Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sizin için, daha çok çalışmalıyız… Hepimiz…

 

Eşim Gülsev, öğretmenlik hayatına, 19 yıl önce Erenköy Lisesi’nde başlamış…

Öğretmen Eylem Avcı Alnur, “Hüseyin bey, kültür sanat etkinliklerimiz çerçevesinde, sizi de okulumuzda görmek isteriz” dedi…

Hiç düşünmedim…

“Hade Güllü” dedim ve, dün sabah Erenköy yoluna koyulduk.

Lefkoşa’nın kendine özgü bir gündemi var.

Üstelik, tam da güvenoyu günü…

Terk edilir mi Lefkoşa?

Ben ettim.

Arkama bile bakmadım.

Yaklaşık 1 saat 35 dakikalık bir sürüşün ardından, ver elini Erenköy…

Gülsev’in istediği kapıdan girdik okula…

“Şurada step yerimiz… Burada çocukların basketbol alanı… Aaa ne kadar değişmiş…” diye girdik okula…

Sonra, uzun yıllardır orada kalmaya devam eden bölgeden hocalarla sarmaş dolaş oluşu…

Ne güzel, insanın geçmişine yolculuğu…

ekmekçi erenköy lisesi (2)

Pırlanta bunlar, pırlanta…

Giderken, Bahadır Ayna da bizimleydi.

Manevi oğlumuz sayılır…

Bahadır…

Lise 2’nci sınıfta, odadan içeriye girdi…

“Abi ben gazeteci olmak istiyorum… İletişim okuyacağım. Bana yardımcı ol” dedi.

3 yıldır kankayız.

Uzun yıllardır “oğlum kardeşim sırdaşım yoldaşım” olan Bertuğ Topal gibi…

Hasan Düzgün gibi…

Mert Özdağ gibi…

Fayka Arseven gibi…

Sedef Boşnak gibi…

Gizem Özgeç gibi…

Mesleğini, layıkı ile yapan arkadaşlarımı anımsadım.

“İlk günlerinde orada olmak” gibi bir gururum var…

Birlikte habere gitmek…

Ne istediğine erken karar veren…

Eğitimini de buna göre şekillendiren…

Mesleğin yetenekli insanları ile temas kurup, hepsinden bir şeyler öğrenen, ileriye taşıyan arkadaşlar…

Pırlanta gibi gençler…

Hepsi de, “ne olmak istediğine” erken karar vererek… Gereğini yaptı…

Mesele karar verebilmekte…

Nerden mi girdim, eskilere…

Çünkü, Erenköy’deki öğrenci buluşmasında tam da bunlar geçti gözümün önünden…

Bahadır’ı örnek verdim…

Bertuğ’u…

Mert’i… Fayka’yı…

Gizem’i… Sedef’i…

 Tüm boş saatlerini, gece yarılarına kadar Havadis’te geçiren Hasan Düzgün’ü…

Çünkü…

Mesele karar verebilmekte…

Karşımda, 50’ye yakın…

Can kulağı ile beni dinleyen 10’uncu sınıf öğrencileri…

Dedim ki: Hayatta çok güzel örnekleri var, benim meslekten… Siz de artık kendinizi kasınız… Uykularınız kaçsın… Lise 1… Lise 2… Bu dönemlerde ne olmak istediğinize karar verin… Sonra emek harcayın… Lise bittiği zaman, yaşayacağınız bocalama, hayatınızı etkileyecek…

Kocaman bir hayat var… Yaşanacak

Memleketin bir ucunda…

Yeşilköy’den…

Dipkarpaz’dan…

Avtepe’den…

Erenköy’den…

Kaleburnu’ndan öğrenciler…

Önlerinde kocaman bir hayat…

Dinlemeye açık…

Önermeye açık…

İlgi isteyen…

Lefkoşa- Mağusa- Girne merkezli okullara oranla, daha çok belki de hizmet bekleyen.

Pırıl pırıl bir okul…

600’e yakın öğrenci…

Yurdun dört bir yanından ve bölgeden öğretmenler…

İşlemeye hazır…

Destek bekleyen öğrenciler…

Görünce…

Yaşayınca, farklı oluyor. Her bölgeden öğrenciler, her bölgedeki okulları gezse, görse keşke…

Borçluyuz…

Bu gençlere, çok şey borçluyuz.

Borcumuz var, nasıl ödeyeceğiz?

Daha çok severek.

Daha çok ilgilenerek…

Bu ülkenin her noktasına eşit ve adil davranarak başlayabiliriz işe.

Benim için mükemmel bir gün oldu.

Deneyim aynı zamanda.

Yeniden buluşmak üzere ayrıldık.

Yurdun her bireyine adil ve eşit davranılması için, mücadele edilmesi için sözleştik…

İyi ki gitmişim Erenköy’e…

Yeni hocalar, yeni gençler tanımışım…