MÜZAKERELERLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİMİZDEN SÖZ EDİYORUZ!
“Müzakerelerin” çoktan çözülmesi gereken Kıbrıs siyasi sorunu için yapıldığını biliyoruz. Hatta müzakereleri anlamlaştırmak gereğini duyarken, “kaderimizin masada saptanacağı büyük olaydır” diyoruz. Ve Sn. Akıncı’nın “çözülmesi gereken bu çok ciddi siyasi sorunu yüklenirken” o denli bir zor görevi üstlendiğini de biliyoruz. Ve biliyoruz ki Sn. Akıncı o masada Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını, çözüm sonrası devam edecek varlığının güven ve istikrarını da savunmaktadır.
BU GİRİŞİ NEDEN YAPTIM? Zaman zaman Rum tarafından müzakerelerle ilgili yorum ve açıklamalar işitir, yahut okuruz. Sn. Akıncı bugüne kadar uzlaşı sağlanan veya sağlanamayan konular hakkında kesin ifadelerle açıklamalar yapmadığından genelde biz de ilgili yorumlarımızı Rum tarafındaki açıklamalara dayandırırız! Yapmayalım, eleştirmeyelim, yorumlamayalım mı? Mesela geçtiğimiz gün bir yandan müzakere masasında “çözüm” için uğraşırken, öte yandan gittiği köyde “atalarımızın mülküne döneceğimiz günleri iple çekiyoruz” diyen Anastasiadis’e “buyurun efendim, dört gözle aramıza dönmenizi bekleriz. Evleriniz mülkleriniz sizi beklemektedir” mi diyeceğiz!
Mesela bir siyasi parti başkanı da olsa çok da önemli olmasa, DİKO’nun Başkanı Nikolos Papadopulos (ki ölüsünü bile mezarında rahat bırakmadıkları Papadopulos’un oğludur) şöyle dedi: “Kıbrıs sorununun çözümü Girne’den geçer!” Nasıl tepki gösterirsiniz bu mantıksız fakat sinir bozucu söyleme? Ki hemen her gün Güney’den işitilen seslerden sadece bir nefeslik olanıdır bu!
KISACA: Hatırlarsınız. Bir defasında Eroğlu ile masada görüşürken o kadar sinirlenmişti ki Anastasdis dosyaları fırlatıp kaçmıştı! Sn. Akıncı böylesi olaylar yaşadı mı? Canının çok sıkıldığı yahut Anastasiadis’in canını çok sıktığı görüşmeler oldu mu? Bilmiyoruz.. Olmuşsa bile tabi ki olacaktır diyor ve ekliyoruz: Bizim bir Türk yurttaşı olarak yaptığımız, Güney’den işitilen saçma sapan açıklama ve yayınları, “desti kırılmadan” önce hem de türlü çeşitli yanları ile yorumlamaktır…
YAPTIKLARIMIZI YIKIYORUZ. (SIRA DOME HOTELE Mİ GELDİ?)
Türkiye’nin parasal yardımlarına, alt yapımızı oluşturmasına, 42 yıldır sağladığı güvene karşın “gitgide büyüyen bir devlet değil, gitgide iflas eden bir devlet olmamızın hikmetini kötü yönetimlere bağlıyoruz ama unutmayın: “Kötü yönetildi” denilen bu devleti “devlet” olarak kurup devletlu yapanlar da Yöneticilerdi. Geldik TC’nin su meselesine! (Eskiden “Evkaf”ın derlerdi. Artık TC’nin oldu!)
Türk iyi başlar devam ettiremediği için kötü bitirir. KKTC de musturasıdır!
“Kooparatifçilik ve Kooperatifler” tam örneğidir!
Sanayi Holding, efsanenin ta kendisidir!
Türk Hava Yolları karakteristik ispatıdır!
Kıb-Tek, Telekomünikasyon, TÜK gözlerimizin önünde devam eden tipik modelleridir!
Müşavirler hâlâ süregelen onulmaz yaralardandır!
Tüm “kurumlar” batarken batırmanın, devleti kemirirlerken bitirmenin, hizmet verirken insanların boğazını sıkıp canlarını çıkarmanın alameti farikalarıdır!
Kısaca Türk güzel başlar, sonra ne yapmışsa hepsini yıkar altında kalır!
