Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
EkonomiManşetRöportaj

Kurumlarımızı biz yönetebiliriz

ÖNERİ YAPTI: Küçükuncular: İş hayatındaki sorunların çözümü için Başbakan ve iligli bakanların ayda bir iş insanları ile bir araya gelip değerlendirme yapmasını öneriyorum. Özelleştirmeden yanayım. Ama kurumlarımızı bizim yönetmemiz gerekir. Neden bizim iş insanlarımız birkaçı bir araya gelip çıkılan ihalelerde başarı sağlamasın

ÜLKEDEN BİRİLERİ ÖZELLEŞTİRMEDE YER ALMALI: Küçükuncular: Yarın devletin çıkacağı bir özelleştirmede yüzde 1-2 bile olsa payımın olmasını çok isterim.  Ben olmasam da Mete olsun, Murat olsun. Ülkemizden birilerinin bu pazarın içinden pay almasını çok arzu ederim.

HK Ajans

[dropcap style=”circle” bgcolor=”#0065ad”]E[/dropcap]rdinç Küçükuncular, Küçükuncular Group Direktörü. Bu hafta sizler için kendisi ile sohbet ettik. 1970 Adana doğumlu olan Edinç Küçükuncular, adaya 13 yaşında gelmiş ve artık kendisini buraya ait görüyor. “Türkiye’de tek dikili bir ağacım bile yok” diyor kendisi. Ülkemizde “Erdinç Kuyumculuk” ve “ Simit Dünyası” markaları ile tanıdık kendisini. Erdinç Kuyumculuk, Erdinç Döviz, Erdinç Gold Center, Zen Pırlanta, Ekmar Market, EK Aksesuar ve Simit Dünyası, ülke genelindeki yatırımları olarak sayabiliriz. Son olarak geçtiğimiz günlerde Metropol yolunda Derya Butik karşısında, “Erdinç Kuyumculuk” olarak ciddi bir yatırım yaptı. 110 kişiye ekmek kapısı açmış. Kendisi çok heyecanlı, hiper aktif, yerinde duramayan, pozitif bir insan. Hayat arkadaşı Ceyda Küçükuncular’ın, iş hayatındaki en büyük destekçisi olduğuna vurgu yapan Erdinç Küçükuncular, kendisini “kuyumcu” olarak tanımlıyor ve kuyumculuğa aşık olduğunu ifade ediyor. Keyifli sohbetimizde sorunlara pozitif bir yaklaşım sergileyen Küçükuncular, başarının sırrının çok çalışmak olduğuna vurgu yapıyor.

Bu ülkede doğmadım ama, Allah burada ölmeyi nasip etsin

SORU: Ülkemizin her zaman için yatırımlar açısından riskli olduğu söylenir. Sizler geçtiğimiz günlerde Metropol yolunda yeni bir yatırıma imza attınız. Yatırım yaparken nelere dikkat ediyorsunuz?

KÜÇÜKUNCULAR:  Ben 30 yıldır bu ülkede yaşıyorum. Bu ülkede doğmadım ama, Allah bana bu ülkede ölmeyi nasip etsin. Onlarca Erdinç var, cesaretli ve ekonomik bilgiye sahip olan.Hayatta birileri cesur olmak zorunda. Ticaret biraz da cesaret ister. Riske giremezseniz, şirket olarak küçük kalır, yok olur gidersiniz.  Ülkemiz çok da riskli değil. Adada 40 yıldır devam eden bir “barış” isteği var ancak, ne yazık ki bir sonuç yok. Benim oğlum 3 ay sonra yurt dışına eğitime gidiyor. Eğer ben oğlumun bu ülkeye geri dönmesini istiyorsam, oğlum için ve ülkeme birşeyler yapmak zorundayım. Hem istihdamı artırmalıyım, hem çok çalışmalıyım, hem de ülkeme inanmalıyım. Ben ülkeme inanıyorum. Devlet dairelerinde iş yapmak kesinlikle çok zor.Herkesin yakındığı gibi ben de bürokrasiden yakınabilirim ancak, buna rağmen ben hayatı ve heyecanı seviyorum.

