Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Uluslararası temsiliyet nasıl olacak?

Bazı arkadaşlarımın da dikkatini çekti. “Biz Türkler ya çok iyi niyetliyiz veya çok saf!” Oysa her ikisinin de “politikada” yeri yoktur! Bu nedenle olmalı Sn. Akıncı’nın yangından hemen sonra yardım teklifinde bulunmasını geri çeviren Anastasiadis’e, sonrasında da “ısrarla ve defatle” yardım teklif etmesi yadırgandı!” Üstelik bu insanca ve barışçı yaklaşımı ret eden Anastasiadis, “Türkiye’nin yardımını da reddetti! Ve halkına ispat etti ki “işte ben bizi tanımayan, Kuzey’i işgal altında tutan Türk’ü kapımdan böyle çeviririm!” Aferin Anastasiadis’e! Güney’de iyi reyting yaptı! Yaptı da şimdi masada “öyle yangın söndürmeyle falan hiç ilgisi olmayan ve görüşülme sırası gelen bir konu var bakalım onda ne yapacak:

ULUSLAR ARASI TEMSİLİYET: Ve ayni zamanda “Tüm Kıbrıs Federal devletini bağlayacak olan uluslar arası anlaşmalar!” Dolayısıyle “temsilciliklerin paylaşımı, dolayısıyle büyük elçilikler yahut konsolosluklar atamaları!

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti ahkâmlarında Türkiye’de, Mısır’da falan payımıza düşen elçilerimiz vardı. Annan planında ise bu “uluslar arası temsiliyet olayı” “Dış İlişkiler” başlığı altında toplandıydı. Kapsamında da (kısaca) şunlar vardı:

“Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Türkiye ve Yunanistan’la özel dostluk bağlarını sürdürecek…”

Federal Hükümet Uluslar arası anlaşmalar yapma dış ilişkilerde yasama yürütme yetkilerini egemence kullanma hakkında olacak…

“Kurucu devletler” Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilişkisi olan ülkelerle ekonomik kültürel ilişkiler sürdürebilecek…

İlişkiler, anlaşmalar” federal devlet ve kurucu devletler arasında yapılacak bir işbirliği ile yürütülecek…

Kıbrıs’ın New York’taki, BM, AB, Çin, Fransa ve Birleşik Krallık nezdindeki diplomatik misyon başkanları her bir Kurucu Devletten eşit sayıda olacak. Bu misyonların Başkan yardımcıları ise diğer Kurucu Devletten olacak…

Ve “AB üyesi olarak Kıbrıs” başlığı altında da “AB ile ilişkiler sıralanıyordu!” Kurucu devletler “AB politikasının belirleyicileri olacaklar” deniyordu…

AB MÜKTESEBATI: (Acquis communautaire..) “Tek ulusal idari yapıların” oluşturulmasını öngördüğü hallerde söz konusu yapılar ve gerekli düzenlemeler federal hükümet tarafından geliştirilecekti…”

ŞİMDİKİ DURUM: Dengeler bozuktur! Güney zaten AB’nin üyesidir ve her türlü anlaşmayı hatta kapsamlarında askeri anlaşmalar olmak üzere yapmaktadır.

Kuzey ise malum hâlâ ambargolu ve tanınmamış devlet kimliğinde sadece TC ile ilişkilidir.

Çözüm olursa tutun ki Güney yolunu yürürken, AB’ye “intikal ve intibak etmek Kuzey’in sorunu olacaktır!”

Güney’in uluslararası anlaşmaları ne olacaktır sorusuna “çizmeden yukarı çıkmadan” cevap vereyim. Ortada yeniden alevlenen ve TC’nin İsrail ile yeniden ilişkilerini düzeltip Doğu Akdenizdeki gazın borularla sevk edilmesini üstleneceği haberleri yoğunluk kazanıyor. Devrede Rum’un Afrodit’i de var. Durun bakalım ne olacak?

OLANLAR GENE ASGARİ ÜCRETLİYE OLUYOR!

