AK Parti İnsan Haklarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Yasin Aktay, Havadis’in Türkiye’deki darbegirişimi ile ilgilis orularını yanıtladı
ÜÇ YILDIR: Yasin Aktay, Ak Parti hükümetinin son üç yıldır dershanelerin kapatılması ve yargı değişiklikleri ile, FETÖ Terör örgütüne karşı açık bir mücadele verildiğini, darbe girişiminin bunun bir sonucu olduğunu söyledi. Aktay, hedefteki ismin Erdoğan ve dolayısı ile Ak Parti hükümetiolduğunusöyledi
AB’YE BAKIYORUZ: Yasin Aktay: Türkiye tabii ki AB sürecinden vazgeçmiş değil. AB bizim devlet politikamız ve stratejik bir hedefimiz. AB tarafından ciddi hayal kırıklıkları yaşıyor olduğumuz bir sır değil. Ama AB dinamik bir süreçtir
FETİŞLEŞMİŞ BİR HAREKET: “Ortada fetişleşmiş bir hareket var. Kod adı hizmet olan bir hareket. Hepsi Pennsylvania’da yaşayan zata hizmet etmeye dönüşen bir hareket. Herkes Gülen’e kul olmuş. Onun adına gerekirse insan katledilebiliyor, öldürülebiliyor”
BAE ÜZDÜ: “Birleşik Arap Emirlikleri’nin devlet olarak bu işin ne kadar içerisinde olduğunu bilmiyoruz ama BAE’nin desteklediği Dubai merkezli medyanın özellikle Arabia Medyasının darbeyi cesaretlendirici, olumlayıcı bir yaklaşımı olduğunu gördük. Bu da bizi fevkalade üzdü”
AK Parti İnsan Haklarından sorumlu GenelBaşkan Yardımcısı v eParti Sözcüsü YasinAktay, Ak Partihükümetinin son üç yıldır dershanelerin kapatılması ve yargı değişiklikşleri ile, FETÖ Terör örgütüne karşı açık bir mücadele verdiğini belirtti. Darbe girişiminin bunun bir sonucu olduğunuda ifade eden Aktay, hedefteki ismin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunubelirtti.
“Ortada fetişleşmiş bir hareket var. Kod adı hizmet olan bir hareket. Hepsi Pennsylvania’da yaşayan zata hizmet etmeye dönüşen bir hareket” ifadelerini kullanan Aktay, “Herkes Gülen’e kul olmuş. Onun adına gerekirse insan katledilebiliyor” dedi.
AK Parti İnsan Haklarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Yasin Aktay, 15 Temmuz gecesi meydana gelen darbe girişimini Havadis’edeğerlendirdi.
Havadis: 15 Temmuz gecesi neredeydiniz ve neler yaşadınız?
Yasin Aktay: 15 Temmuz gecesi ben AK Parti Merkez binada idim. Kalkışma ile ilgili haberler duyulunca hemen Meclis’e geçtim. Olayı ilk duyduğumuzda biz de başkaları herkes gibi şaka sandık. Bize haber veren arkadaşa “Şakanın zamanı mı” diye sorduk. Ama kısa bir süre içerisinde bunun şaka olmadığını kötü bir olay, bir darbe teşebbüsü olduğunu gördük.
Ben hep daha önceleri “bu zamanda darbe olur mu?” diyenlere “bu zamanda darbe olmaz ama darbe yapmaya heveslenecek insanların olmadığı anlamına gelmez. Bu akıl tutulmasını yaşayan insanlar olabilir. Ama akıl ölçeğinde, akıl sınırları içerisinde kalan insanlar için bu devirde darbe olmaz” derdim. Bu zamanda zaten darbeye girişecek olan insanlar akıl sınırları içerisinde kalmayan, akıl sınırları dışına çıkmış insanlar olması gerekiyor. Böyle insanlar var mı? Var, gördük. Akılını başkalarına emanet etmiş, aklından vazgeçmiş dünyanın gidişatının nereye doğru olduğundan haberdar olmayan insanlar, böyle bir akılsızlığa, böyle bir ahmaklığa tevessül edebilirler.
