Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bizim cephede son durum

Önce, Osman Kurt,  Facebook’da müthiş bir ironi yaptı ve nihayet polisin ve askerin sivile bağlandığını yazdı.

Okuyunca acı acı güldüm.

Türkiye’de darbe girişimi sonrası sivil hükümet bütün yetkileri eline aldı.

Darbe gecesi, savaş uçaklarının  meclisi ve halkı bombalaması üzerine Başbakan Eskişehir’deki savaş uçakları merkez üssünü aramış ve “derhal havalanın, halkı bombalayan uçakları düşürün” talimatı vermiş.

Karşısındaki general de “bu talebiniz yazılı yapın” demiş.

Başbakan küplere binmiş, “peşimde darbeciler var, sana yazılı nasıl göndereceğim” demiş ama fayda etmemiş.

Sonradan darbeci olduğu anlaşılan general başbakanı takmamış ve savaş uçaklarının bombardımanına seyirci kalmış.

Sanırım bunun üzerine bütün kuvvet komutanlıkları yani kara, hava ve deniz komutanlıkları doğrudan başbakanlığa bağlandı. Başbakan’ın talimatını başka bir yerden teyit almadan sorgusuz-sualsiz yerine getirecekler.

Böylece Türkiye’nin tarihinde bir ilk gerçekleşti ve ordu sivil-seçilmiş hükümetin emrine girmiş oldu.

Şimdi, bu duruma göre, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ve ona bağlı Polis Genel Müdürlüğü de sivil idarenin emri altına girmiş oldu.

Küçük bir farkla, bizim sivil başbakan değil Türkiye’deki sivil başbakana  bağlandılar.

Ardından Yeni Kıbrıs Partisi bir bildiri yayınladı ve  sivilleşmenin önemine dikkat çekti.

Dikkat çekti de kimseden tıs çıkmadı.

Tıpkı geçen hafta bizim sorduğumuz soruya tıs çıkmadığı gibi.

Bizde de cumhurbaşkanı aynı zamanda başkomutandır.

Ama kağıt üzerinde.

Bırakınız Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı veya polisi sizce  darbe gecesi cumhurbaşkanlığını koruyan bölük emri kimden alırdı?

Başkomutan Mustafa Akıncı’dan mı yoksa Bölük Komutanından mı?

İşte içinde bulunduğumuz durum budur.

                                                                                              ***

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral İlyas Bozkurt zamansız ve beklenmedik bir şekilde veda etmeye başladı.

Adı, darbecilerin hazırladığı listede “göreve devam edecekler” kısmında yazılıydı.

Bunun üzerine birçok gazete ve televizyon generalin görevden alınacağını yazdı-söyledi.

Tümü de haberlerini “güvenilir kaynaklara” dayandırdı.

Ortada ne resmi bir açıklama var ne de resmi bir teyit.

Koskoca Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’ndan da ses çıkmadı.

Ve general veda turlarına başladı.

Sessiz ve muhtemelen mahcup bir şekilde.

Öte yandan darbe girişimi gecesi KKTC’den hiçbir yetkilinin ulaşamadığı Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay dün yaptığı açıklamada “FETÖ’nün buradaki uzantılarını biliyoruz. Bunların bertaraf edilmesi için KKTC hükümeti ile çalışmalarımız var” deyiverdi.

Elbette “ne tür çalışmalarınız var” diye sormayacağız.

Bu “devlet sırrıdır” deyip bizimle paylaşmak istemeyebilirler.

Büyükelçi Kanbay’ın yanıtlamasını istediğim bir tek sorum vardır;

“Sayın Büyükelçi 15 Temmuz gecesi size ve bir dahil müsteşarınıza kimse ulaşamadı. Neden?

Koskoca büyükelçilik bu soruya yanıt verir herhalde.

Yoksa bizim cephede değişen birşey yoktur der geçeriz.

Tıpkı 42 yıldır olmadığı gibi…