Kıbrıs sorununda önemli bir dönemece giriliyor.
Yok, öyle 50 yıldır kullanılan ve artık kanıksanan cümle değil bu kez, cidden önemli bir dönemece giriliyor.
Çünkü yolun sonuna gelindi.
İki lider Eylül ayına kadar yapacakları pazarlıkları takvimlendirdiler.
Kadim federasyon tezi için son kez ve son pazarlıkları yapacaklar.
Bu cümle de bir tehdit değildir.
Bu pazarlıkların federasyon biçimindeki çözüm modeli için son olduğunu her iki lider de çok iyi biliyor.
Denktaş ile Makarios’un 1975 doruk anlaşmasıyla başladıkları federasyon çözümü için toplam 7 lider tam 41 yıl pazarlık yaptılar.
Artık nihayete gelindi.
Eskilerin deyimi işe mal karara erdi.
Mustafa Akıncı ve Nikos Anastasiades 41 yıllık federasyon statükosunu ya bir anlaşmayla sonuçlandıracaklar ve Birleşik Kıbrıs Federasyonu’nu kuracaklar, ya da “bizden bu kadar” deyip federasyon modeliyle olmayan çözümün ne ile olacağını gelecek nesillere bırakacaklar.
Bu cümle de aslında bugüne kadar hep negatif olarak kullanıldı.
Federasyon karşıtlarının dilinde pelesenk oldu.
Fakat federasyon karşıtlarına kötü bir haberim vardır ki durum istedikleri veya hayal ettikleri gibi negatif değildir.
Kamuoyunu pek de hoşnut edecek açıklamalar yapmasalar da aslında çözüm yönünde önemli mesafeler aldı iki lider.
Ağustos ve Eylül itibarıyla yapacakları pazarlıklarla mesafe kaydedecekler.
Fakat esas mesafe 25 Eylül’de New York’ta alınacak.
Nasıl mı?
***
New York’ta anavatanlar devreye girecek.
İttifak ve Garanti anlaşmalarından başlayarak kendi alanlarına giren birçok konuyu ele alacaklar.
Çözümün finansmanı da buna dahildir.
“Ekonomisi çökmüş Yunanistan çözümü nasış finanse edecek” diyenleri duyar gibiyim.
Türkiye elini cebine atacak.
Avrupa Birliği ile Amerika da öyle.
Anlayacağınız New York’ta büyüklerin dansı başlayacak.
Ya anlaşacaklar ve Birleşik Kıbrıs Federasyonu’nun temelleri atılacak ya da anlaşamayıp onlar da yeni bir evreye girecekler.
Yeni evrenin ilk bedeli de çözümsüzlüğün yaratacağı sorunlar ile boğuşmak olacak.
***
New York ile ilgili iyimser olup olmadığımı soracaklara şimdiden yanıtımı vereyim.
Ne iyimserim ne de kötümser.
Merak içinde izliyorum sadece.
Kaderimiz ve geleceğimiz üzerinde etkili olabilseydim-olabilseydik elbette iyimser ya da kötümser olma hakkımız da olurdu.
New York’ta büyükler konuşacak.
Biz de her zamanki gibi dinleyeceğiz.
41 yıldır yaptığımız gibi…
































