Ülkede var olan sorunlara yenilerini ekleme konusunda üzerimize yok.
Her yeni günde yeni sorunlarla güne başlıyoruz.
Sorunlara yenilerini ekleyenler ise aslında bunları çözmesi gerekenlerden başkası değil.
Ama kimin umurunda!
Gelinen aşamada ülkede hükümetler gelip gidiyor ama sorunlar azalacağına büyüyor.
Hükümetler değiştikçe yapılan tek icraat üst kademe yöneticilerini değiştirmek, partilileri mutlu edecek şekilde yeni makam sahipleri yaratmak.
Başka da bir gaile yok.
Bilgi, vizyon, başarı hikayesi, sorun çözme yeteneği gibi kriterler üst kademe atamalarında dikkate alınmıyor.
Çökmüş kamu yönetimini daha da çökertmek adına ne gerekiyorsa sanki kasıtlı bir şekilde o yapılıyor.
Kimsenin kamu yararını, toplumun geleceğini filan gözettiği yok.
Ne gelen iktidarın ne de gidenlerin.
Aslında bir birilerinden bir farkları yok.
Kullandıkları renkler ve söylemler dışında!
Yaptıkları hep ayni…
Sonuç zaten ortada…
Ülkenin sadece yeni bir şeyler söyleyecek değil, yeni bir şeyleri fiilen yapacak birilerine, yeni oluşumlara ihtiyacı var.
Doğruya doğru, eğriye eğri diyebilecek.
Kamu yararına, ülkenin yarınlarını kurtarma adına işler yapacak birilerine…
Bildik kısır politik söylem ve tartışmaları kırıp yeni ufuklar açacak.
Köklenmiş ve köhnemiş siyasi anlayışları bir kenara itiverme başarısını gösterecek yeni ve cesur bir siyasi anlayışa…
***
Her şey tabii ki tek başına yeni şeyler söyleyip yeni bir şeyleri fiilen yapacak yeni bir siyasi anlayışla değişmez.
Toplum değişimi gerçekten istemeli.
Medya gerçek anlamda görevini yapar bir duruma gelmeli.
Yanlışların, varsa yapılan haksızlık ve yolsuzlukların üzeri örtülmemeli.
Hesap veren ve hesap sorulabilen bir düzen kurulmalı.
Bu şekilde bir yere varılamayacağı ortada.
Parlamentodaki siyasi partilerin hepsi bir şekilde bugüne kadar ülke yönetiminde söz sahibi, erk sahibi oldular.
Yaptıkları bundan sonra yapacaklarının göstergesidir.
Ülkenin getirildiği durum ortada.
UBP- CTP karşıtlığı üzerine yapılandırılan ülkedeki siyasi tahtaravalli artık kırılmıştır.
Bu partilerin ve benzerlerinin ülkeye verebilecekleri bir şey kalmamıştır.
Bu aşamadan sonra ülkenin yenilenme ve top yekün bir değişim sürecine girme ihtiyacı vardır.
İhtiyaç bildik düşünce ve eylemleri yeni birilerinin yapması değil, değişik düşünce ve eylemler ortaya koyabilecek olanların sahne almasıdır.
Bilginin, başarının öne çıkması, doğrunun yanlışı alt etmesidir.
Gerisi boştur.
Ve ülkenin daha fazla boş laflarla geçirecek zamanı kalmamıştır.
































