dana Efendi’nin 1969 yılında gittiği Türkiye’de ezanın Arapça da okunmasının serbest kalması için anlaştığını yazar.

Yani, Türkiye’de ezanın tekrardan Arapça okunmasına başlandığı yıllardan (Menderes dönemi) 1969 yılına kadar ezan Türkiye’de Arapça, Kıbrıs’ta Türkçe okunuyordu…

Türkiye’deki ilgili kanuna göre ezanın Türkçe okunması yasak değildir.
Fakat, yasaklanan Arapça serbest kalınca, bu iş hepten Arap işine dönmüştür…

Biz neden döndük?
“Tanrı Uludur” yerine anlaşılmayan bir dilin kullanılmasında ne anlam var ki?..

Tanrı uludur Tanrı uludur
Tanrı’dan başka Tanrı yoktur
Tanrı uludur Tanrı uludur
Hamd ona mahsustur

Atatürk bu satırları okumuş ve “Hamd” ile “mahsus” kelimelerinin Türkçeleştirilmesini ileriki nesillere bırakmış. (*)

Bırakmış bırakmasına ama…
Kusura bakma Paşam.
Kimse ilgilenmiyor!
Herkesin ana dilini konuşması için, ana dilde eğitim yapması için yırtınmalar var ama, ana dilde ezan hak getire!..

Hamd: Yüceltmek, övmek, ululaştırmak anlamındadır ve sadece Tanrı’ya aittir.
Kusura bakma Paşam.
Tanrı’ya ait olanı da aldılar!
Hamd ona mahsustur!..

(*)İbadet Dilinin Türkçeleştirilmesi Aşamalarından Biri: Türkçe Ezan ve Uygulamaları / Başak Ocak Gez