18 yılda, 18 mağaza

SORU: Yatırımlarınızı sürekli artırdığınızı gözlemlediğimize göre, tüm bu sorunlar sizi korkutmuyor.

KÜÇÜKUNCULAR: Ekonomide, insanların gösterdiği çaba çok önemlidir ancak, sonucunu Allah’tan başka kimse bilemez. Mutlaka iyi şeyler üzerine kurgu yapıyorsunuz, ticaretten beklentileriniz var. Bir riske giriyorsunuz ama, sonucu hep beraber bekleyip görüyorsunuz. Ancak gösterdiğiniz çaba, gayret çok önemlidir. Ben o gayreti gösterdiğime inanıyorum çok çalışarak. 18 yılda, 18’inci mağazamızı açtık.

kurumları biz yönetiriz (4)

SORU: İş hayatına atıldığınızda ilk yatırımınız ne idi, çünkü birçok alanda yatırımlarınız var?

KÜÇÜKUNCULAR: İlk yatırımım Erdinç Kuyumculuk idi. Onun öncesinde bir kuyumcu yanında çalışan bir kuyumcu tezgahtarıydım. 7 yaşından bu yana kuyumculukla uğraşıyorum. 13 yaşında Kıbrıs’a geldim. 20’li yaşlarıma kadar bir firmada tezgahtar olarak çalıştım, daha sonra kuyumculuğu çok iyi bildiğime inandığım için ilk mağazamı Lefkoşa’da kuyumcu olarak açtım.

SORU: Daha sonra nasıl büyüdünüz?

KÜÇÜKUNCULAR: 2 yıl sonra Girne’ye ikinci şubeyi açtım. Daha  sonra ülkede boşluğuna inandığım “Simit Dünyası” markasını getirdim.

“Simitten anlamam ama simiti iyi yapan adamdan anlarım”

SORU: Altın ile simit çok farklı iki alan. Nasıl olduğu iki alanda birden var olmanız?

KÜÇÜKUNCULAR: Ben ticaret yapıyorum. Rahmetli Sabancı’ya sormuşlar, “ Sen lastikten ne anlarsın?” diye Lassa markasını alacağı zaman. “ Ben lastikten anlamam ama latikten iyi anlayan adamdan anlarım” demiş. Ben öyle girdim ticarete, simitte özellikle. Simiti, poğaçayı en iyi yapan adamı gider bulur, getiririm.Tütetici artık çok bilinçli. Tüketiciye iyi bir ürün satarsanız rekabet etme şansınız yüksek olur. İyi fiyata satmanız lazım, yenilikçi olmanız ve ürün yelpazenizi geniş tutmanız gerekiyor. Artık çok  büyük bir gururla şunu söyleyebilirim. Biz, İstanbul’a gittiğimiz zaman Kapalı Çarşı’da çok fazla çeşitte alyans görüyorduk. Şu anda o çeşitler bizde de var. Rekabet edebilecek gücümüz var. Tabii bunu söylerken fiyatı da göz ardı etmemek gerekiyor. Dedim ya, tüketici artık çok bilinçli. Ya yeni müşteri bulacaksınız kendinize, ya da mevcut işinizi artıracaksınız. Ticarette ana temel, büyümektir.

SORU: Ülkemizde girdilerin çok yüksek olduğu ve fiyatlar konusunda ucuzlatmaya gidilemediği söylenir. Buna katılır mısınız?

KÜÇÜKUNCULAR: Altında çok büyük bir fon yok ancak, bunu temel gıda için söyleyemem. Türkiye’de simit 1 tl’ye satılırken,  biz burada 2,5 tl’ye simit satıyoruz. Biz 2 bin tl’ye işçi çalıştırırken, Türkiye bin 200 tl’ye çalıştırıyor. Biz  1 kilo unu 6 tl’ye alırken, Türkiye’de 4 tl. Sısamda, yağda, şekerde de bu böyle. Ancak, özellikle altnda çok büyük bir fark yok.  Ben “Zen Pırlanta” nın Kıbrıs temsilcisiyim.  Bugün internetten de baktığınızda, 380 dolarlık yüzük bende de, Ankara’da da, Mersin ve Bursa’da da aynı fiyattır.

