Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Nasıl çözüm? “Para mı toprak mı?” “Vatan mı para mı?”

Çok seyrek de olsa ne zaman “çözüm Rum tarafının tutumuna bağlıdır” yollarında her hangi bir yetkili ve sorumlunun açıklaması ile söylemini işitip okusam ellerimi havaya kaldırır, “şükür” derim!                                                 “Şükür ki “çözümün sadece Kuzey’in boynuna asılmış bir ferman olmadığını gördüler!

       Şükür ki sadece Türk tarafı değil, Rum tarafının da çözüm için sorumluluk yüklenmesi gerektiğini hatırlattılar!

       Şükür ki en az Türk tarafı kadar Rum tarafının da çözümü sağlamak için  fedakârlıkta bulunmasını sezinlettirdiler!

       Nitekim geçen gün AKEl’in Kiprianu’su da “herhangi bir çözüme, nasıl olursa olsun tutumunda evet demeyeceğiz” açıklamasını yapmıştı…

       KKTC’DE DURUM: Aldık ele çıktık yola! Güney’e verdiğimiz mesaj şu: “Hemen çözüm!” Fakat bu güne kadar her hangi bir Sol muhalefet partisinden yahut müzakereci durumundaki Sn. Akıncı’dan veya sorunla ilgili yetkili her hangi bir kişi ve kuruluştan “nasıl çözüm konusuna cevap verenini işitmedim!

       En kabadayısından yaptıkları açıklama şu: “Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını gözeten bir çözümden yanayız!” Nedir o “çıkarlarımız” sorusu ise “Hala Sultan’ın  taşı gibi muallakta sallanıyor! Ya bilmiyorlar ya da bildikleri halde açıklama yapmaktan kaçınıyorlar…

       Ucu açık müzakerelerin de bu “rahatsızlığı” vardır! Masaya oturuluyor “haydi rast gele” deniyor! Nitekim Eroğlu o masada vakta ki Anastasiadis’e “kırmızı çizgilerini” sıraladıydı, adam dosyaları  fırlatıp kaçıp gittiydi! (Yeri geldi yazalım. 3. Cumhurbaşkanı Eroğlu o tartışmayı açıklarsa belki bugünkü müzakerelere de Türk tarafının çıkarları açısından bir ışık düşürür!)

       ASIL TEHLİKE: Türk tarafının “vermeye” hazır olmasıdır! Gelin bu konuyu dürtelim ve öteden beridir “mülkiyet sorununun bam telinde çalan Güzelyurt’u” sahneye alalım:

       Müzakereler başlayalı beridir Rum tarafının olmazsa olmazları içinde baş köşede oturan “kırmızının da kırmızısı” çizgilerinin birincisi ve öncüsü “Güzelyurt”tur! Eski adı ile “Omorfo!”

       Diyor ki Rum tarafı  “Omorfo iade edilmezse bu çözüm olmaz!” (Bildiğimiz bu kadar! Öte yandan Maraş’ın zaten otomatik olarak  iade edileceğini doğrusunun da bu olduğunu çok yazdık. Ancak şunu da biliriz: Mesela diyor ki Abnastasiadis Annan  planındaki “kazanımlarımız bu çözüm aşamasında da zaten tartışmasız yine kazandıklarımız  olarak hanemize kaydedilecek…)

       ÇOK PARA İSTENİYOR! Geçtiğimiz günlerde Dünya Bankasından bir yetkili Güney’e geldi görüşmeler yaptı. Çözüm için büyük oranda “paraya ihtiyaç olduğu bir gerçek…”

       (Konu “para” oldu muydu midem kabarır! Çünkü sadece dünyanın dingilini oluşturmaz; insanlığı da insansızlaştıran unsurdur! Allah “ben” kuluna da nasip eyleye ama belası ile şerrinden de koruya!)

       Para ve tabi “tazminatlar” konusu gündemdedir. Ve bu para sayesinde  çözüm olurken iki büyük olaydan biri  gerçekleşecektir:

       Bir: Ya Kuzey’deki Türk halkı satın alınacaktır!

