Kıbrıs konusunda yıl sonuna kadar bir çözüm olur ya da olmaz biz kendi evimizin içini tertiplemek zorundayız.
Bu yapı ile yola devam edemeyiz.
Kıbrıs sorununun çözümü demek AB müktesebatının adanın Kuzey’inde de uygulanmaya konulması demektir.
Bunun için de Kuzey Kıbrıs’taki kurumların ve mevzuatın hazır hale gelmesi şarttır.
Kuzey Kıbrıs’taki kurumların AB’ye uyumunun sağlanması için çalışmalar devam ediyor.
Ama bu konuda KKTC kurumlarının ortaya koyduğu performans iyi değil.
Gelinen aşamada iç siyasete bağlı olarak üst kademe yöneticilerinde sürekli değişiklik yaşanması ve sorumlu pozisyonlarda olanların AB’ye uyum çalışmalarına yeteri kadar önem vermemesi işi zora sokuyor.
İşin doğrusu AB’ye uyum konusunun bir devlet politikası haline getirilmesidir.
Bu konuda seferberlik ilan edilmesidir.
AB’ye uyum ülkedeki değişimi sağlama adına bir kaldıraç, bir fırsat olarak görülmelidir.
Şu ana kadar uyum konusu yeterince ciddiye alınmadı.
Yapılması gereken çalışmalar istenen şekilde yapılamadı.
Dileyelim bundan sonrasında gerekenler yapılmaya başlansın ve KKTC’nin AB’ye uyumu için hızlı adımlar atılsın.
Yazının başında dediğimiz gibi yıl sonuna kadar bir çözüm olur ya da olmaz uyum konusunda atılacak adımlar önemlidir.
Önemlidir çünkü AB’ye uyum sağlanması adına yapılacak olanlar Kuzey Kıbrıs’ı günün birinde dünya ile entegre olmaya hazırlaması açısından önemlidir.
Çünkü biz kendi başımıza kendimize çeki düzen verme ve evin içini derleyip toplama adına bir şey yapmıyoruz.
Yapmamakla kalmıyor, değişimin her türlüsüne de direniyoruz.
Bunun sonucunda da ülkedeki sorunların derinleşmesine, sıkıntıların artmasına, yaşam kalitesinin düşmesine, verilen hizmetlerde sorunlar yaşanmasına ve verimsizliğe neden oluyoruz.
Kurumların çökmesini seyrediyoruz.
Günlük siyasi hesap ve kavgalarla zaman kaybediyoruz.
Kıbrıs konusunda devam etmekte olan müzakere sürecinde Kuzey Kıbrıs’ın AB’ye uyumunun sağlanması konusunda çalışmalar yapılması için mutabakata varılmış olması bizim için bir şanstır.
Bu şansı doğru bir şekilde değerlendirmek zorundayız.
Sonsuza kadar kapalı, akvaryum içerisinde dünyadan soyutlanmış bir şekilde yaşamayacağız.
Bir gün gelecek, akvaryumun camları kırılacak ve kendimizi okyanusta bulacağız.
Acımasız rekabet koşulları içerisinde ayakta kalma kavgası verir bir durumda olacağız.
Buna hazırlanmamız gerekir.
Ve artık daha fazla zaman kaybetmeden bunu yapmaya başlamalıyız.
Verimliliği esas alarak değişme, doğru yerlere, doğru kişileri taşıyarak kendimizi yenileme yoluna girmeliyiz.
AB’ye uyum bunun için en kolay yoldur.
Bu fırsatı mutlaka değerlendirmeliyiz
