Gene ve her yıl olduğu gibi ıkına sıkına bir asgari ücret tespit edildi! Kimselerin bu ücretle yaşayamayacağı bir gerçek! Nitekim geçen gün uzaktan tanıdığım orta yaşlı tam da asgari ücretli bir düz işçi, bir markette alış veriş ediyordu. Raflardaki paketleri kutuları alıyor, etiketlerine bakıyor, sonra dalgın ve hüzünlü bir halle tekrar yerine koyuyordu. Bir ara göz göze geldik. Başını hafiften eğerek  “her şey ne kadar pahalı oldu” deyiverdi bana!

Mesela siz hiç kasapta “bana 200 gram kıyma verir misin” diyen insana rastladınız mı? Kasaba sordum “çook” dedi bana!

DURUMLAR İYİ DEĞİL! Bu ülkede sadece köylünün, çiftçinin, hayvancının, narenciyecinin sorunu yoktur. Asıl sorunlu olanlar; “arabaları ile on iki saat “tüccarların” mallarını dağıtan, inşaatlarda, irili ufaklı ticari sektörlerde çalışan, kendilerine hangi iş verilirse ona koşan, benzin pompalarında, büyük küçük sanayi tesislerinde, kaportacıların, tamircilerin yanlarında ter döken düz işçilerdir! Çok çalışıp az kazandıkları için!

İSTİSMAR EDİLİYOR: Üniversiteden mezun olmuş genci “asgari ücret bu kadar” deyip çalıştırmak isteyen yığınla iş adamı tanırım.. Ve emekliye çıktıktan sonra asgari ücretle çalışmayı kabul ederken, “işsizlerin” hakkını yiyen yığınla insan da tanırım. Kırk iki yıldır çözülmeyen sorunlar bunlar! Devlet sadece asgari ücreti belirliyor fakat kanamakta olan ötesi “sosyal yarayı” görmek istemiyor!

KAYIT DIŞI İŞÇİLER: Nereye gitseniz hele şu tatil dönemlerinde, Afrika’dan gelen üniversite öğrencilerini görürsünüz! Şurada burada çalışıyorlar! Sigortaları, İhtiyat sandığı yatırımları yok! Hatta asgari ücret bile almıyorlar! Kısaca bu kez de “emek sömürüsüne” bu esmer insanlar uğruyorlar!

YANİ: Asgari ücretin tespiti sosyoekonomik yapıyı “adil ve kanuni” bir şekilde kurup kurgulamıyor! Aksine istismara, sömürüye açık yeni yeni “fırsatlar” yaratıyor!

ÖZELDE SENDİKALAŞMAK: Özel sektörde de bu sorunlardan dolayı gerekliydi! Fakat sendikalar sermayeye cephe alırlarken hem güven yitirdiler hem de ispat ettiler ki “özel sektör düşmanıdırlar!”

Sonuçta olanlar yine fakir fukara insanlara oluyor! Hani bir laf vardır. “Filler tepişirken çimenler ezilirmiş!” Tepede “sen ben kavgası verenler özellikle son yıllarda memleketin adil ve yaşanabilir düzenine tırnak kadar katkıda bulunamadılar! Hazin bir süreç!

KISACA TAKILDIĞIM: “İNGİLTERE NEREYE KOŞUYOR?”

Hiç tahmin edemediydim! Sonunda “akıl yolunu” tutanların “evet AB’de kalalım” diyeceklerini sanmıştım! Meğer hoşnutsuzluk tahmin edemeyeceğimiz kadar derinmiş! Demek ki artık AB, hıyarın boyu, ambalajın kurdelesi, domuzun yağı derken üyelerini bayağı sıkıyormuş!

Bundan sonrası ne olur? Üç yıllık bir “ayrılma” süreci yaşanacakmış! E kolay değil, üyelikten ayrılacak olan koskoca Britanya! Ki yakında İskoçlar da o koskoca Britanya’dan ayrılacaklar! Sonuçta hiç yoktan sanki olanlar yetmezmiş gibi alın size bir kriz daha.. İyi ki biz “ekmek elden su gölden Cumhuriyetiyiz” de böylesi “krizler” tarafımıza bile bakmaz!