Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kapişari düzeni…

İşbitiriciliğin sınırı yok.

Zeyko Yağ Fabrikası’nın Anayasa’ya aykırı bir şekilde el değiştirmesini konuşurken, önümüze bir Bakanlar Kurulu kararı daha geldi…

Bakanlar Kurulu, Ağustos 2010 yılında, Cratos Otel’in denize inen sahilini 49 yıllığına  “Halk Plajı yapımı için” Otel’e kiralıyor…UBP’nin tek başına iktidar, İrsen Küçük’ün ise Başbakan olduğu dönem…

Gerekçe de o kadar masum ki; “Otel çevresine güzel bir görünüm kazandırmak”…

Oysa Otel, “halk plajı” diyerek aldığı sahili, kendi lüks plajı haline getiriyor.

Yani parselliyor…

Oraya artık halk plajı demek imkansız…

Ve girişlerden para almaya başlıyor.  Yani devletin arazisini işletiyor, çıkar elde etmeye başlıyor.

Kendi Bakanlar Kurulu kararının hilafına yapılan bu işlemlerden devletin hiç mi haberi olmuyor..?

Oluyor tabii ki…

O izni verenler bizzat kimbilir kaç kez gidip görmüşlerdir….

Ama kimseyi rahatsız etmiyor…

Kimse çıkıp da “hani kardeşim halk plajı”, ya da “Vatandaştan para alamazsın” demiyor, diyemiyor.

Çünkü bu işler böyle. Kapanın elinde kalıyor.

Sahillerle ilgili Anayasanın 159. maddesi burası için de geçerli ama, bir kez daha ihlal ediliyor. Kamu malı olmaktan çıkıyor. Tapu devri yapılmamış olsa dahi, vatandaşın olmaktan çıkıyor…

İki avukat Ahmet Said Sayın ve  Özgü Özkul Özyiğit araştırıyor, 11.8.2010 tarihli Bakanlar Kurulu kararına ulaşıyor…

İşte o Bakanlar Kurulu Kararı;

halk plajı

Olay bu kadar basit. Bir Bakanlar Kurulu kararı ile iş bitiyor. Kimse de uyanmıyor. Devletin malı sözde “halk plajı” adı altında birilerine rant amaçlı 49 yıllığına veriliyor. Bugün buna benzer bir olay Karaoğlanoğlu’nda yaşanıyor. Hani yaklaşık bir ay önce Başbakan Özgürgün’ün yanında müteahhit ile bölge gençlerine sahalarının tamir ve tadilatının yapılacağı müjdesini verdiği yer. Bugün yasalara rağmen orada yükselen bir otel var. Girne Belediyesi bu yasadışılığa ‘dur’ deyip, 4 katın üzerinin yıkılmasına karar vermiş. Hoş, ben bu kararın uygulanacağına inanmıyorum ama neyse. Yarın bu otel sahibinin, “otel çevresine güzel bir görünüm kazandırması” gerekçesiyle ve yine bir Bakanlar Kurulu kararı ile bugün gençlerin olan o sahayı da, kendi sınırları içine katmayacağını kim garanti edebilir ki..?

Zaten bize gelen duyumlar, Karaoğlanoğlu’ndaki bu inşaatla ilgili, bazı siyasilerin devrede olduğu yönünde…

YERİN KULAĞI VAR

VATANDAŞLIK ZİRVE YAPACAK: Cumhurbaşkanı Akıncı ile Rum Lider Anasatsiadis arasında varıldığı açıklanan vatandaşlıklar konusuna göre, yaklaşık 220 bin KKTC vatandaşı ortak devletin de vatandaşı olacakmış. Anastasiadis sayının biraz esneyebileceğini söylüyor. Durum böyle olunca, KKTC kimlikleri altın değerine ulaşacak. KKTC vatandaşı olabilmek için her yol denenecek, iktidarın bu durumu kendi leyhine çevirmek için tepe tepe kullanacağından kimsenin şüphesi olmasın…

DİRENEBİLECEKLER Mİ: Karaoğlanoğlu’nda Kaya Artemis otelin yasaya ve emirnameye aykırı olarak sürdürdüğü inşaat, Girne Belediyesi tarafından mühürlendi. İyi de oldu ancak, bugüne kadar neler neler gördük biz. İki gün geçti, Belediye’den açıklama yok. Yarın o mühür sökülür, yasal birtakım değişiklikler yapılıp inşaatın devamına imkan verilirse hiç şaşırmayın. Kimse, fazladan çıkan 3-4 katın yıkılacağını beklemesin. 

