Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Amacından sapmak

 

Nikos Hristodulis
Nikos Hristodulis

Zaman zaman olagelen sohbet toplantılarımızda Kıbrıs siyasi sorununun gidişatıyla ilgili kuşkular ortaya konur. Tabi bu kuşkulara neden olan bizim müzakerecilerimizin açıklamaları değil, her zamanki gibi “fikri neyse zikri de odur” dediğimiz Rum gazeteleridir. Ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğunu bilemeyeceğimiz bu haberlerde öyle bizdeki gibi “çözüm umutları” uçurulmamaktadır! Adamlar en basit konuları bile didik didik etmektedirler.. Mesela daha bir süre önce Rum hükümet sözcüsü Hristodulidis “eğer Türkiye Kıbrıslı Türklerin maruz kaldığı izolasyonların sona ermesini isterse, yapması gereken şey Kıbrıs sorununun çözümü için çalışmaktır. Kıbrıslı Türklerin içinde bulunduğu durum, tam anlamıyla Türkiye işgalinin sonucudur” demiştir!

DİKKAT! Bu tip ve silsile halinde devam eden Türkiye’ye yönelik saldırılar her halde sadece bende değil, AB ve BM’ler siyasi çevrelerinde de şu çağrışımları yapmaktadır:

Bir: Adada asıl sorun Türkiye’nin hâlâ Kuzey’i işgal altında tutmasıdır!

İki: Aslında biz Kuzey’e yönelik ambargoların sonlandırılmasına hazırız ama Türkiye’nin işgaline son vermesi gerekmektedir..

Üç: Eğer Türkiye askeri adadan çekilirse biz Kıbrıslı Türk halkı ile barışçı çözümü sağlarız.

Siyasi çevrelere kabul ettirilmeye çalışılan ve işgalden dolayı Türkiye’yi suçlu sandalyesinde tutan bu taktiksel propagandalar bir yandan da şu imajı yaratmaktadır:

Dört: Türkiye’nin işgali nedeniyle hem Kuzey’deki Türk halkı hem Güneydeki Rum halkı mağdur ve mazlum halklar durumuna düşmüşlerdir. Kurtarılmaları Kıbrıs’ın da kurtulması olacaktır!

TÜRK HALKI ADINA! Rum liderliğinin son dönemlerde, üzerine ağırlaştıkça tahtaravallinin öteki ucundaki Türk liderliğini havalandırıp ayaklarını yerden kestiği için boşlukta bırakan bu siyasi taktikleri hayra alamet değildir! Çünkü Rum tarafı Türkiye’nin garantörlüğünü ilga etmek için mücadele ederken, yerine kendi “tanınmış devlet erkini” egemen kılacak bir federasyonu gözlemektedir..

Nitekim Kıbrıs cumhuriyetine dönüş provaları yapılırken Rum da nüfus ve mülk çoğunluğuna dayalı üstünlüğünü federal sistemin içine katmaya dolayısıyle siyasi eşitliği kadük halde getirdikten sonra Yönetim erki ile Kuzey’i de egemenliğine geçirmeyi hayal etmektedir!” Ve daha şimdiden Türkiyesiz bir Kıbrıs’ta Türk halkının da “hamisi” olacağını sezinlettirmektedir!

DOLAYISIYLA: Tabi ki kuşku duyarız! Çünkü müzakere süreci başlarken tasavvur ettiğimiz çözüm şeklinden uzaklaşıldığını görüyoruz. Kanıtımız da Rum medyasının yayınları oluyor bir, artık çözüm yolunda Rum tarafı ile birlikte hareket eden içimizdeki bazı kesimlerin faaliyetleri oluyor iki!

 Son karar halkın da olsa gidişattan endişelenmemek mümkün olmuyor!

GENE TARTIŞAMADIK! (SEÇİM YASASI ÇARŞAFA DOLANACAK GİBİ!)

Gene gafil avlandık! Çünkü 33 yıldır KKTC Meclis’inden “yasalaşarak” çıkan “yasa tasarılarını” her zamanki gibi ne STÖ’leri ne de medya ile halk katlarında tartışmadık! Çünkü Alışmadık!

