Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Poli

Sahiplerini bekleyen sokaklar

(Sokak Sokak Lefkoşa 4)

 Şimdi o sokaklar,

O evler,

O pencereler,

O Avlular mahzun,

Ve boyunları bükük,

Sahiplerini bekler gibi ağlamaklı,

Hasret içinde…


Aylardan Mayıs sene 2016 Lefkoşa’da yürüyoruz.

Ayasofya’nın çevresindeyiz ve Mayıs’ın sabah serinliği henüz terk etmemiş sokakları.

En son İdadi Sokakta idik ve bu sokağın doğu tarafının şimdiki Turizm Bakanlığına çıktığını belirtmiştik.

Aslında orada bir kavşak var ve kesiştiği sokak Kirlizade Sokağıdır.

Yenicami Sokağının bittiği yerden güneye doğru uzanan Kirlizade Sokağı, Haydarpaşa Sokağı ile kesişir.

Ama Kirlizade Sokak Taş Eserler Müzesi binasına kadar devam eder ki, bir tarafı Selimiye Meydanının doğu sınırını oluşturur.

O sokaklardayız,

Bir zamanların medreseleri de bu bölgede açılmıştı.

Kirlizade Sokağının bittiği yerde bulunan ünlü Lüzinyan Evi Yeni Cami Sokağının başladığı noktadır.

Hani yanında Alparslan Türkeş’in  evi bulunmakta.

Tam o noktadan Haydarpaşa’ya doğru uzanan sokak Kirlizade Sokağıdır.

1870’lü yıllarda  Luis Salvator adlı ressam, yazar ve Avusturya Dükü bu sokakları gezerken Kirlizade sokağına önem vermiş, Lüzinyan Evininin içine girip burasını detaylı incelemiş ve anlatmıştır.

Yüzyılı aşkın dönem sonra Haşmet Gürkan bu sokakları yürüyüp Salvator’un gözlemlerine dikkat çekerek, kendi döneminde gördüklerini anlatmıştır.

Haşmet Gürkan’ın “Dünkü ve Bugünkü Lefkoşa” adlı kitabında Lüzinyan Evi ile ilgili bilgilere bakarken, kitapta yer alan fotoğrafın tarafımdan çekilmiş olduğunu görünce, içimde buruk bir sevinç yaşadım.

Haşmet Hocamızla Lefkoşa sokaklarını gezmiş, Ümit Ali Esinler, Arif Karşılı, Halil Kaymaklılı gibi diğer fotoğrafçıların fotoğrafları yanında benim de kendisine küçük bir katkım olmuştu.

Haydarpaşa Sokağında bulunan ve Lise olarak yapılan şimdiki Turizm Bakanlığı binasının bir bölümü.
Haydarpaşa Sokağında bulunan ve Lise olarak yapılan şimdiki Turizm Bakanlığı binasının bir bölümü.

Okul yolu:

Kirlizade Sokak bizim çocukluğumuzun bir dönem okul yolu olmuştu.

Haydarpaşa İlkokulu’na uzanan bu yolda çocukluk anılarımız saklıdır.

Burası eski bir okuldur ve kökleri ta Tarakçı Mektebine kadar uzanır.

Tarakçı Mektebinin daha sonraları Haydarpaşa İlkokulu ile birleştirildiği, daha sonra da mevcut binalar genişletilerek İdadi yapıldığı bilinir.

Haydarpaşa Camii ise aslında Latinlere ait St. Catherine Kilisesi idi.

Kilise, fetihten sonra camiye dönüştürülmüş ve Ağalar Camisi olarak da biliniyordu.

Ancak çok uzun seneler bu cami kullanılmaz duruma gelmiş ve kapısına kilit vurularak yarasalara yuva olmuştu.

Altmışlı yıllarda Haydarpaşa İlkokulu, şimdiki iki katlı taş binanın avlusunda yer almaktaydı ki,

Arka avlusunda bulunan barakalar da sınıf olarak kullanılmaktaydı.

Kirlizade Sokağının Selimiye’ye doğru uzanan bölümü.
Kirlizade Sokağının Selimiye’ye doğru uzanan bölümü.

Bizim kuşak daha sonra yetişkin olacak,

Liseye gidecek ve hem Mücahitlik hem de öğrencilik yapacaktı.

Yol yine Kirlizade yoluydu.

Kışlaya gitmek için o yol kullanılıyordu.

Bu sokakta evlerin hemen hepsi ayakta durmakta.

Sıra sıra, birbirine bitişik evler, dar bir yolda sağlı sollu yükselmekte.

Haydarpaşa ile Kirlizade’nin birleştiği köşedeki evin restore edildiğini memnuniyetle gözlemliyoruz.