Özelleştirmeye bir an önce geçmeliyiz

SORU: Ülke ekonomisi ciddi sıkıntılar yaşanıyor, sürekli hükümet değişimi oluyor, bu durum piyasayı nasıl etkiliyor sizce?

KÜÇÜKUNCULAR: Artık ülkede özelleştirmeleri bir an önce gerçekleştirmeliyiz. Biz suyu bile netleştiremedik. Neden özelleştirme? derseniz. Bugün Türkiye’nin en büyük başarısı bu değil midir? Özel sektörün elinin değmesi ile daha hızlı kararlar verilip ilerlenebiliniyor. Ben özelleştirmeye karşı değilim. Daha duygusal bakacak olursak, tabii ki elektriğin benim olmasını isterim, suyu ben yönetmek isterim, ama imkanım yoksa da, yapacak birşey yok. Birileriyle paylaşmak zorundayız.

kurumları biz yönetiriz (1)

SORU: Ülke üretiminde sıkıntılar yaşadığımız bir gerçek. Ülkeyi ucuzlatmak açısından sizce neler yapılmalıdır? Küçük bir Dubai yaratabilir miyiz?

KÜÇÜKUNCULAR: Bana göre o tren kaçtı artık. Geç kalındı. 40 yıldır devam eden bir Kıbrıs sorunu var. Çözüm konusunda ben çok ümitliyim. Ama çözüm de olmasa biz yine de birşeyler başarabiliriz.  Kıbrıslı Türklerin neler yapabileceği görülsün artık.

SORU: Bu durumda rekabet edilebilirlik olarak ve daha fazla insanı adaya çekme açısından sizce çözüm önerisi ne olmalıdır?

KÜÇÜKUNCULAR: Turizm, iyi bir gelir bizim ülkemiz için, buna devam etmeliyiz. Eğitim adasıyız, yaklaşık 80-90 bin öğrenci var bu adada. Üretebildiğimiz kadar üreteceğiz ancak, bu ülkenin iş insanları da rekabet edilebilir pazarı yakalamakta kendileri sorumludur. Kalite ve fiyat çok önemli.

Hükümet ve iş insanları ayda bir buluşmalı

SORU: İş insanları birlikte hareket edip, sorunları çözmek konusunda sıkıntı yaşandığı söylenir. Siz buna katılıyor musunuz? İş insanları birlikte hareket edemiyor mu?

KÜÇÜKUNCULAR: Katılmamak mümkün değil, ben Ticaret Odası’nın üyesiyim. Ben hükümetin şöyle bir yaklaşım içerisine girmesini isterim. Her kesimden temsilciler, o konudaki ilgili bakanlar ile bu ülkenin 30-40 iş insanını karşısına alıp, ayda bir defa 3-4 saat tartışması lazım. Gelin bir değişim rüzgarı estirelim. Ayda bir defa konunun muhatabı 2-3 bakan, Başbakan, iş insanları ile toplanıp konuşmalı. Ancak ne yazık ki bizler, ne o zamanı bulabiliyoruz, ne de neticeye gidebiliyoruz. Sadece konuşuyoruz. Bir 40 yıl daha kaybetme lüksümüz yok.

Henüz Midyat’a bulgur yemeye gitmedim

SORU:  Çözümü beklemeden artık Güney Kıbrıs ile ticaret yapan ve hatta Güney’de şube açanlar var. Siz bu ilişkilere nasıl bakarsınız, böyle birşey yapmayı siz de düşünür müsünüz?

KÜÇÜKUNCULAR: Ben henüz Midyat’a bulgur yemeğe gitmedim.Neden gitmedim? Evdeki pirinçten olmak istemediğim için. Ben daha böyle büyük bir şirket değilim. Belki birkaç sene sonra bunları düşünmeye başlarım. Öyle bir planlamam olmadı ancak, gelecek zamanda işlerimi daha çok oturttuktan sonra, benim arkamdan oğlum da geldikten sonra, bunları yapabiliriz.

kurumları biz yönetiriz (3)

Dünyada kazanacak çok para var

SORU:  Adada bir çözüm olmaması halinde, siz nasıl bir formül koyarsınız tanınmamışlık ve ambargolardan etkilenmemek için?

