Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hala Sultan İlahiyat Koleji ve çelişkiler!

Hala Sultan İlahiyat Koleji de KKTC’ye problem olarak yaratıldı: varolan problemler yetmezmiş gibi. Hala Sultan İlahiyat Koleji’nin kim tarafından talep edildiği, bugüne kadar muğlak kaldı: en azından gerçek veriler kamuoyuna açıklanmadı. Kıbrıslı Türklerin bir talebi olarak lanse edildi: ancak bize göre doğruluk payı tartışılır. HSİ Koleji, TC’deki İmam Hatip Liselerinin benzeri bir amaçla açıldı.

Dönemin İrsen Küçük hükümeti 200 dönümlük araziyi 30 yıllığına, Bakanlar Kurulu kararıyla ihalesiz olarak 100 TL’ye (25/01/2012), Kıbrıs İlim Ahlak Sosyal Yardımlaşma Vakfı’na kiralamıştı. Ne yazık ki her konuda olduğu gibi bu konuda da ‘ciddi anlamda toplumda umarsama’ olmamıştı. Arazi neden bu vakfa kiralandı? Neden İHALESİZ kiralandı? Soruları yanıtsız  bırakıldı.

Devamında Sosyalist Enternasyonal’in üyesi CTP’nin başkanı sayın Özkan Yorgancıoğlu açılışta kompleksin ülke için önemine işaret ederek, kompleksin hayat bulması için katkı koyanlara teşekkür etmişti. Ayrıca, burada eğitim alacak gençlerin teknolojiyi en iyi şekilde kullanabilecek, yaşıtları ile rekabet edecek konumda olmaları için çok çalışmalarını ve iyi eğitim alacaklarına inanç belirtmişti,  buradan mezun olacak gençlerin, ülkenin geleceğe yürürken dünya ile eşit şekilde yürümesine katkı koyacağını kaydetmişti. Hala Sultan kompleksinin, dünyayla rekabet edebilecek gençler yetiştireceğine inandığını’ söylemişti*. O dönemde sayın Yorgancıoğlu’nun sözleri ilginç! Olarak kabul edilmişti.

Sonuç olarak toplumun malvarlığı bir şekilde birilerine belirli bir amaç için kiralanmıştı. Sonrasında HSİ Koleji’nin binası yapıldı ve öğretime başlandı. Yasalara uygunluğu hiç dikkate alınmadan.

            HSİ Koleji, TC’deki İmam Hatip Liselerinin programını uygulamakta, ek olarak Kıbrıs Eğitim Kültürü’ndeki kolej programını da içermektedir. Öğrenciler hem dini hem de kolej programı bilgileriyle mezun edilmektedir. Hem din hem bilim! Büyük çelişki.

            TC’de, İmam Hatip Liseleri birer ‘meslek okulu’ olarak kabul edilir. İHL’lerden mezun olan kız ve erkek öğrenciler, meslek edinerek mezun olur. Meslekleri de ‘imam’lıktır ancak TC’de bu konuda yasal problem ortaya çıkmıştı. Kızlar, yasal olarak ‘imam’ olamamaktadırlar. Bu nedenle yeni bir düzenlemeye gidilerek İHL’lerden mezun olanlara, üniversitelerdeki istedikleri bölümlere girebilme fırsatı da yaratıldı. Bu noktada toplumsal kaygı ve çelişkiler hala daha tartışılmaktadır.

            Şimdi gelelim HSİ Koleji’nin durumuna. Yüksek İdare Mahkemesi ‘müfredatını yasa dışı’ bularak, Eğitim Bakanlığı’nın okulun faaliyete geçmesiyle ilgili iki yıl önce aldığı idari kararı ‘yetkisiz’ bularak iptal etti. Bakanlık ise okulu Genel Ortaöğretim Dairesi bünyesine alarak, okulun faaliyete devam ettiğini, problem olmadığını açıkladı.

            TC’deki uygulamanın tersi yapılmış oldu. HSİ Koleji TC’deki İmam Hatip lisesi gibi faaliyet gösterecekse, meslek kazandırdığı için Mesleki Teknik Öğretim Dairesi’ne bağlı olmalı. Ancak iddia edildiği gibi meslek kazandırmayacaksa problem daha da büyük.

            Eğitim bilimi ilkelerine ters bir öğretim programı (müfredat) uygulaması çok büyük bir problem. Ortaokul döenimindeki çocuklara Kur’an-ı Kerim ve Arapça dersleri okutulacak. 6. Sınıftan başlayarak, her iki ders de haftada 3 saat olarak 7 ve 8. Sınıfta da devam edecek. Soyut işlemler dönemine henüz girmiş veya belki de daha girememiş olan çocuklara soyut iki ders okutulacak.

            Çocukların soyut olan iki dersi de ezberlemesi ve başarması beklenecek. Cennet, cehennem, ölüm, kurban gibi soyut ve korku dolu pek çok kavram kazandırılmaya çalışılacak. Gelişim dönemleri nedeniyle en fazla problem yaşama ihtimalleri olan kavramlarla boğuşmaları istenecek. Çocukların psikolojilerinde problemler yaratılacak.

HSİ Koleji eğer Genel Ortaöğretim Dairesi’ne bağlı olacaksa, Genel Ortaöğretim Dairesi’nin amaçlarına göre öğretim programını düzenleyecek. Hem orta hem de lise öğretim programını, Kıbrıs Türk Milli Eğitimi’nin amaçlarına göre düzenlemlidir. Ortaöğretim’in amaç ve görevlerindeki gibi; Atatürk milliyetçiliği doğrultusunda sosyal ve kültürel bütünleşmeyi sağlayacak ve koruyacak,  öğrencilere ortaöğretim düzeyinde asgari ortak bir genel kültür vermek suretiyle, onlara kişi ve toplum sorunlarını tanıyacak, bunlara çözüm yolları arayacak ve toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunma bilincini ve gücünü kazandıracak ve öğrencileri, toplum ekonomisinin gereklerini de gözeten çeşitli programlar çerçevesinde ilgi ve yeteneklerine göre geliştirerek yüksek öğretime veya hem mesleğe hem yüksek öğretime veya toplumsal yaşama ve iş alanlarına hazırlayacak. Bu amaşların dışına asla çıkamaz.

Ancak şu anki öğretim programı ile yukarıdaki amaçlarla çelişki içerisindedir. O nedenle mahkemenin kararı bir tarafa, hala daha yasal olarak problemler ortada durmakta. Yetkililer bir an önce HSİ Koleji olgusuna ciddiyetle eğilmelidir.