UMUTLANALIM MI: Birikim Özgür, babası Özker Özgür’ün ölüm yıldönümünde yazdığı mesajda, “Deniz bitti” demiştin. Ne demek istediğini yeni yeni anlamaya başladık. Şimdi neredeyse herkes popülizmle daha güvenli yarınlara ulaşamayacağımızdan söz etmeye başladı. Sloganların artık karın doyurmadığı herkesçe fark ediliyor” diyor. Öyle mi gerçekten? Ben Sevgili Birikim gibi, bunu hissetmiyorum. Politikacıları bir kenara bırakalım, vatandaşın “kayırılma” talebi bence aynen devam ediyor. Karınlarını bu yolla doyuranların sayısı da eksilmiş görünmüyor. Acaba Birikim’e bunları söyleten gençler mi? O zaman umutlanalım…

DAHA ÇOK BEKLERSİNİZ: Din İşleri Dairesi Başkanı Talip Atalay’ın, hergün yeni bir vakasını okuyoruz.  Neler neler yapmış meğer de kimsenin haberi olmamış. Türkiye, “görevden alın” diyor, bizimkiler “biz mi atadık ki, görevden alalım” diye diretiyor. İddiaya göre Vakıflar da Atalay’ın görevden alınması için resmi yazı yazmış ama, Cumhurbaşkanınca imzalanmamış. Hakkında onca iddiaya rağmen bu kişinin hala o makamda oturmasına nasıl tahammül ediliyor anlamıyorum. Yok eğer, kendisi istifa etsin diye bekliyorsanız şimdiden söyleyeyim, daha çok bekleyeceksiniz…

YAĞMA HASAN’IN BÖREĞİ: Hep deriz ya, ülke de, insanları da bozuldu diye. Herkes bir şekilde torbasını doldurma yolunda. Hele de suyun başında iseniz, işiniz çok daha kolay. Kıbrıs Postası’ndan Vatan Mehmet’in iddiası tam da böyle. Adam, vatandaşın yasal başvurusunu işleme koymak için, karısına ait arsayı almalarını şart koşmuş. Şimdi bu şahıs görevde değil, eğer hukuk devleti isek, sonuna kadar gidilir ve iddialar doğru ise, gereği yapılır ama, bugüne kadar, hukuk devleti değil, “guguk devleti” gibi davrandık. Yapanın yanına kar kalıyor ne yazık ki…  

BU NASIL VİCDAN: Kürtaj skandalı davasında insanın kanını donduran gelişmeler yaşanıyor. Gömülü bulunan bebeklerden 34 haftalık bebeğin cinsiyetinin kız olduğu ve bebeği kürtajla alan Doktor Karagözlü’nün “nefes alıyordu” dediği iddia ediliyor. Hiç mi vicadanları sızlamadı, sırf para uğruna, bir cana kıymak bu kadar mı kolay. İnsan hayatı üzerine ettikleri o Hipokrat yeminine bile sadık kalamadılar. Gece başlarını yastığa koyduklarında rahat uyuyabilirler mi, bilmiyorum…

FIRSAT BU FIRSAT: Küçük Kaymaklı’daki eski poliklinikde faaliyetini sürdüren Kadın Sığınma Evinin kapısına kilit vurulduktan hemen sonra Sağlık Bakanlığının harekete geçerek, binayı geri almak için harekete geçtiği iddia ediliyor. Mal bulmuş mağrubi gibi, fırsat beklermiş gibi. Şimdi bu hükümetin yeni bir sığınma evi yapacağı yönündeki açıklamaları ne kadar inandırıcı olabilir ki..?

ZİRVEDEKİLER: Seval Oyaltan: “Artık bir Kadın Sığınma Evi yok bu ülkede. Büyük fedakarlıklarla ayakta tutulan tek Kadın Sığınma Evi. Zorunlu olarak. Kapatılmak zorunda kalındı. Şiddet gören, mağdur olan kadınların sığınabileceği tek yerdi. Devlet yıllardır böyle bir yeri açmadı, açamadı, açmak istemedi.… Devletin yapması gerekeni yıllardır Sivil Toplum Örgütü ve bir grup gönüllü yaptı. Şiddet gören, sığınma ihtiyacı duyan mağdur bir kadının gidecek bir yeri yok artık!..”

DİPTEKİLER: Kıbrıs’ta “Barış Dili”: Cumhurbaşkanı Akıncı  “barış dilini kullanmalıyız” diyor. Tamam, kullanalım. Ama habere bakın, Yunanistan Cumhurbaşkanı Güney Kıbrıs’a geliyor ve “yetkililer” kendisine “fahri Omorfo vatandaşlığı” veriyor. Ha, bir de kentin anahtarını. O da alıyor, “gurur duydum” diyor. Kim o yetkililer, sözde Omorfo Belediye Başkanı.  Yanında da devlet erkanı… Masada görüşmeler sürerken, ardı ardına gelen bu provokasyonlara karşı, barış dili kullanmak mümkün mü..?