Haydarpaşa Sokağından bir kesit. Köşklü bir ev işçi yatı evi olmuş.
Haydarpaşa Sokağından bir kesit. Köşklü bir ev işçi yatı evi olmuş.

Bandoda Mücahitlik günlerini geçirdiğimiz Kışla şimdi Turizm Bakanlığı tarafından kullanılıyor.

Bu taş binaların arka kısmı yukarıda belirttiğimiz gibi Kirlizade Sokağın uzantısı.

O uzantıda sıra evler vardır.

Bizim Şefika Yaşar o evlerin birinde oturmaktaydı ki,

Devrimci Gençlik Derneği (DGD) yıllarında o eve girip çıkmışlığımız olmuştur.

Şefika, derneğin önde gelenlerinden gözü pek bir devrimciydi.

Şefika’nın babası Münir amca yaz günlerinde fanilası ile kapı önünde oturur, serin yaz akşamlarının tadını çıkarırdı.

Aynı şekilde,

Haydarpaşa Camii’nin arka kapısına bakan yerde Nazım Dayının fırını bulunmaktaydı.

Oğlu Hasan Nazım (Alçıcıoğlu) DGD’nin ilk kurucularındandı.

Kirlizade sokağının devrimcileri ile birlikte bu sokaklarda gençliğimizin en hareketli dönemleri geçmiştir.

Lise binası:

Haydarpaşa Sokağının içinde şimdiki Turizm Bakanlığının kullanımında olan taş bina 1928 yılında Lise binası olarak yapıldı.

Açılışı 1929-1930 yılında törenlerle gerçekleşti ve,

Çok uzun yıllar bina Lise olarak görevine devam etti.

Ne yazık ki Lise binası da oradan oraya taşınmıştır.

1960’lı, 1970’li yıllarda Kışla olarak kullanılan bina bütün görkemini korumaktadır.

O sıralarda Eski Eserler binası da Kolej binası olmuştu.

Dönemin kolejli kız öğrencileri mini etekleriyle okulu dolduruyor,

Kışlada Mücahitlik yapan öğrenciler de binaların birbirine olan yakınlığından memnun oluyorlardı.

Bir tarafta kuş sesleri, bir tarafta silah ve bot sesleri, bir tarafta öğrenci sesleri.

Bu haliyle Haydarpaşa Sokağı oldukça kalabalık bir yerdi.

Kirlizade Sokağına Haydarpaşa tarafından bakıldığında Yeni Cami, Yeni Cami tarafından bakılırsa Haydarpaşa Camii görünmekte.
Kirlizade Sokağına Haydarpaşa tarafından bakıldığında Yeni Cami, Yeni Cami tarafından bakılırsa Haydarpaşa Camii görünmekte.

Bando:

O yıllarda Bandonun kışlada görev yapması, çevreye renkli ve canlı günler yaşatıyordu.

Özellikle Cuma günleri Bayrak törenine hazırlanan bando mızıka takımı kışladan çıkar,

Kimi zaman Kirlizade Sokağı, kimi zaman İdadi yönünden ilerlerler, ana caddelere çıkardı.

Bando sokak aralarında yürürken, trampet sesinin tuttuğu ritim tüm sokaklardan işitilir,

Herkes dışarıya çıkar, bandonun geçişini izlerdi.

20 Temmuz1974 sabahı şafak sökmezden önce ön avluda toplanan Mücahitlere söylenen son söz “Gazanız mübarek olsun” olmuştu.

Yetmişli yıllara doğru bir cinayet sonucu aramızdan ayrılan ve faili hâlâ meçhul olan Kutlu Adalı’nın kışlada bir lokap’ta tutulduğu da bilinmektedir.

Yanılmıyorsak Bayraktarlık emri ile.

Diyeceğim,

İngiliz yönetiminin, Evkaf’ın ve birçok hayırsever insanın katkıları ile yapılan görkemli taş bina, birçok tarihi, sosyal ve kültürel anıyı taş zulalarında gizlemektedir.

Haydarpaşa Sokağı halk ağzında “garabuba” olarak söylenen Kara Baba sokağına kadar uzanır.

Bu sokaklar genel olarak Ayasofya’nın çevresinde bulunduğundan çok eski dönemlerden beri canlı bir bölge olmuştu.

Bandabuliya’nın da bu sokaklara yakın olması bölgeye kendine özgü bir hareketlilik katmaktaydı.

Şimdi o sokaklar,

O evler,

O Kapılar,

O pencereler,

O Avlular mahzun,

Ve boyunları bükük,

Sahiplerini bekler gibi ağlamaklı,

Hasret içinde…

[newsbox style=”nb1″ display=”category” cat=”34″ sub_categories=”no” show_more=”no” post_type=”post”]