Amerika Türkiye’yi uyarmış;
Terör örgütü IŞİD intihar bombacılarından oluşan 5 ayrı timi Türkiye’ye göndermiş. Hedefleri bayramı kana bulamakmış.
Alın size tam da bayramlık bir haber.
Tutulan orucun mutluluk mükafatı olan bayram sevincini gölgeleyecek türden.
Kimler tarafından gölgeleniyor bu sevinç?
Yine Müslümanlar tarafından.
Geçtiğimiz hafta İstanbul havaalanını kana bulayan ardından Dakka’da restoran basan, Bağdat’ta iki yüze yakın insanı katleden Müslümanlar tarafından.
İslam’ın sorunu budur.
Ve bu sorun “bunlar Müslüman değildir” tekerlemesi ile de aşılabilecek bir sorun değildir.
“Kimin, ne kadar Müslüman olduğu” İslam’ın ortaya çıktığı zamanlardan beridir tartışılagelen bir konudur.
Hz. Muhammed’in ölümüyle başlayan iktidar kavgalarına zaten bulaşmıştır terör. Hz Muhammed’in akrabalarını ve torunlarını hunharca katledecek kadar da vahşi örnekler sergilenmiştir.
Dolayısı ile Kuran’dan ayetlerle vey6a tartışmalı hadislerle sorunu çözmek mümkün değildir.
Çünkü mesele Müslümanlar arası bir sorun olmaktan çoktan çıkmıştır.
Mesele, kendini Müslüman sayanların hem Müslümanlarla ve hem de diğerleri ile ortak bir paydada buluşma uzlaşısını sağlama meselesidir artık.
***
İnsanları birbirine bağlayan dini ya da etnik/kültürel duygular olabilir.
Ne dini duygular ne de etnik/kültürel duygular insanların aynı coğrafyada, bir arada yaşamaları için yeterli değildir.
Bunlar ancak bir coğrafyanın sosyolojik yapısını belirleyebilir.
Ötesinde anayasaya, yasalara ihtiyaç vardır.
İnsanoğlu, ancak yirminci yüz yılın ikinci yarısında bir arada yaşamanın vazgeçilmez kurallarını oluşturabildi.
Bu kuralların başında eşitlik gelir, demokrasi gelir, seçme ve seçilme özgürlüğü gelir, laiklik gelir ve liste öylece uzar gider.
Her inancın özgürce ibadet edebileceği, her etnik/kültürel unsurun kendini özgür ve ait hissedeceği bir devlet yapısıyla ancak insanlar birbirlerini öldürmeden refah ve mutluluk içinde yaşayabilirler.
Müslümanlar da dahil herkesin bu gerçeğe sıkı sıkıya bağlı olması gerekir.
Yoksa aksi, IŞİD’in çizdiği yoldur.
***
Kuşkusuzdur ki buruk bir bayram kutluyoruz.
Etrafımızda akan bunca kana rağmen, hiçbirşey yokmuş gibi sevinmek mümkün değildir.
Şükür ki bu vahşet henüz bu topraklara uğramamıştır ama uğradığında da geç kalmış olacağımız kesindir.
Onun için, bu vahşete kaynaklık yapan yasadışı tarikatlar ve din simsarları noktasında oldukça dikkatli olmalıyız.
“Müslüman bir nesil yetişecek” adı altında pay verilen tarikatların şimdilerde IŞİD’e nasıl militanlar devşirdiklerini hep birlikte görüyoruz.
Konu o boyuta dönüşmeden, gerekli tedbirlerin alınması şarttır.
Cumhuriyete, demokrasiye, adalete, laikliğe inanan hoşgörülü nesillerin yetiştirilmesi şarttır.
Bizi birbirimize bağlayan ve bir arada olmamızı sağlayanın bunlar olduğunu asla unutmamalıyız.
Bayramınız kutlu olsun…
