       İki: Ya Güney’deki Rum halkı satın alınacaktır!

       Göreceğiz! Para mı toprak mı? Vatan mı Para mı?

KKTC’DE SİYASET – KADRO HAREKETİ – VE SAYIŞTAY ÖDENEĞİ…

       KKTC niçin bu “müflis” durumlara düştü bilir misiniz? Siyaset yüzünden! Oysa dünyayı boynuzlarının üzerinde tutan öküz gibilerinden  büyük ve gelişmiş ülkeler de siyaset yaparlar…

       Hah işte! Demek ki bazı ülkeler siyaset yaparlarken büyürler, gelişirler, kalkınırlar… Fakat bazı ülkeler de siyaset yapa yapa gerilerler, erirler, tükenirler sonra da yerle yeksan olurlar!

       Bizler “Liderlik” dönemlerinden “çok partili rejime” geçiş   dönemlerini yaşadık! Bakmayın ama! O “liderlik” dönemlerinde de Liderler siyasi partiler gibi çalışırlardı! Birbirlerini yiyip, birbirlerinin  ayaklarını kaydırıp, birbirlerini auta havale etmek için! O mücadele yollarında çok lider haşat olduydu!

       YA ŞİMDİ? KKTC’nin kendi     parası, ekonomisi, siyasi çözümü, temizliği tertibi yok ama “çok Partili demokratik Rejimi, seçimleri var!

       İşte KKTC’nin başına ne geliyorsa “bu seçimleri ile geliyor! Çünkü her seçimle birlikte (son yıllarda) bir Koalisyon Hükümeti kuruluyor! Ve ilk işi giden koalisyon hükümetinin kendi  partililerinden oluşturduğu cicim bicim kadroları ilga ederek kendi partililerinden oluşan yeni kadrolar ihdas etmesi oluyor!  Ve olay yıllardır “pire ısırdı çık yukarı” diye diye öylece devam ediyor!

       VE GERÇEK: Bu nedenle giden her iktidar ehliyetsiz, beceriksiz, niteliksiz üst kademe görevlilerinden oluşan kadrolar nedeniyle arkasında enkaz bırakıyor! Gelenin bir farkı zaten yok, oyuna devam ediyor…

       DERKEN: Son iktidar döneminde CTP “öyle geldi böyle gitmesin” dediğinde “oyuna” çomak soktu kadrolama hareketlerinde frene bastı ki “durumu meydanda!”

       UB ve DPUG şimdilerde “oyuna” devam ediyorlar. Ben de bu nedenle diyorum, Sayıştay Başkanına ek ödenek falan işlerini hiç yadırgamadım! Devir “ver yeyim seni öveyim devri!” Sen beni kolla ben de seni seçimlerde kollayayım… Kısaca “oyunu” hangi parti daha iyi oynarsa sandıktan o çıkar…

KISACA TAKILDIĞIM:(İSTANBUL’DAKİ TERÖR VE KKTC’DEKİ BARIŞ.)                                       Terör olayını yazmak için bir süre bekledim. Çünkü Türkiye İsrail’le ilişkilerini düzeltmiş, Rusya ile yeniden eski günlere dönmüş, henüz tanı olsa da “istikrara” doğru bir adım atmıştı.

       Atatürk Hava Alanındaki terör tam bu evrede vurdu. Tüm umutları kana, ölümlere boğdu! Olaya neresinden baksanız tahammülfersa! Hem Türkiye açısından hem  bölge barışı açısından!

       Belki böylesi bir olayı örnekleyip KKTC ile  kıyaslamasını yapmak çok insaflı olmayacak ama “Kuzey’in değerini bilelim.” Her şeye karşın bu coğrafya’da kırk iki yıldır en azından kan ve ateşlere boğulmadan barış içinde yaşıyoruz.. Buna bir mim koymakta yarar vardır..