Güney’de benim için çok da sürpriz olmayan bir gelişme yaşandı. Sanki çözüme değil, savaşa hazırlanıyormuş gibi, Rum yönetimi “paralı askerler” oluşturma kararı aldı!
Şaşmadım! Çünkü Doğu Akdeniz’de 42 yıldır kendini tüm dünyaya Türkiye’nin işgali altındaki “mazlum ve mağdur” devleti olarak lanse ederken yediği herzelerin haddi ile hesabı yoktu!
Mesela 1974’lerden sonra Güney’de kara para aklayan Rus’lara ait yüzlerce Offshore banka kurulmasına cevaz verdiydi! İsrail ajanları ile Filistin militanları kentlerinde silahlı düellolar yaparlardı! Kıbrıs Türk halkının boğazını ambargolarla sıkarken kendi de Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölgeler oluşturduydu! İsrail’le Mısır’la bu nedenle anlaşmalar yaptıydı! Denizden çıkacak gazı Türkiye’ye karşı siyasi silah olarak kullanma stratejisi hâlâ devam ediyor! Şimdi de “çözüm olacak” dendiği, umutlu beyanatlarda bulunulduğu bir sırada, “paralı asker” yazacağım diye tutturdu! (Bizimkilere göre Türk askerinden korkuyorlar! Sanki Türkiye Nato dışında İşid’in koluymuş gibi! Sanki Rum tarafı AB’nin, BM’lerin üyesi değilmiş gibi! Kısaca adamlar tiyatro oynuyorlar!)
ESASA GELELİM: Güney çözüm süreci ilerledikçe İstanbul’daki “yemek olayı” gibi daha çok muzırlıklar yapacak demiştik, yapıyor! Paralı asker olayı tiyatronun devamıdır! Ekonomisi yerlerde sürünen Güney’in “Profosyonel askerlik” gibi pahalı bir girişimi davul zurna çalarak ilan etmesi, “nihai çözümde TC’nin garantisini kırmaya yöneliktir!” Garantörlük devam ederse ben de “askeri gücümü artırmaya devam edeceğim” mesajıdır!
AÇIKÇA YAZALIM. Rum tarafı başından beridir devam eden müzakere sürecinde bugüne kadar gerek medyası, gerek “üst kademe yetkilileri ve bizzat Anastasiadis’in açıklama ve söylemleri ile eylemleri silsilesinde; çözüm için tırnak kadar yeşil ışık yakmadı!” İnşallah bundan sonra “asker, silah, savaş, askeri tatbikat” lafları ötesinde o “yeşili” de görmeye başlarız!
YAPISAL DÖNÜŞÜM: (PROGRAM UYGULANIRSA 2. CUMHURİYETİN TEMELLERİ ATILACAK!)
Artık sık sık gelip gittikleri için programlarının tırnağını bile uygulama fırsatı bulamayan hükümetlere, göreve başladıklarında “inşallahlı maşallahlı” belirli süreyi kapsayan bir “bekleme” avansı veririm. “Bakalım nasıl ve nereden başlayacak” merakında…
“Özgürgün’lü Koalisyon hükümeti de hâlâ bu avans süremizin içindedir” diyecektik, görüyoruz ki beklememize gerek kalmayacak bir “ivedilik ve süratle” sorunların çözümü programlaştırıldı. Öncelikli olanı suydu. Güven oyu alır almaz dört ayda ne yapılacağına karar verilemeyen sorunu Ankara ziyareti ile iki günde çözdü.
Diğeri devletin ilerleme ve istikrarını olumsuz etkileyen TC-KKTC 2016-2018 Mali ve Ekonomik protokolünün” imzalanmasıydı. (Şimdilerde Meclise Sevkedilecek bu Protokole “Yapısal Dönüşüm” başlığı kondu.
Bir diğeri ve önemli olanı “Kamu Görevlileri Yasası” olmalı henüz hız kazanmadı.
Önemli sorunları olan Tarım Sektörü de “Yapısal Dönüşüm Programında yerini aldı.
YAPISAL DÖNÜŞÜM: TC-KKTC arasında 2016-2018 Mali Protokolünün “Yapısal Dönüşüm” başlıklı yeni Programını henüz okuyup inceleyemedim. Ancak ilk izlenimim yukarıda “çözülmesi gereken önemli sorunlar” dediklerimi kapsamına aldığıdır.. Uygulama aşamasına geçildiğinde “değişime” nasıl yansıyacakları ile faydalarını dolayısıyle varsa eğer “yanlışları ile zararlarını” da birlikte göreceğiz!
GÖZÜMÜZE SOKULANLAR: “Yapısal Dönüşüm” vurgulu programın kamuda bugüne kadar en çok tartışılan konuları “Telekomünikasyon, limanlar, Kıb-Tek olmuştu. Medya ve muhalefet çevreleri tümüne birden “özelleştirilecekler” kulpu takarak eleştirilerini sürdürdüler! Öyle olmadığını görüyoruz tabi uygulamada “dahasını” da göreceğiz. Mesela Devlet Planlama Teşkilatı lağvedilecek dendi. Oysa aksine “programın sağlıklı uygulanması için reorganize edilerek daha verimli hale getirilecek.”
KISACA. KKTC yeni bir devinim kazanıyor. Halkın buna çok ihtiyacı olduğu artık öyle geldi böyle gitmemesi gerektiği biliniyor. AB’ye hazırlanmamız gerektiği de biliniyor! Bu program eğer “beklentilere” cevap verirse KKTC’de “ikinci Cumhuriyetin” temelleri atılıyor diyebiliriz.
KISACA TAKILDIĞIM: (ALMANYA DA YAPACAĞINI YAPTI!)
(Önce kendime takayım! Ayrı ayrı konular dan oluşsa da “Köşemdeki” yazılarımın uzun olduğunu söyleyenler var. Doğrudur.. Ne kadar denemişsem daha kısa kısa yazmayı beceremedim. Yeniden deneyeceğim ama!”)
ALMANYA’NIN SOYKIRIM KARARI: Başbakanın, Bakanlarının, yarıya yarıya milletvekillerinin katılmadığı Parlamentoda tuhaftır ama “Yeşiller Partisi Milletvekili Cem Özdemir’in başı çektiği Ermeni Soykırımının onaylanması” galiba Merkel’li Almanya’nın da hoşuna gitmedi!Hatta bu konuda “oylama söz konusu oldukta en son ülke Almanya olmalıydı” denmesine karşın!
Üç milyon mülteciyi kamplarında kendi maddi manevi olanakları ile misafir eden alicenap Türkiye’ye karşın!
TC-Almanya dostluğunun her ülkeden daha derin ve empatiye dayanan ilişkilerine karşın!
Almanya için değerli bir müttefik olan Türkiye’yi kırıp gücendirmeye karşın!
Ne var ki: Artık Türkiye de bu tip olumsuzluklara davetiye çıkartan ülke olmanın yerine “demokrasisi, insan hakları, rejimi, ekonomisi, kültürü, eğitimi, kalkınması ile saygı duyulan ülke olmalıdır!” O zaman ne “kınamalar kalır ne de soykırım oylamaları!” Türkiye bu “saygıyı ve sevgiyi” yaratmalıdır yoksa gitgide “dünyanın tek yalnız ülkesi durumuna düşecektir!”
































