(HEDEFLERİNE VARMA YOLUNDA SÜRDÜRÜLEN MÜCADELE!)
Yıl 1995: Güney’in Rum Yönetimi Başkanı Gafkos Kleridis: “Kıbrıs’ın AB’ye girmesi Türkiye’nin Garanti Anlaşmasından kaynaklanan tek yanlı müdahale hakkını ortadan kaldıracaktır…”
Yıl 1992: Rum Yönetiminin Eski Başkanı Vasiliu: “Garantiler konusunu unutmuş değiliz. Türkiye’nin bize yeniden saldırmasını hangi garantiler önleyebilir? Bir gün yeniden çıldırır da yeni bir darbe yaparsak Türkiye’nin yeniden harekete geçmeyeceğini bize kim garanti edebilir. 1974’de caniane darbe ile Türk müdahalesine yol açan kendimizdik. Bunu unutmayalım. Ben en iyi garantiyi AB topluluğuna girmekte görüyorum. Federasyonu kurduktan ve AB’ye girdikten sonra Türk müdahalesi düşünülemez. ”
Yıl 1994: Matsis: “Kıbrıs’ın işgalden kurtulması ancak AB’ye tam üyelikle mümkün olabilecektir.”
Yıl 1995: Spiros Kibrianu: “Avrupa yolu bizim için kurtuluş yoludur. AB üyesi olarak Kıbrıs hakkını bulacak ve güvenliğe kavuşacaktır.”
Yıl 1995: Dört emekli Yunan Büyük elçisinin ortak beyanından: “Kıbrıs cumhuriyetinin AB’ye girişten sağlayacağı çıkarlar sadece siyasi ve ekonomik olmayacaktır. Toprak güvenliği de sağlayacaktır… Sadece AB’ye tam üyelik dahi savunma yönünden çok güçlü bir faktör olacaktır. Hatta her türlü askeri hazırlıktan veya savunma doktrininden de güçlü…”
ŞİMDİ ANLADIK MI? Yukarıda bir kısmını aktardığım alıntılar tutun ki geçen zaman dilimi içinde bir iki yıla sıkışmış Rum liderlerin yüzlerce söylemlerinden sadece bir ikisidir. Ki daha o yıllarda hedeflerini saptamışlar, planlarını yapmışlar, nasıl bir gelecek için mücadele etmeleri gerektiğinin stratejisini çizmişlerdi. Neydi onlar? Görelim:
Bir: Türkiye’nin adadaki işgalinden kurtulmak.
İki: Bir daha işgale uğramamak için garantilerin kesinlikle kaldırılması.
Üç: Ancak kalıcı güvenlik sağlamak için Güney’in AB’ye üye olması.
Dört: Ve AB sayesinde adada bir federasyon oluşturulması.
BU HEDEFLERE VARILDI MI? İşte müzakere masası! İşte AB’ye üye Rum tarafı! İşte Türkiye’nin garantörlüğünün kaldırılması mücadelesi! İşte Kuzey’in nüfusunun kontrol altında tutulması formülleri! İşte AB müktesebatı çerçevesinde “dört özgürlüğün uygulanması” ısrarı!
Varıldı mı hedeflere? Elbette! Annan planına tüm adanın devleti olma özellik ve öneminde hayır diyen Güney hemen ardından AB üyesi oldu! Ve Şubat 2015’de başlayan yeni müzakerelere de AB üyeliğini tepe tepe kullanarak başladı! Hem Türkiye’yi nüfusu ve garantörlük hakkı ile adadan söküp atmak hem de çoğunluğuna dayalı bir federal sistemle Kuzey’e dönmek. DİKKAT: Karşımızda kendilerine “Helen” denmesini istedikleri halde “Levanten” bir halkın 1823’lerden beridir Kıbrıs’a tümden egemenlik koyma uğraşı vardır. Nitekim ne diyor eski Rum Cumhurbaşkanı Vasiliu. “Çözüm yoksa gelecek de yoktur!” Sanmayın ki Türk haklarını da gözeten bir çözümdür istediği! İstedikleri Türkiyesiz bir Kıbrıs’ta Türk halkını nüfusu ile azınlık olarak dondurduktan sonra çoğunluklarının sultası altına sokmaktır! Güney’in bu hedefini görmeden, kabul etmeden masada Türk halkının çıkarlarına uygun çözümü sağlayamazsanız…
RUM SERMAYESİ. (KİM EKONOMİNİN SAHİBİ OLURSA EGEMENLİK DE ONUNDUR.)