KÜÇÜKUNCULAR: Ben hayatta ümitle yaşamayı severim. Bu dünyada inanamayacağınız kadar para var. Para kazanmak için iki şey lazım. Birincisi çok çalışmak, ikincisi de dürüst olmak. İyi ürün satacaksınız, kaliteli ürün satacaksınız, ucuza satacaksınız, rekabet edeceksiniz. Ben negatifliğe takılıp kalan birisi değilim. Mücadele etmeniz gereken bir hayat var. İnanıp sevmeniz lazım, biraz kötülükleri geride bırakacaksınız. Benim iş hayatımda çok sert inişlerim olmuştur. Çok dalgalı, fırtınalı günlerim oldu ama, bunlara rağmen ben mücadele ettim. Teslim olmanın bir anlamı yok. Dünyanın neresinde var bu kadar güzel ülke. Tabii ki sıkıntılar vardır ama biraz hırslarımıza “dur” diyelim, paramıza göre yaşamayı öğrenelim, ülkenin tadını çıkaralım. Bizim ülkemizdeki sorunumuz, karar alamıyoruz. Örneğin, Ercan Havaalanı’nı kiraladık, aradan iki yıl geçtikten sonra “ Biz yanlış yaptık” diyoruz. Birşeylere karar vermeliyiz.  Su geldi, kaç para olacağını tartışıyoruz hala. Bir Kıbrıslı Türk olarak suyu kendimizin yönetmemizden yanayım. Teşekkür ederiz, Türkiye bize suyu getirdi ancak benim ülkemde de zeki, akıllı iş insanları olduğunu kabul edelim. Burada en büyük sorumluluk siyasilere düşer.

Çıkılacak özelleştirmede ben de yer almak isterim

SORU: Kendimiz yönetmek istiyoruz ancak birkaç iş insanı bir araya gelip de örneğin bir yeni havayolu kuramadı veya Ercan’ın işletmesini alamadı. Neden birlikte hareket edip de değerlerimize sahip çıkamıyoruz?

KÜÇÜKUNCULAR: Benim gönlümden geçen de odur. Belki ekonomik olarak o kadar gücüm olmayabilir ama, ben inanın psikolojimi ona göre hazırlıyorum. Yarın devletin çıkacağı bir özelleştirmede yüzde 1-2 bile olsa payımın olmasını çok isterim.  Ben olmasam da Mete olsun,  Murat olsun. Buradaki en büyük sıkıntı, çok konuşup az iş yapmamız. Dedikodular iş yapılmasını engelliyor. Ülkemizden birilerinin bu pazarın içinden pay almasını çok arzu ederim. Ben bugün 42 yaşındayım, 13 yaşında bu ülkeye geldim, Türkiye’de tek bir dikili ağacım bile yoktur. Ben bu ülkeyi seviyorum ve ben bu ülkede mutluyum. Ülkemi çok seviyorum. O yüzden umutlarımızı yitirmeyelim.

SORU: Hem bizi yönetenlere, hem de genç girişimci olmak isteyenlere mesajınız ne olur?

KÜÇÜKUNCULAR: Başarının en büyük sırrı çalışmayı sevmektir. Bizim çalışma saatimiz yok. Yenilikçi olmalıyız, hayatınızdan coşkuyu eksik etmeyin, hayatta hergün yeni şeyleri keşfetmeliyiz. Gençlere burdan söyleyeceğim, öncelikle eğitim, işi sevmek gerekir, dünyada kazanılacak çok para var. İş hayatına atılacaklar için birkaç güzel cümle ile sözlerimi tamamlamak isterim. “Yeni kurulan şirketlerin sıradışı başarısı, bütün kaynaklarını tek bir hedefe odaklamamalarından kaynaklanır.” “Yöneticiler ne kadar iyi niyetli ve donanımlı olurlarsa olsunlar,  müşterilerden uzaklaştıkca, isabetli karar almaktan da o kadar uzaklaşırlar.””Şirketler, kalite ve verimi artırmak için, kural koyarlar, ama fazla kural iş birliğini azaltıp, sonuç almayı zorlaştırır.”