Gülerek uyanmıştı,
Yeni bir güne keyifle “günaydın” dedi.
Olabildiğince gerindi,
Yüzünde hoş bir vurdumduymazlık
Bedeninde zindelik
Ruhunda huzur vardı.
Bir an düşündü;
Gülümsedi,
Özledi,
Can paresi uzakta idi
Ama olsun,
Sağlıkta idi.
Pencereden baktı
Doğayı selamladı,
Kokusunu içine çekti
Kuşlara el salladı
Gülümsedi gökyüzüne
Sabahın dinginliğinde…
Kendine güzel bir kahve hazırladı
Ayağının dibinde dolaşan can dostlarıyla oynadı
Güldü eğlendi…
Kahvesini, gazetesini alıp
Rengarenk, mis gibi kokan bahçesinde buldu kendisini…
Yaprakların arasından sızan güneş ışıklarına göz kırptı.
Ayaklarını uzattı, fütursuzca
Davet etti tüm sevgileri masasına…
“Sizi Seviyorum!…”
Diye haykırdı etrafına
Biraz çocukca
Birazcık şımarıkca.
Gazetenin sayfalarını çevirirken,
Bir yudum aldı kahvesinden
!!!…
Yutamadı,
Boğazına takıldı
Düğüm düğüm oldu,
Kalbi hızla atmaya başladı
Vücudunu ter bastı, titredi
Ellerinin mecali kalmadı
Gazeteyi tutmakta zorlanıyordu.
Gözleri doldu
Birikiyordu yaşlar
Dili tutuldu
Nefesi kesildi
Bir an da hava buz kesti
Güneş çekildi gitti
Rüzgar acımasızca esiyordu
Hava karardı
Bahçede ki tüm renkler soldu.
Tüm kokular bitti
Kuşlar sustu
Etraf ıssız olmuştu…
Dar geldi bir an her yer
Zorla boğazında ki
Bir yudum kahveyi yuttu.
Acıydı…
Yüreğine saplana acı gibi…
Tarifi olmayan
Anlatılamayan
Çaresiz kalınan
Bir acı…
Doldu yüreği
Doldu gözleri
Son bir hamle ile,
Gazetede ki resme baktı
Can paresiydi…
Yüzündeki acıyı
Yüreğinde hissetti…
Çaresizliğine
Çare olamadı
“Al canımı, ver ona dedi yaradana”
Gözünden akan bir damla yaşı gördü…
Elinden gazete yere düştü
Göz kapakları düştü
Bedenini hissetmiyordu
Düştü…
Gözlerinden yaşlar
Yüreğine ateşler düştü.
Usulca, bir nefes geldi derinden
CAN’ım…
[newsbox style=”nb3″ title=”POLİ 287″ display=”tag” tag=”287″ number_of_posts=”6″ sub_categories=”no” show_more=”no” post_type=”post”]
































