Karpaz’da, dünyanın en güzel kumsalında, yasadışı bir şekilde inşa edilen ve politikacıların onlarca yıldır yasadışılığa göz yumması, ötesi teşvik edip “yasal hale getireceğiz” sözleri verdiği küçük otellerle ilgili “mühürlenip, yıkılmalıdır” şeklinde mahkeme kararı çıktı.
Daha önce de mahkeme emrine uymadıkları gerekçesiyle hapse giren iş yeri sahipleri, tesislerini mühürlemeye gelenlere karşı direndiler.
Direnişin boyutu polis özel birliklerini çağırtacak denli büyüktü.
Polis tutuklamalar yaptı ve tesislerin mühürlenmesini öylece sağlayabildi.
İşte bu tutuklama arbedesinin yaşandığı sırada, direnişçilerden birisi polislere yönelik olarak “İngiliz piçleri” diye bağırmış.
Bağıranın kim olduğunu sordum. Yıllarca rejime muhaliflik yapmış bir isim ortaya çıktı.
İngiliz piçleri…
***
Din ile siyaseti birbirine karıştırmanın en halis örneklerini sergileyen, AK Parti’den milletvekili adayı olmak için cami imamlarını siyasi propaganda filminde oynatan, ötesi sırf siyasi kaygılarla ne idüğü belirsiz tarikatların buralarda fink atmasına göz yuman veya düzenledikleri etkinliklere katılıp sanki de yasalmışlar gibi bir hava oluşmasını sağlayan Din İşleri Dairesi Başkanı, kendisini eleştiren Havadis’i mahkemeye vereceğini açıkladı. Yaptığının son derece yanlış olduğunu yazan Yazı İşleri Müdürümüzü de “Türkiyeli düşmanlığı” yapmakla suçladı.
Bu suçlama karşısında hiç şaşırmadım.
Çünkü sığınabileceği son yer orasıydı.
Tıpkı yukarıda anlattığım muhalifin yaptığı gibi.
***
Bu iki olay birbirlerinden bağımsızdır ve kuşkusuz ki aralarında dini, politik, ekonomik veya daha başka hiçbir ilişki bulunmamaktadır.
Bulunması da mümkün değildir.
Aralarında tek benzerlik nedir bilir misiniz?
Biri dinci diğeri muhalif sıkıştıklarında ve yasa-mahkeme ile karşı karşıya kaldıklarında sarıldıkları tek şey “Türkiyeli-Kıbrıslı” noktasıdır ve Türkiyeli oldukları için kendilerince mağdur olduklarını iddia etmektedirler.
***
Yeni dönemin karakteri budur.
Eski dönemi hatırlayanlar böylesi tiplerin vatan-millet-Atatürk arkasına sığındıklarını çok iyi anımsayacaklardır.
Geçmişte, ne zaman bir yasadışılık gündeme getirseydik vatansız, millet ve Atatürk düşmanı olmakla suçlanırdık.
Bugünlerde ise “İngiliz piçi ve Türkiyeli düşmanı” olmakla suçlanmak revaçtadır.
Niye?
Yasadışılıklar sürsün diye.
Ama bu son derece tehlikeli bir yoldur.
Geçmişin yasadışı milliyetçileri Kıbrıs Türkünü vatan ve Atatürk sevgisinden soğutamadılar ama dini duygular ile etnik kökenle oynamanın bedelini şimdilerde Türkiye ağır bir şekilde ödüyor.
Burada da aynısının yapılmasına asla fırsat vermemek gerekir…
































