Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

“Ben Sultan’ı alacam diye başka tarafa bakmazdım hiç”

Ali Atamer: Sevgili Lord çifti nerede ve ne zaman doğdunuz?

S.L: 1934’te Hamit Mandırez (Hamitköy)’de doğdum büyüdüm. Köyü guranın adıydı Hamit. Babamın babası Hacı Musalardandı. Annem Gonomo’nun gızıydı. Annem Gaymaklılıdır. Babam buralıdır.
E.L: Ben Hamitköy’de 1929 yılında doğdum. Annem babam buralıydı.

Ali Atamer: 1940’ların Hamitköy’ünde yaşam nasıldı?

S.L: 5-10 kişi vardı köyde insan bulmazdın gonuşasın. Evlerimiz hep kerpiçtendi. Babam çobandı. Davarlarımız vardı. Tüccara bez dokurduk. Babam sütçülük de yaptı. Eyiydi babamın durumu. Güzel besledi bizi sefalı büyüdük. Okula da gittik. Okul Perşembe öğlene gadar, Cuma da tatildi. Cumartesi pazar çocuklar okula büyükler da işine giderdi. Şimdidir ki Pazar tatildir. Bu gelenek da Rum adetiydi.
E.L: Biz ekseri çobancılık rençbercilik yapardık. Davar beklerdim ovada yalnız. 5 sene da okula gittim. Eşeklerinan çarşıya giderdik. Küçüğün gavesi vardı asmaaltında. Doktor küçüğün bubasının hanı vardı. Hayvanları hana bağlardık. Oyalanardık oralarda.
S.L: 13 yaşında geyindim Gara çarşaf. Köye bir adam geldiydi bir gün dedi ‘’atacak herkes çarşafı’’ biz da korktuk attık.
E.L: Linda ve saklambaç oynardık. İki değnekle oynanırdı Lİnda oyunu.
S.L: Ekrem dedenizinan harmanlık da tutmaca, saklambaç oynardık.

Ali Atamer: Oyun arkadaşlığı daha sonraları hayat arkadaşlığına dönüşmüş demek.

E.L: Büyük dayımın gızıdır zaten. Büyükler derdi Sultanı alacayık sana kısmet idi oldu. Ben Sultanı alacam diye başka tarafa bakmazdım hiç. Hatta gızın biri köyden beni istediğini söylemiş bir arkadaşıma. Ama ben Sulatanı aldım.
S.L: 14-15 yaşına gelinca bubamız kısıtladı bizi. Ekrem eve gelmeycek etmeycek. Devamlı bir gadın yollarlardı dünürcülük etsin diye. Yaşlı bir gadındı ‘’Yenge’’ derlerdi gendine. Ama bubam vermezdi. Vallahi ben da istekliydim evleneyim gendiynan.
E.L: Devamlı olarak baskı yapardım arayı kesmedik. Bu sefer mecbur galdı babası da verdi. Olmaya ki gaçırırdım gızını diye korktu verdi.

Ali Atamer: Evlenene kadar görüşmediniz galiba.

E.L: Bayramda bile gomazdı görüşelim. Bu da görürdü beni hanaydan enmezdi aşşağa. Vallahi bir gün anası içeri girerkandan atıldım çıktım hanaya. Oturduk konuştuk Sulatanı’nan hepeyi.
S.L: Arada bir çıkar giderdim gızgardaşımın evine dedeniz da gelirdi ondan bir yolunu bulur görüşürdük. Zaten yalnız oturamazdık yanımızda biri vardı. Nere gezeceydin anacığım.
E.L: Elini bile tutamazdık. Gomazlardı. Ben o eve girecek olsam bu başka odaya gaçardı.

Ali Atamer: Nikahı kıyınca ferah ettiniz herhalde.

