Son zamanlarda çok tartışılan ve greve kadar giden sağlık sisteminin düzeltilmesi ve doktorların, dolayısıyla hastaların daha iyi koşullarda çalışmalarının ve hizmet vermenin temini, diğer birçok konu yanında bir öncelik taşımaktadır.
Gerek programda gerekse fiili icraatta yeni hastane inşaatı için yer tespiti de yapıldığı Hükümetçe açıklanmıştır. Ancak yeni hastane yapılıncaya kadar da mevcudun iyileştirilmesi, idari yapının ve kadronun yetişmiş uzman doktorlarla ve hemşire ve medikal tahsil görmüş elemanlarla acilen takviye edilmesi kaçınılmaz olmuştur. Hastanelerin çalışma ve vatandaşa hizmet verme koşullarının düzeltilmesi yanında doktorların maaşlarında da revizyon şarttır. Bidayette doktorların maaşları hem daha yüksek barem hem de maaşlarına ilave %40 tahsisat ve ek çalışmada fazla mesai ücretleri ile ülke maaş-ücret düzeyine göre yeterli durumda sayılırdı.
Zaman içinde değişen yasalar ve koşullar çerçevesinde toplam 10 hatta 11 yıl uzmanlık eğitimi alan doktorların, çalışma koşulları ve ücret yetersizliğinden özel muayenehanelere ilaveten, daha büyük ve tam teşekküllü sıfatıyla Bakanlıkça izin verilen özel kliniklerin de gittikçe ihtiyaç dolayısıyla artması sonucunda buralara kayması doğal olarak artmıştır.
Hele 2011’yılından bu yana KKTC’de değiştirilen yasa ile 3-4 bin TL ile doktorların tam mesai çalışmasını beklemek saflık olur. Türkiye’de son 10 yıl içinde yıllardır başarı ile uygulanan Genel sağlık sigortası yasası, döner sermaye ve diğer sağlık ve sosyal güvence ile ilgili yasalarda yapılan değişikliklerle yürürlüğe giren yeni sağlık sistemiyle, hem hastalar hem de doktorlar iyi bir çalışma ve yaşam koşullarına ulaşmış, hastaların doktorlara erişimi ve tedavileri en iyi şartlarda sağlanmaktadır. Bu sisteme özel hastaneler ve klinikler de dahil edilerek, isteyen hastalar fiyat farkını ödemek koşuluyla her hastaneden de yararlanma imkânına kavuşmuştur. Doktorlar da daha çağdaş yaşam ve gelir düzeyine ulaşmışlardır. Tam mesai ve yarım mesai tercihine göre, her baktığı ve tedavi veya ameliyat ettiği hasta sayısı ile karşılığı ücretlerine göre, çalıştığı oranda % de paylarını da öngörülen alternatifli maaşla birlikte almaktadırlar. Ve sağlık sistemi milyonlarca ifade edilen Türkiye’de, oturmuş, tercihine göre hem doktorlar hem hasta yeni sistemle sunulan alternatifleri seçerek hizmet alma ve verme açısından çok rahatlamıştır.
KKTC’de sistem acilen değişmezse, bu şartlarda doktor bulmak daha zorlaşacaktır. Özellikle en çok piyasası bulunan İstanbul’da durmadan açılmakta olan özel tam teşekküllü hastane ve kliniklere daha iyi koşullarda gitme imkânları açık olduğundan tercihlerini bu yönde kullanacaklardır. Ve hastaların mağduriyetleri de daha da artacaktır. Hastaların şimdiki ortamda doktorlara erişiminde fiziki yetersizlikten zorlandığı sürekli şikâyet konusudur.
Çünkü koşullar zaman içinde değişmiştir. Doktor sayısı hasta sayısına göre çok yetersiz kalmıştır. Ancak koşullara göre maalesef değişmeyen ve hizmeti zamana göre düzenleyemeyen bir düzen vardır. Zamanında gerekli önlemler alınmadığı cihetle aynı yerde daha kötü koşulların gelişmesi gittikçe artmaktadır. Bu her alanda da geçerlidir, yalnız sağlıkta değil.