Buna karşın vakta ki yasalaşıp önümüze gelirler, hiç eksilmeyen o mübarek şaşkınlığımızla, “aman da olmadı” diyerek dövünürüz! Zaten “olmadıklarını” da bir süre sonra yeniden “değiştirilmek” için Meclis kurullarına gittiklerinde anlarız!

NİTEKİM: Düşünün! Bu yasa tasarısı ta CTP-DP döneminde hazırlandıydı! Üzerinden iki hükümet geçti, nasip kısmet Özgürgün’lü hükümetin oldu!

“Seçim ve Halk Oylaması Yasa Tasarısından” söz ediyoruz! Nitekim insanlar habere şöyle bir göz attıklarında, Ooo dediler, kim anlayacak bu sistemi?” Yani daha ilk algı şu oldu: “Çarşaf liste büyük olasılıkla eğer iyi kavranılmazsa çarşafa dolanacak!”

ELEŞTİRİLECEK YANLARI. Doktor hastasının yanına gelmiş, “bak demiş sana iki haberim var. Biri iyi biri kötü! İstersen kötü olandan başlayayım. Maalesef bir ayağınızı kesmek zorunda kaldık! Ama merak edip üzülme. Diğer kesik ayağın iyileşiyor!..”

Yine de ben Seçim ve Halk oylaması yasasının “kötü” olan “karmaşık” yanı ile başlayacağım: Mesela:Geçmişte siyasi partiler 5 ilçeden adaylarını saptarlar kendi ilçe merkez ve köylerinde seçimlerini yaparlardı. Şimdi geçmişte olduğu gibi yine ilçelere göre adaylar saptanacak. Mesela Lefkoşa’dan 18, Mağusa’dan 16 falan… Fakat bu adaylar tüm partiler tarafından “çarşaf liste” dedikleri 50’şer kişilik tek listede toplanacaklar. Eğer seçmen partisine mühür vurursa her ilçeden en fazla aday sayısının yarısı kadar adaya da tercih oyu vermesi gerekecek!

Eğer seçmen oyunu karma kullanacaksa en az 24 tabi en çok da 50 kişiyi oylayabilecek…

İYİ YANI: Ben Güzelyurt bölgesinde olmasına karşın iyi milletvekili olacağına inandığım falan partinin 50 kişilik listesinde yer alan Ahmet beye oyumu verebileceğim.. Öte yandan: “Çok iyi listesi olduğuna inandığım (falan siyasi partinin) tüm bölgelerden oluşan 50 kişilik milletvekili adaylarının listesine mühür vurarak tek başına iktidar olmasına da katkıda bulunabileceğim.  İstersem karma oyumu kullanarak “adam gibi adamları da Meclise göndereceğim…”

ORGANİZE OLAMAMIŞ PARTİLER: Yeni yasanın dezavantajlardan birisi şudur: “Mesela” diyelim: Henüz yeni kurulan Halkın Partisi bu “çarşaf seçim listeleri” ile tahmin edilen başarıyı gösteremez! Buna karşın kaşarlanmış UBP, CTP gibi partiler hem “listelerini oluşturmakta” zorluk çekmezler hem de tüm bölgelerden daha bir “seçerek” listelerine koydukları zaten bol tarafından var olan adayları ile rahatlıkla seçimi alıp götürüverirler!

Yeni sistem yeni tartışılmaya başlandı. (Henüz yüzeysel görüşlerimizi yazıyoruz ki  yanlış değerlendirmelerimiz de olabilir. Sonuçta halkın böylesi bir seçme sistemine intibak edebilmesi kolay olmayacaktır… Fakat Kıbrıs Türk halkı nelere alışmadı? Mesela ay sonu maaşının yarısını almaya bile! Buna da alışır kardeşim!

KISACA TAKILDIĞIM: YAZMADAN OLMAZ

Halk katlarında adları sanları işitilen politikacılarla, mesleki yönden öne çıkan adaylar (mesela doktorlar) çarşaf listelerde yer aldıklarında biline ki seçilmeleri kesindir! İlk seçimde göreceksiniz “doktorlar Meclisi” oluşacak..