Mola!… dedik,
Düştük yollara…
Yoğun çalışma temposu içerisinde unuttuğumuz kendimize, sevdiklerimize zaman ayırmak adına.
Akışına bırakmak hayatı,
Zamanı yönetmeyi değil, an’ı yaşamaya çalışmak
Tadına varmak içtiğin bir kadeh şarabın
Plan yapmadan, saate bakmadan, erken kalkmadan, güneşin batışını kaçırmadan
Kırmadan, küsmeden
Gülümsemeyi unutmadan,
Sevgiden vazgeçmeden
Yaşamak lazım hayatı artık.
Neyse, geçte olsa farkına varabildik.
Telefonumu sessiz de bırakıp
Elime kitabımı alıp ,
Başladım Aşkım Kapışmak ile sohbete,
Öylece uzanmışım kumsala…
Yanımda buz gibi limonatam
Kitabın sayfalarını çeviriyorum yavaş yavaş,
Hayat!!!
…diye başlıyor kitabın satırların da
O da benim gibi takmış hayata
“Ortalıkta huzurla gezindiğin bahçe değil artık, kurtların gizlendiği orman gibi her yer.
Söyleme her şeyini herkese,
Hele ki yapacaklarını anlatma.
Bir tane dostun olsun, bir de ailen.
Kimi kuzu gibi bakar,
Ama kurt gibi kurar.”
Güneşin altında,
Masmavi denizin koynunda,
Tüm benliğim ile relax olmuşken birden toparlanıyorum.
Mevzu derin;
Devam ediyor hiç soluklanmadan:
“Çok işim var deyip kimleri yalnız bırakıyoruz?
Vaktim yok deyip kimlerden uzaklaşıyoruz?
Bir düşün sadece ve unutma,
-ihmal ettiğimiz yerden sınanacağız-
İşler iyi giderken evinde,
Para kazanırken çevrende,
Gereksiz insanlarla gezerken,
İşinde problem çıkıyorsa,
Sınav başlamıştır.
Egon sorun yok der ama
Sen kalbini dinle.
İhmal ettiklerin yavaş yavaş hastalanır.”
Bir yudum daha limonatamdan aldıktan sonra,
Kendi kendime mırıldanıyorum.
Ucundan biraz da bana dokunuyor.
Haklı tarafları da var.
Sürekli olarak bir yerlere yetişme telaşındayız.
Başarının tanımını yanlış algılamaktayız.(istinalar kaideyi bozmaz tabi ki))
İçini doldurmadan, dışını güzelleştirmeye çalışıyoruz.
Öğretilmiş, bizim de kabullendiğimiz bir süreç içinde gelip gidiyoruz.
Bazen söylediklerimize biz bile inanmıyoruz.
Dilimiz başka söylüyor,
Yüreğimiz başka…
Dar zamanda kazanıyor gibi görünsek de,
Bu kafa ile uzun zaman diliminde “kaybedenler kulübüne adımızı yazdırıyoruz.
“Haklısın vallahi” diyorum,
Söyleyecek çok fazla bir şey de yok!…
Hep bir şeyleri erteleyip duruyoruz
Başka bir şeylere yetişmek adına,
Soluğumuz kesilip dönüp arkamıza baktığımızda,
Ertelediklerimiz çoktan bırakıp gitmiş,
Yetişmek istediklerimiz dereyi geçmiş…
Sonuç mu?
Sıfır…
“Kendine bir söz ver” diyor
Hayatın hızlı temposu içinde isteklerimiz, hayallerimiz, planlarımız günbegün erteleniyor,
Hepsi aklımızın bir köşesinde kalıp gizli, saklı dualara dönüşüyor.
Hiçbir şeye yetişemiyoruz,
Hiçbir şeye yetemiyoruz.
Kendimiz olmaktan bile uzaklaşıyoruz.
Uzaklaşma, bir dur ve kendine bir söz ver!
Kendime bir söz verdim:
Dünleri unutmadan
Bugün de yaşayıp
Birlikte,
Yarınlara keyifle bakacağım.
Hadi Hayırlısı.
