Komplo teorilerine iltifat edenlerden değilim. Fakat beteri olması gereken “hayallerle süslü tasavvurlara” gülmek ötesinde kızanlardanım! Mesela bir “federasyon sisteminde Rumlarla iş ve güç birliğinde ve Kıbrıslılık ruhunda nasıl kalkınıp uçacağımız” fetvalarına ifrit kesilirim!
Efendim federasyon olacak, Türk Rum el ele mesela Mağusa ve öteki limanlara sahip çıkacak, onlarca gemi rıhtımlara dayanacak, iş aş emek derken ceplere oluk oluk para akacak!
Yahut Türk ve Rum iş insanları barışçı çözüm ortamında ortaklıklar kuracak, al gülüm ver gülüm derken kalkınmanın şahikasına varılacak!
Mesela Türkiye’nin 42 yılda Kuzey’de başaramadığı ekonomik büyüklüğü Rum-Türk kardeşliği ile dayanışması başaracak!
FAKAT TEK ŞARTLA: “Eğer Rum’un istediği gibi çözüm olursa!” Şimdi deyin ki “hayır efendim Rum tarafı kendi istediği gibi değil, Türk halkının da hakkını ve hukukunu koruyan bir çözümden yanadır. Dolayısıyle muzırlığa gerek yoktur!”
PEKALA: Böylesi bir “hayale” Güney’in hangi siyasi görüşünde, Türk halkına yönelik hangi sosyoekonomik yaklaşımında, hangi himmetinde gördünüz? Hangi iyi niyetli yaklaşımında? Mesela?
Çözüme az kaldı denildiği dolayısıyle Türk halkının da kendini ekonomik yönden AB’ye hazırlaması gerektiği halde hâlâ ve gaddarca devam ettirilen ambargolar mı iyi niyet göstergesidir? TC’den akan suya engeller koymaya çalışmak, protestolarda bulunmak mıdır iyi niyet? Reoming’i devreye sokmamak mıdır işbirliği?
HASPOLAT SUYU: İşte size bir gün “birleşerek birlikte göklere uçacağınız” Rum tarafının bir yeni hezeyanı daha! Dün Havadis Manşetine almıştı. “Rumlar Haspolat’ta arıtılan suyun yüzde 70’ni istiyorlar..”
Neden yüzde 50’si değil? Neden olası çözüme hazırlıkta yer altı yer üstü kaynaklarının ortak ve hakçasına paylaşılması bir fırsat olarak değerlendirilmesin?
ÇÜNKÜ: Kuzey’in pembe rüyalarına karşın Güney’in ayakları yere basarken siyasetle harmanladığı bir sosyoekonomik gerçeği vardır. “Ada egemenliğine sahiplik koymak için önce ekonominin sahibi olması gerektiğinin beynine kazınmış köklü bilinci!”
Dolayısıyle neden bu yolda Türk halkına “olanaklar” sunsun! Nitekim ne yapıyor Güney? Mesela daha şimdiden Haspolot arıtım tesisinden artık tuzsuz akmaya başlayacak suya siyasi politikası parelinde yüzde 70 sahiplik koyuyor! Türk tarafına tanıdığı şans ise taş çatlasa yüzde 30!
PAYLAŞIM KAVGASI: Kaçınılmazdır! Sen çiçekçi, lokantacı, eczacı, taksici bile… Mesleki “çoğalmalar” nedeniyle oluşan haksız rekabetten söz eder, parasal gelirin azaldığından şikâyetçi olurken; bir milyonluk nüfusuna karşılık seni 250-300 binlik nüfusla sınırlandırmak isteyen, bu nedenle daha şimdiden yüzde 70 yüzde 30 oranını dayatan Güney’in ancak “çoğunluk sultası” altında yaşam hakkı bulabilirsin! Ancak Rum işverenin işçisi, Rum patronun çalışanı, Rum şirketlerin komisyoncusu kadar olabilirsin!
Tabi ki biz “bildiğimiz kadarını” söylüyoruz. Siz daha çok bilmelisiniz ki “bu adayı Rum sermayesi ile hatta ortaklaşa paylaşacağınızı da biliyorsunuz.! Neden olmasın. Bakarsınız Türk patronun altında çalışan Rumlar devri bile başlar! Hayale selam rüyaya devam!
