Koşan bir hayat değişen bir dünya vardır. Ona göre mevcut yapının ülkede değişen koşullara göre zamanında ve yerinde adapte edilmesi, her geçen gün yeni tuğlaların ilave edilmesi bir zarurettir.
Ancak maalesef genelde her hizmet dalında, her gelen ne buldu ise elindeki ile, yani 30-40 yıl önceki koşullara göre oluşturulan ortamla, bu günün hizmetlerini sadece şikâyet ederek yürütme alışkınlığında olmuştur. Bu şekilde zaman harcanmaktadır. Günün ve zamanın ihtiyaçlarına göre yenileme çalışması ve gerekli değişimle reformlar yapılamadı.
Nüfus eskiye göre B. Nalbantoğlu hastanesi açıldığı tarihe göre, kat be kat artmıştır. Aynı kadro ve aynı şartların devamı mümkün olmamakta, her Allahın günü gerek hastalardan gerekse doktorlardan şikâyetler artmaktadır.
Ben birkaç hafta önce bazı rahatsızlık şikâyetleri ile gece hastaneye Kardiyoloji bölümüne gitmek durumunda kaldım. Gece saat 8’de nöbet değişimi yaptığı halde gece saat 10’da, Bölüm Şefi Dr. Gülgün Vaizoğlu’nun halâ orada hastaları ile ilgilendiğini ve gece saat 11 gibi nasıl yorgun ayrıldığını gördüm. Tetkiklerime aralıklı günler olarak iki haftaya yayılan bir süre içinde görüp şahit olduğum, bölümün kısıtlı doktor sayısı bölüm ekibiyle Klinik şefi olarak Dr. Gülgün Hanımın ne kadar yoğun sayıda hasta muayene ettiği ve kardiyolojik tetkikleri sınırlı doktor ve personelle, yardımcısı Dr. Hasan Bey’le ve diğer doktorlarla birlikte, sıkışık olduğu kadar stresli bir ortamda büyük bir özveri ile nasıl hizmet verdiğine yakından şahit oldum. Çalışma koşullarını yakından izleme ve görme fırsatım oldu. İnsan üstü bir gayret, ne kadar sürebilir?
Hastane insan deryası. Koridorlar hasta dolu. Anjiyo günlerinde aynı gün sayılı hekimlerle 17-19 hasta anjiyo yapılmakta. Kalp ameliyatları ayrı. Diğer yoğun bakım hastaları ve diğer kronik hastaların takibi ayrı. Kalp ihmâl de kaldırmaz her an tetikte kısıtlı bir kadro ve kısıtlı imkânlarla bir çalışma hayatının devamı mümkün olmaz.
Geçen yıl da Dahiliye servisinde bir hafta kadar hasta yakını olarak kalmıştım. O serviste de Dr. Osman Köseoğluları’nın çok az sayıdaki diyabet konusundaki birkaç uzman doktor dolayısıyla, yoğun sayıdaki hastalarına karşı ilgi ile duyarlılığı ve özverili bir şekilde çalışmasına şahit olmuştum. Nitekim bu yıl genç yaşta Hastaneden istifa etmiştir. Tabii tüm doktorların aynı özveri ile görev yaptığını iddia edemem, ve vatandaşların şikâyetlerini duyar gibiyim.
Ancak sistemin çalışanla çalışmayanı ayıracak ve gelir düzeyini ona göre tanzim edecek tam mesai ve yarım mesai, artı yapılacak mesai ve yapılacak muayene ve ameliyat sayısına göre döner sermaye yasası çalışırsa o zaman kimsenin mağdur olması ve belli bölüm ve doktorların fazladan iş yüklenmesi önlenebilir. Hastalar da doktorlara daha fazla erişim ve tedavi imkânı bulabilir.
Dolayısıyla, Hükümetçe gündeme alınan ilgili Yasaların içeriğinin çağdaş ve hakkaniyete uygun olacak şekilde en erken zamanda geçirilmesi soruna büyük oranda çare olacaktır kanaatindeyim.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