S.L: Hocanın yanında Camide 1952 de gıydık. Gara çarşafınan gittim gıydık. Nikah cüzdanını da verirlerdi sana. Hoca eyi günde kötü günde bakacaksınız birbirinize dedi. Muhtar Yusuf da şahitlerimizden biriydi.
E.L: 15 gün kağıtlar asılırdı gaveye varm ki biri itiraz ederdi. İtiraz olursaydı gıymazlardı.
S.L: Düğün olmadan görüşme gene yok.

Ali Atamer: Yorgan kaplamaynan başlarmış düğünler.

S.L: Aile toplanırdı gaplardık yorganları gorlardı dolabın üstüne. Başlardı düğün. ‘’Yenge’’ denen gadın bütün köyleri tek tek gezer arardı misafirleri. Salı günü gelirdi çalgıcılar. Memedaliler, Topuz emine defi, Rahme hanımda döpleği çalarlardı. Gece erkeklere gavede çalarlardı. Ertesi gün akşamüstü gelini gezdirirlerdi testi gırarlardı. 7 defa dönerlerdi. Yenge oynardı ve testiyi o gırardı. Sabaha garşı kına yakılırdı. Ağlatma havaları çalardı ağlasınmış gelin. Ben ağlamadıydım. Gırmızı bez örterlerdi geline. Cemaliye hanım elmaslarınan gelin etti beni. Babam bile tanımadı beni. Perşembe da gelini ongarırlardı giderdik evimize.
E.L: Gelin geleceği vakıt karşılama havaları vardı. Güzel havalardı onlar.
S.L: Yastık kapmaca vardı. Bir yolu koşardın önce gelen kapardı yastığı yastık onun olurdu. Bir da horoz vururlardı. Gız tarafı horoz verirdi onu vuran alır giderdi horozu.

Ali Atamer: 58 yıl dile kolay bir ömür Allah herkse nasip etsin.

S.L: Cümlemize Ali’m cümlemize. Bu hayatta her şey insanlar için. Önemli olan bunları aşmayı bilmektir. 4 çocuğum 7 tane da torunum var.
E.L: Yazlık sinemaya giderdik. Veli paşaya giderdik gışlıkdı o. Yani o mücadelenin içinde gezerdik da.
S.L: Para sıkımız olmasaydı daha çok gezerdik ama işte.
E.L: 35 şilin haftada alırdık.

Ali Atamer: Küçük Kaymaklı’dan Hamitköy’e gelme hikayenizi anlatabilir misiniz?

E.L: '54'lerde bıraktık evimizi da geldik bura. Gaçmak durumundaydık. Bura gelinca mücahitlik yapardım nöbet tutardım. Bu EOKA olayları dudyuğumza göre Lefkoşa da sinemadan bir oğlanınan bir gız çıkarkana vurulmuş Rumlar tarafından olaylar ondan çıktı diye bilinir. Gaymaklıya gelinca Magrasi tepesinde nöbet tutardım.
S.L: Çok sıkı çektik. Bir iğne almadık göçmen olurkan. 4 tane çocuk hepsi yavru. Her akşam korku içinde yatırdık. Ne zaman gelecek gavur bassın bizi. Bir gazan bulgur çorbası yaparlardı yavru çocuklar yemezdi ki. O çorbayı suyundan olsun içerdik. Allaha şükür eyiyik şimdi.

Ali Atamer: Genç nesle nedir öğüdünüz?

S.L: Anlatırım gendilerine gençlere nasıl geldik bugünlere. Çocuklarımı hiç ezmezdim. Hiç da kavga etmedik Ekrem dayınızla. Tartıştığında sürdürmeycen gitsin.
E.K: Lafın gelişi yüksek sesle bağırabilirik. Ama ciddi kavgalarımız olmadı. Senin kalbin temizsa bu uzun evliliğin sırrı odur. Bazen ovalardan lapsana tohumu getiririm gendine gızar bana beğenmez getirdiğim çiçeği.
S.L: Tartışdığımızda hep ben alt galırım. Kıskanacak bişey yapmadım ki kıskansın. Biz birbirimize hala daha sevgiyle bakarık.