Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Başlanan yerde değiliz. (Müzakereler yanlış rayda sürüyor!)

Müzakereler iki lider tarafından referanduma götürülecek kadar ileri taşınacak mı?

Annan planında olduğu gibi Türk tarafından yine “evet” çıkacak mı?

Plan referanduma giderse Rum tarafından bu kez “evet” diyecek mi?

Şu anda bu sorulara (her halde Sn. Akıncı ile Anastasiadis de cevap veremeyeceğinden) “müzakerelere devam” denilecek! Bir yandan da iki halkı birbirine yakınlaştıracak etkinlikler yapılarak sonucun “her iki halk tarafından da kabul görmesi” denenecek. BUNA KARŞIN: Karşımızda Güney Rum Yönetimi ile medyası kaynaklı bir siyasi gösterge de vardır: Sn. Akıncı’nın tüm söylemlerine, haklarımızı sonuna kadar savunacağı sözüne karşın; itiraf edelim, bu gösterge çok iç açıcı değil! Çünkü “nasıl olmuşsa olmuş iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı ve TC’nin fiili garantörlüğüne” karşın masada: Bir: Azınlık statüsündeki bir toplum konumuna düştük!

İki: 42 yıldır Kuzey’i işgal altında tutan Türkiye’nin artık tüm unsurları ile adayı terk etmesi gerektiği konumuna düştük!

Üç: Federal sistemin Kıbrıs Cumhuriyeti üzerine oturtulması konumuna düştük!

Dört: Bir kısım Rum nüfusun Kuzey’e dönerken malına mülküne bilfiil sahip çıkması konumuna düştük!

Beş: Kuzey’deki Rum mülkünün kararını Güney’in vereceği bir konuma düştük!

Altı. AB müktesebatı ile Kuzey Güney mefhumlarının kalkacağı, yerine birleşik Kıbrıs’ın oturtulacağı bir konuma düştük!

Yedi: Siyasi eşitliğimizin bir kez daha sulandırıldığı bir konuma düştük!

Sekiz: Güzelyurt’u, Karpaz’ı vermezsek çözüme ulaşılamayacak bir konuma düştük…

YANİ. Bir yıldır süregelen müzakerelerin görünümü ile seyri, (bin defa yanılmayı istememize karşın) budur! Ve “iki kurucu devlete dayalı federal devlet” olgusu, nüfusumuza bile şerh konurken, çoktan kadük duruma getirilmiştir!

YENİ YASA! (İLK SEÇİMDE NE OLUP NE OLMADIĞINI GÖRECEĞİZ!)

Önerildiğinde de yazdıydım: “Seçim ve Halk Oylaması Değişiklik Yasası” karmaşa yaratmaktan ve Ferdi Sabit Soyer’in söylediği gibi “bireyselliği” öne çıkarmaktan başka bir işe yaramayacaktır, bunun da anlamı “olumsuzluktur!

Başından beridir hedefin ne olduğunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Her ne kadar “çarşaf listelere” ilçelerden adaylar için “kota” konuyorsa da kuşkular devam ediyor.

Bu konuda UBP Başkanı Özgürgün’ün geçen günkü Meclis oturumundaki konuşmasını yabana atmamak gerek: Özgürgün “karma oyun particiliği zayıflatıp olumsuz etkileyeceğini, disiplini öldüreceğini, oy vereni de zora sokacağını söylüyor ve hiç bir seçmenin o çarşaf listeden 45 dakikada kurtulmasının mümkün olmayacağını iddia ediyordu!” Öte yandan Erhürman ise (ki yasanın oluşturulmasında büyük katkıları vardır) “hem karma oylamada sıkıntılarının olduğunu hem yasanın iyi yanlarının da olduğunu söylerken tabi insana da söylettiriyor: “Hangisi?”

Ve Erhürman “partiler ile kamu oyunun bu konuda çalışmalar yapması gerektiğini de vuguluyor.” Az biraz daha “her ilçede seçmeni aydınlatmak için kurs açılmasından” da söz edilebilir!

VESSELAM: Bu seçim yasası nüfusumuza, yapımıza, çapımıza, şemailimizle ilim irfanımıza ve de oy verirken ne kadar “devletin çıkarlarını gözettiğimizin” tartışmalı kusurumuza, çok bol ve pahalı gelen bir lüks elbise gibi oturdu! “Yakışıp yakışmadığını ilk seçimde göreceğiz! Olmazsa değiştirmesi bedavadır çünkü bizde her yasa yılda bir iki “değişmezse” yerine oturmaz!

KISACA TAKILDIĞIM:(NİÇİN PAHALIYIZ?)

Zaman zaman Kuzey Güney kıyaslaması yapılır. Kim daha ucuz! Tabi abese iştigaldir çünkü Güney hem AB üyesidir hem de AB gümrük Birliğindedir. Parası avrodur!

Biz döviz karşısında her zaman vurgun yiyen TL ile yaşarken, ithalata dayalı tüketim gerçeğinde elbette pahalı olacağız! Nitekim son belirlenen fark Kuzey’in Güney’e oranla yüzde 25 daha pahalı olduğudur!

KADER Mİ? Sanmıyorum! Mesela daha geçen gün limonun üreticinin elinden bir liraya alınıp pazarda 9 liraya satıldığı haberi salındıydı… Keza elde kalan Patatesin akibeti de bu, artık fazlalığından yollara dökülen sütün de!

Ekonomiyi tüm sektörleriyle eğer “toptancı”” taifesinden kurtarmaz, tarım sektöründen başlatılacak “kooperatifçilik” yaygınlaştırılmazsa, çözüm de olsa “pahalı” olmaya devam edeceğiz..

Ankara’yı “AB üyeliği ile kandırdılardı! Erdoğan uzun yıllar referandumda “evet”i ben dedirttim diyordu!)