KIBRIS TÜRK LİMANLAR ŞİRKETİ: Kuruluşunu heyecanla destekleyenlerden biriydim. Rahmetlik Asaf Şentürk’ün, Kotak’ın Fuat Veziroğlu’nun oluşumunda büyük katkıları vardı. (Sonraları Asaf Şentürk uzun yıllar Şirketin Başkanlığını yaptıydı.) Slogan haline getirdiğim ifademle, “İlk kez bir işçi kesimi çalıştığı iş yerinin sahibi, patronu oluyor” diyordum. Olay büyüktü. “300’ü aşkın Liman İşçileri şirketleşiyor, limandaki araç gereçleri satın alıyor, seçimle işbaşına getirdikleri Yönetim Kurulu ile kendi kendilerini yönetirken, parasal gelirleri de giderler çıktıktan sonra pay ediyorlardı. İlk kez Liman işçisinin karnı doyuyor üstelik ev yer araba sahibi oluyordu! Hem de devletten tek kuruşluk katkı almadan.
Battı! Beş on kişiden oluşan KTLİŞ çoktan kendini feshetmeliydi! Zaten liman da “özelleştirilme” aşamasına geldi ki her halde “yükleme boşaltma” işlerini de özel devralacak..
DOME HOTELİ: Bundan yedi sekiz yıl önceydi. Dome Hoteli çalışanlarının zararda ziyanda olan otelin işletmeciliğine talip olduklarını işittiğimde “KKTC limanlarından sonra işte ikinci kez işçiler çalıştıkları iş yerlerine sahiplik koymak, işlerinin patronu olmak istiyorlar” demiş bu konuda da Halkın Sesi’inde oluşumuna kadar destekleyici yorumlar yapmıştım. .
Fakat şimdi işitiyorum. Geçen gün Hüseyin Ekmekçi’nin ilgili araştırmasını da okudum, Dome Hoteli hem de kâra bile geçmişken, Vakıflar İdaresi “süreyi uzatacak yeni sözleşme yapmaktan kaçınıyor!”
Yani çeke söke oteli bugünlere kârla getiren “çalışanlar” kapı önüne konurken, yeni sahibi de “belki devreye sokulacak bir yeni kumarhane ile kelli felli bir işinsanı yahut şirket olacak…
SAPLA SAMANI KARIŞTIRMAMAK. Zararda ziyanda olan, Bütçelerini çalışanlarına astronomik maaşlar olarak dağıtan, bu nedenle kendi ekmek teknelerini batağa sokan, insafsızlıkla vurdumduymazlıkların söz konusu olduğu dolayısıyle kurtarılmaları için TC-KKTC Protokollerine özelleştirilmeleri için giren “Kurumlardan” söz etmiyoruz! Aynen savunduğumuz Kooperatifçilik örneklemesinde olduğu gibi “işçinin kendi iş yerine sahipliğinden kendi patronu olmasından” söz ediyoruz. Üreticilerin Kooperatifleşerek “kendi üretim ve yönetimlerinin efendisi olmasından” söz ediyoruz!
SON SÖZÜMÜZ: Bırakın işçinin de karnı doysun. İlle de her yapılanı batırıp dağıtmaktan vaz geçin! Hatta Dome Hotel çalışanlarına daha başarılı olmaları için yardım edin, fırsat tanıyın…
YAZ GELİNCE (NE DERLER? GELMEZ OLAYDI!)
Yaz gelince ne ne gelir? Terleten bazen öldüren sıcaklar gelir! Başka? Denize girmek için plajların girişlerindeki “yolkesicilere” Astronomik giriş ücretleri bastırmak dönemi gelir!
Başka? Susuzluk gelir! Bu yıl da gelecek çünkü TC suyunun çeşmelerden akması için iki ay daha beklememiz gerekecek! Başka? Köylerde bitmeyen meyve ve hayvan adları ile anılan festivaller gelir. (Tek eksiği “hıyar festivalidir.)
Başka: Erken seçim gelir! (Eğer hükümet dayanırsa ilk kez gelmeyecek! Oysa ne güzel alışmıştık!
Başka: Sivrisinekler gelir sivrisineklerrr! Nitekim geldiler hayırlısıyla! Ve Sahillerde bitmeyen zibillikler dönemi gelir!
Başka: Gelmez olaydı böyle yaz!
