Havadis: Sizin “Neye himmet ve neye hizmet” diye bir kitap yazmıştınız ve burada bu hizmetin artık bir kod adı olduğuna işaret ettiniz ve hizmetin hareketin kendisine hizmet eden bir araca dönüştüğünü belirttiniz…
Yasin Aktay: Evet, ortada fetişleşmiş bir hareket var. Kod adı hizmet olan bir hareket. Hepsi Pennsylvania’da yaşayan zata hizmet etmeye dönüşen bir hareket. Pennsylvania’daki zata kulluğa dönüşmüş bir hareket. Onun adına gerekirse insan katledilebiliyor, öldürülebiliyor, kalabalıklara, sivil insanlara, silahsız insanlar en acımasız bir şekilde ateş açılabiliyor.
Parlamento basılabiliyor, hırsızlık yapılabiliyor, sorular çalınıp başkalarının hakkı çiğnenerek bir takım görevlere gelinebiliyor böylece bu hizmet kod adı ile bir harekete, bir yapıya, bir tapınağa dönüşüyor iş… Bu insanların gözünde o tapınağın bir tanrısı var. Onun için her şey göze alınıp yapılabilir. O her şeyi affedendir, o her şeyi normal gösterendir, o her şeyin normalini, doğrusunu, yanlışını belirleyen kişidir.
Böylece himmet ve hizmet dengesi müthiş bir kula kulluğa dönüşen bir yaşam tarzına, eylemler zincirine dönüşüyor. Bir habitusa dönüşüyor. Bu yapı bir sır topluluğudur. Esoterik bir sır yapısına dönüşüyor. Bu yapının neye hizmet ettiğini ancak en tepedeki insan bilir. Geriye kalan bu yapının neye hizmet ettiğini asla bilemez. Bu insanların hepsi en tepedeki kişiye hizmet ederler.
Yoksa hepsi aklını başına almış yaşını başını almış generallik seviyesine gelmiş, Yargıtay üyesi olmuş, anayasa üyesi görevine gelmiş rektör olmuş insanlardır. Ama bu insanlar bir anda bir emir ya da işaret geldiği zaman hepsi birer intihar komandosuna dönüşüp hizmet hareketine hizmete koşmakta ve yaptığı işin ne işe yarayacağını, sonucunun nereye gideceğini, o esnada kaç insanın katledildiğini, kimin malının çalındığını hiç hesaba katma ihtiyacı bir hissetmezler.
Fettullah Gülen’in kitaplarını okudukları kadar bu insanlar Kuran okumuş olsalar, Kuran onları bu konuda uyarıyor. Helal- haram sınırlarını belirleyecek kadar birine güven duyduğunuz zaman ona kulluk etmiş oluyorsunuz. Onu kendinize Rab edinmiş oluyorsunuz. Ve geçmişte Haham ve Rahipler karşısında Yahudi ve Hristiyanların içine düşmüş oldukları durum da böyle olmuştu.
Havadis: Türkiye 15 Temmuz sonrasında bugün nereye geldi? Şu anda siz ne görüyorsunuz?
Yasin Aktay: Aslında Türkiye 15 Temmuz’dan önce bu yapı içinde hareket etmekte, onun içinde büyümekte olan hareketten kurtulmuş oldu.
Bu yapı zamanında sinyal verip bu krizi Türkiye’ye yaşatmamış olsaydı, çok kısa bir süre sonra Türkiye’yi tamamen ele geçirecek kadar büyük bir etkiye sahip olacaktı. Kanser gibi vücudu tamamen ele geçirmiş olacak ve felç edecekti. Kanser biliyorsunuz vücudu ele geçirir ama bu kendine de yaramaz. Vücut ile beraber ölür. Aslında bu insanların ele geçirmiş olacakları ülke onlara da yaramayacak.
Ülke felç olacak ve ülke yönetilemeyecek bir hale gelecek. Çünkü onların ele geçirecekleri ülkeyi yönetme şansları da yok. Hiçbir şekilde bir ülke yönetimi, bir halk, bir devlet idaresi ilişkisine dair en ufak bir vizyonları ve kültürleri de yok.
Havadis: Darbe girişimi sonrasında siyasette de yeni bir durum ortaya çıktı. Diyalog kapıları açıldı, işbirliği başladı. Ortak bir refleks ortaya çıktı…
Yasin Aktay: Tabii ki bu şer bildiğimiz bir hareketin barındırdığı nice hayırlı gelişmeler olabiliyor. Bu şer hareketi hayırlı neticeler doğurdu. Ortak bir düşman grup bilincini artırır, geliştirir ve grubu bir birine kenetler.
