Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Müstahdem tarafından sirkat… Orda mısınız?

Son dönemlerde en çok yaptığımız haberlerden birisi de bu…

“Müstahdem tarafından sirkat…”

Nedir?

Osmanlıcadan gelen bir kelime…

“Hademe- odacı” manasında…

Müstahdem olarak kabul ediyor hukuk da…

Kibar değil mi müstahdem demek?

Ben kabasını söyleyeyim:

“Ekmek yediği tabağa pisledi…”

E ama öyle…

Biz, “nedenini, niçinini” tartışmadığımız sürece de, “müstahdem” sirkat yapmaya devam edecek.

İnsanlar, ciddi sıkıntılar çekiyor.

Zaten yaşadıkları devlet de “soyal devlet” değil…

Sağlık için sigorta parası kesiliyor ama, hepimiz sağlık hizmeti için servet harcıyoruz…

Bir çok işletme “müstahdemine” yatırım dahi yapmıyor, yapamıyor…

Hizmet için para ödediğimiz alanlardan hizmet alamıyoruz.

Herkes bankalara borçlu… İstisnasız…

Banka ile vatandaş arasında da “devlet” yok…

Ötesi…

Dolandırma maksatlı adım atan kimseleri koruyan bir yasal anlayış var…

Ödemeyen ile ödeyemeyeni birbirinden ayırmayan bir sistem var.

Müstahdeme ne kızıyoruz ki?

Herkesin herkese “mali kazık” attığı bir sürece girdik.

“Alem çakal olmuş” derler ya.

Aynen öyle…

Çekler havada uçuşuyor.

En güvenilir bildiğiniz dostunuz size geliyor.

“Mal alacam bana bir çek ver da kesişiriz sana verdiğim maldan” diyor.

Veriyorsunuz…

Ya da…

Mal alıyorsunuz…

10 bin TL’lik…

100 bin TL’lik mala çıkıyor.

Sonra ödemiyorsunuz…

O ondan alacaklı…

O buna verecekli…

Mahkemeler işlemiyor…

Piyasayı milyon dolandıranlar…

Abarttım ama…

“256 senede ödeme yapmak üzere” mahkeme ile anlaşıyor…

300- 500 TL ayda ödese ne olur, ödemese ne olur?

Çıldırmamak elde değil…

Herkesin herkese kazık attığı bir ortama girdik…

Daha da artacak…

Öyle görünüyor ki…

“Kazıklamalar” daha da artacak…

Dün başkası…

Bugün Koçaklar…

Yarın yine başkası…

“İşini dürüst” yapanlar kazık yemeye devam edecek.

Hele isimler gündeme geldikçe…

“Allah Allah dürüst işadamıydı” dediğimiz insanlar da batıp gidecek.

Çünkü, herkes herkese kazık atıyor ya…

İşini dürüst yapan bir çok insan da bu alacak- verecek furyası içerisinde batağa sürükleniyor.

Ödeme güçlükleri başlıyor…

Yediği kazığı çıkaracak gücü olmayanlar da hızla kendisini ödeme zorluğu içerisinde buluyor.

Çırpındıkça batıyor..

O da yeni mağdurlar yaratıyor.

Önümüzdeki günlerde daha çok ismi göreceğiz…

En az “Müstahdem sirkatı” kadar haber yapacağız.

Ama zararı “müstahdemin” işyerinden çaldığı paradan daha fazla olacak.

Kimse “müstahdem sirkatını” masumlaştırdığımı sanmasın.

En büyük utançtır çalıştığı işyerini soymak…

Ama altını çizerim ki, hızla batan ve dibe vuran bir ekonomi var…

Bedeli müstahdemin çaldığı 5- 10 bin TL’den daha büyüktür…

Orda mısınız?

Siyaset ne yapıyor?

Aylardır, partilerin iç kavgası ve hükümetlerin kurulup bozulması ile meşgulüz…

Yeter…

Yetmedi mi?

Partilerin ve partililerin siyasi ikbali her şeyin önüne geçti.

Parti içi kavgalarla ömür tüketiyoruz.

İcraat yok…

Sorunlara çare yok…

Varsa yoksa kim başkan olacak…?

Kimi bakan yapacağız…?

Kimi işe alacağız?

Kime nereye atayacağız?

Toplum çürüdü.

Ekonomik çöküntü beraberinde ahlaki çöküntüyü de getirdi…

Sahi…

Birileri var mı bunlara kafa yoran?

Duyan?

Memleketten yana gayle çeken?

İyi ki doğdun oğul…

onderBugün 23 Mayıs…

Bir çok önemli tarih var hepimizin hayatında…

Ama bu benim için başka.

“Paşam” diye sevdiğim, “aslanım” diye gururlandığım Önder’imin doğum günü…

23 Mayıs 2004 yılında doğduğunda…

“Baba mıyım şimdi ben?” diye sormuştum kendime…

12 yıl çabucak geçivermiş…

“Vicdanlı çocuklar yetiştirin” diyor aile büyüklerim.

Önder’imiz de tam öyle.

Hem vicdanlı, hem saygılı…

Nice yıllar, nice seneler oğluma…

Onunla birlikte biz de büyüdük.

Biz babalığı öğrendik, o evlatlığı…

Şimdi, “arkadaşım, yoldaşım, sırdaşım” oldu…

Tahtı da, bahtı da iyi olsun…

İyi ki doğdun oğul… İyi ki…