Yine böyle bir Mayıs günüydü,
Kanlı Dere taşardı.
O dönemler Dereboyu’nda beton binalar yoktu.
Suyun müziği işitilirdi bisikletle giderkana.
Bir toprak kokusu, bir aşk,
Herkes yaz mevsimine hazırlanırdı.
Ama bulutların da söyleyecek sözü vardı.
O yüzden apansız bir yağmur başlardı tekmil her taraf su altında kalırdı lakin,
Birkaç mevsim Mayıs günlerine sığardı.
Hisarüstleri ve altları ıslak,
Gölek’te su tutmaz,
Bazen nizamiye nöbetinde kısılır mektup yazardık silahların dipçiği ve mektup kanatları ıpıslak…
***
Karl Marx’a bakılırsa son söze gerek yoktur.
Şöyle der:
“Hadi ordan. Son sözler yeterince doğru söz söylememiş aptallar içindir.”
***
Onun bahsettiği ölürken söylenen sözlerdir…
***
Yaşarken söyleyeceksin ne söyleyeceksen…
***
Hayatta iken susanlar, ancak korktukları için bunu yaparlar…
***
Marco Polo ölürken “Kimse bana inanmayacağı için, gördüklerimin yarısını bile anlatmadım” demişti.
Anlaşılamamaktan korkuyordu belli…
***
Kimileri ölümün yaklaştığını sezdikçe anılılarını kaleme alır.
Yine de korku peşini bırakmaz.
Yazarken gerçekleri saklaması bu yüzdendir…
***
İnsan ölümden sonra nereden korkar?
***
Dün ne güzel yağmurlar düştü Lefkoşa’ya ve memlekete.
Şu Mayıs günleri deli eder insanı.
Yağmurun topraktan korkusu mu var?
Ya da toprağın yağmurdan?
***
Yine böyle Mayıs günleriydi.
Kız Liseli öğrenciler okul çıkışı yağmura yakalanır,
Okulun salonlarında bekleşirlerdi.
Kimileri ıslanmayı göze alarak bir yol tutar giderdi siyah önlükleri sırılsıklam.
Çantasını başına koyan erkek liseli öğrenciler kızlara caka yapsınlar diye yağmurun altında bekleşirlerdi.
Lefkoşa Türk Lisesi uzun yıllar hep Erkek Lisesi olarak anıldı ama,
Bazı kaynaklara göre 1937 yıllarında bile o lisede kız öğrenciler vardı…
***
İşte,
O dönemler İngiliz baskısını artırmıştı.
Yine böyle bir mevsimdi yıl 1938, vali İngiltere’nin Ankara Büyükeçlisine bir mektup gönderir:
“…Son dönemlerde Kıbrıslı Türkler arasında ortaya çıkan hükümet aleyhtarı davranışlar, gazeteci siyasetçiler ve küçük bir çevre ile sınırlı kalmıştı. Şahsi çıkarları için veya meşhur olma sevdasıyla kışkırtılan bu kişiler, Kıbrıs hükümetinin politikalarına saldırmaya ve ortamı son derece zararlı bir şekilde Türkiye’deki Atatürkçü ortamla karşılaştırmaya kalkmışlardır…”
***
Yine böyle Mayıs günleriydi bir yağmur başlardı sicim gibi dediklerinden.
Ama herkes bilirdi güneş az sonra açacak memlekette tekmil bir toprak kokusu.
O dönemler de hayata dair çok hayaller kurulur çok şeyler söylenirdi,
Doğrusu söz uçar yazı kalır derler yazacaksın azizim yapılanlar yarına kalsın…
***
Yine böyle mayıs günleriydi,
Yağmur apansızın bastırdığında,
Sinemalarda kısılıp kalanlar olurdu,
Kimileri sinema önlerinde bekleşir,
Kimileri içerde biraz zaman öldürür,
Kimileri de yağmura aldırmadan başına bir naylon geçirerek yola koyulurdu…
***
Mayıs son sözünü yağmurlarla söyler,
Bütün şeher dinlerdi…
