Bu sosyolojik bir gerçekliktir. Ülke top yekün bir saldırıya maruz kaldığında milli bilinç daha fazla yükselir. İnsanlar kendi aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakıp, bir birilerine biraz daha kenetlenirler.
Bu hadiseyi biz çok net bir şekilde yaşadık. Bütün siyasi partiler kendi aralarındaki görüş ayrılıklarını, yaklaşım farklılıklarını bir kenara bırakıp ortak bir payda üzerinde, vatan, millet, darbeye karşıtlık, demokrasi ortak paydaları üzerinden uzlaştı. Kısacası çok payda üzerinden uzlaştı.
Bu paydalar aramızda hep vardı ama bu paydalar ciddi bir tehdit altında görülmüyordu. Aslında bu tehditler vardı. Biz bu süreçle ilgili uyarılarımızı 15 Temmuz’dan önce yaptık. 7 Şubat’ta, bunun öncesinde Mavi Marmara hadisesinde, dershaneler meselesi sırasında biz bunları gördük. Bu yapı bizim ne yapmak istediklerini görmüş olduğumuz için bize karşı tedbirler almak üzere, AK Parti’yi ve Sayın Cumhurbaşkanı’nı devirmeye çalıştılar. Gezi hadisesinde ve 17-25 Aralık sırasında bizi devirmek istediler. 17-25 Aralık’ın bir darbe girişimi olduğunu, gezi hadisesinin de bir darbe girişimi olduğunu biz söylediğimizde birileri bize “her çeşit muhalefeti bir darbe olarak mı niteliyorsunuz. Yargı size karşı harekete geçtiğinde neden bunu darbe diye algılıyorsunuz. Siz yargıdan kaçıyorsunuz” dediler.
Biz bu yapının yargıdaki etkisini ve gücünü kırmak için HSYK kanununda değişiklik yaptık. Muhalefet o süreçte bize ciddi bir şekilde muhalefet yaptı. Bizim yapmaya çalıştığımız o zaman da bu yapının yargı içindeki etkisini, kadrolaşmasını engellemek ortadan kaldırmaktı. O dönemde bize yeterince destek verilmedi.
Ayni şeyin YAŞ kararları ile yapılabilmesi için MGK’da bunların bir terör örgütü olduğunu tescil ettik. Maksat Askeri Şura yolu ile bunların en azından açığa çıkmış, herkesin bildiği bir kısmını tasfiye edilmesini sağlamaktı. Orada da biz çok ciddi bir muhalefet bekliyorduk.
Ama yapılan darbe girişimi ile iş açığa çıktı. Bizim ne kadar haklı olduğumuz anlaşıldı. Birileri bugün bize “haberiniz yok mu idi, istihbarat yok mu” diye soruyor. Vardı. İstihbarat vardı ama istihbarat yasal sınırlar içerisinde mücadele etmeyi gerektiriyor. Ve bunlarla mücadele henüz bir şey yapmamışlarsa öyle kolay değildi. Bir şey yapmayanları tasfiye yoluna gidemezdiniz.
Türkiye bir hukuk devletidir. Üstelik de bu konuda muhalefetin de desteğini görmemiştik. Son zamanlarda bir tek Sayın Devlet Bahçeli bu konunun önemini idrak etmişti.
Biz üç yıldır bu yapı ile fiilen mücadele ediyoruz. Alınacak tedbirleri almaya çalışıyoruz. Dershanelerini kapattık böylece Anadolu çocuklarını devşirme kanallarını kapattık. Bunun dışında belli kurumlardaki kadrolaşmalarının önüne geçmeye başlamıştık. Belki de bunlar onları bu kadar acele ederek böyle bir darbe teşebbüsüne tahrik etmiş olabilir. Bu tahrik sayesinde bunlar bütün unsurları ile huruç hareketi yapmış oldular ve deşifre olmuş oldular.
Deşifre olmuş, suç üstü basılmış, cürmü meşru halinde basılmış bir ekibi tasfiye etmenin hiçbir meşruiyet, haklılık sorunu yoktur.
Havadis: Darbe sonrasında yabancı ülkelerin tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yasin Aktay: Yaşanan darbe girişimi sonrasında batıdan istediğimiz, beklediğimiz çapta bir dayanışma görmedik. Yani sanki saldırıya uğrayan bir demokrasi değil de kendi içimizde bir kavga varmış gibi baktılar.
Bu da batının demokrasi iddiaları konusunda ne kadar tutarsız, ne kadar samimiyetsiz olduğunu da gösteren bir örnek. Darbenin ilk gerçekleştiği saatlerde batıda önce bir sessizlik sonra kısa bir süre içerisinde taraflara itidal çağrısı yapan söylemler ortaya çıktı.
Bu bizi hayretler içerisine düşürdü. Ortada taraflar yok. Ortada seçilmiş her bakımdan destek olunması gereken meşru bir yönetim ve ona saldırıya geçmiş, devletin silahlarını sivillere doğrultmuş suçlu bir darbeci, terörist topluluğu var.
Havadis: Birleşik Arap Emirliklerinin tavrı?
Yasin Aktay: BAE’nin devlet olarak bu işin ne kadar içerisinde olduğunu bilmiyoruz ama BAE’nin desteklediği Dubai merkezli medyanın özellikle Arabia Medyasının özellikle darbeyi cesaretlendirici, darbeyi olumlayıcı bir yaklaşımı olduğunu gördük. Bu da bizi fevkalade üzdü.
Havadis: Yaşanan sürecin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elini güçlendiren ve ona yarayacak bir süreç olduğu endişesi taşıyanlar da var. Cumhurbaşkanı’nın daha da sertleşeceği ve demokrasiden uzaklaşılacağı iddiaları var. Bu konuda ne diyeceksiniz? Siz bu endişelere katılıyor muşuz?
Yasin Aktay: Bunun tasası kimse düşüyorsa o tasalansın. Türk halkının böyle bir tasası yok. Elbette ki Recep Tayyip Erdoğan bu sürecin bir kahramanıdır. Bundan dolayı onun güçlenmesinden bir rahatsız duyuyorlarsa biz de bundan memnuniyet duyuyoruz.
Daha bize doğru düzgün taziyede bulunmadılar. O kadar şehidimiz var… İki binin üzerinde yaralımız var bundan dolayı bir geçmiş olsun demediler.
Demokrasinin sembolü, özü, kalbi bombalandı henüz parlamentoya bir geçmiş olsun dileğinde bulunmadılar. Kısa bir süre içerisinde darbeyi yapanların can güvenliği, insan hakları, işkence görüp görmedikleri ile ilgili rapor bile yayınladılar.
Havadis: 15 Temmuz sonrasında nasıl bir Türkiye göreceğiz?
Yasin Aktay: Hiç kimse endişe etmesin. Daha demokratik, daha müreffeh, daha iddialı ve dünyadaki mazlumlara her zaman daha çok sahip çıkan, yanlışları daha fazla dile getiren, dünyaya rahatsızlık veren vicdanları uyarmaya devam edecek bir Türkiye, Dünya beşten büyüktür demeye devam edecek olan bir Türkiye.
İnsanların yanı başlarındaki katliamlara sessiz kalmasına karşı hep onların vicdanlarını uyaran bir Türkiye olacak.
Kendi ülkesinde daha demokratik, insan haklarına daha saygılı, ekonomik anlamda kalkınmaya ve bu kalkınmanın ürettiği refahı daha geniş kitlelere adil bir şekilde yayma konusunda istekli ve duyarlı bir Türkiye olacak…
Havadis: AK Parti iktidarında Türkiye’nin yüzünereye bakıyor? Türkiye nereye yöneliyor?
Yasin Aktay: Türkiye tabii ki AB sürecinden vazgeçmiş değil. AB bizim devlet politikamız ve stratejik bir hedefimiz. AB tarafından ciddi hayal kırıklıkları yaşıyor olduğumuz bir sır değil. Ama AB dinamik bir süreçtir. AB yekpare bir yapı değildir. Kendi içerisinde çeşitlilikleri olan bir yapıdır. Bu çeşitlilikler içerisinde zaman zaman Türkiye aleyhtarı çok ciddi eğilimler olabildiği gibi bazen Türkiye’nin lehine de gelişebiliyor. Sürecin sonuna bakmak lazım.
Toplumda AB’nin Türkiye’yi almayacağı algısının gelişmemesi, böyle bir umutsuzluğun oluşmaması lazımdır. Böyle bir umutsuzluk hasıl olursa AB ile bir arpa boyu yol ilerlememiz mümkün olmaz.

































