TC Büyükelçiliği Yardım Heyeti tarafından yayınlanan KKTC 2013 Yılı Ekonomi Durum Raporu sayesinde, KKTC’nin genel tablosu kamuoyu bilgisine sunulmuş oldu. 2009 yılından bu yana aksayan istatistiki verilerin ve ekonomik ve sosyal göstergelerin 3 yıl geriden yayınlanması, üzerinde durulması gereken önemli eksikliklerden biridir. KKTC’nin ekonomik ve sosyal göstergelerinin kesin hesap ve sonuçları, maalesef 2014’ün yarısını geçmiş olmamıza rağmen halâ daha 2011 yılını verebilmektedir. Bu husus devletin istatistik birimlerinin tamamen atalete uğradığını göstermektedir. Daha bu birimlerce 2014 yılının güncel istatistiklerinin yayınlanarak, ileriye dönük programlara ışık tutacak nitelikte olması gerekirken, gerçekleşen verilerin dahi yayınlanmaması büyük bir boşluktur.
İstatistiklerimizi ve milli gelir hesaplarımızı ekonomik durum raporumuzu da, TC Yardım Heyeti hazırlamakta ve halka sunmaktadır. Üstelik sınırlı personel imkânlarıyla bunu yapabiliyorsa niyet ve hedefleri görme isteğinin buna yetebileceğini işaret etmektedir. Devlet kurumlarının işi daha da kolaydır. Esasen birçok sektörün istatistikleri, örneğin Maliye, Bütçe, Merkez Bankası, Çalışma SS, turizm, ithalat, ihracat ve diğer sektörlerin üretim ve faaliyetleri, ilgili kuruluşlar tarafından çıkarılmaktadır. Bunların toparlanarak milli gelir hesaplarına ulaşılması ve değerlendirmelerinin yapılması için ilgili kuruluşlara eğitim gerekirse eğitim, personel eksikliği varsa takviye, en önemlisi çalışma azmi, hevesi ve gerekirse bazı uzman kuruluşlardan yardım alınarak, her teşkilatın görevini yerine getirmesi gerekir. Bir ülke ne durumda olduğunu bilmezse eksik bilgiler ve 3yıl geriden verilerle sorunlarını nasıl çözecektir.
TC Büyükelçiliği’nin hazırladığı raporda 2013 yılında % 2 büyüme olduğu görülmektedir. Sektörler itibarıyla bakıldığında, her sektörde genelde % 2 ilâ 4 arasında bir büyüme var. En yüksek büyüme ise turizmde % 6, konut’ta % 4 gerçekleşti. Tarım sektöründe % 8 küçülme veya gerileme, genelde büyümeyi aşağıya çekmiştir. Tarım sektörü dışındaki tüm sektörlerin büyüme ortalaması % 3.1’dir. GSMH 7.8 milyar TL, ( 4.1 milyar$) olmuştur. Fert başına düşen milli gelir, 286bin nüfus (resmî) sayısına göre, 15,622$ görülmektedir. Ancak nüfus sayısı konusundaki çoğu kanaatler ve tartışmaları göz önüne alırsak sağlıklı bir sayımla nüfusun bu rakamdan fazla olması gerektiğini, diğer birçok veriler ışık tutmaktadır.
GSYIH içindeki kamu hizmetleri dışındaki en yüksek paylar ise ticaret, turizm, ulaştırma-haberleşme, sanayi ve mali sektördür. Enflasyon, 2012’de % 3.6, 2013 % 10.2 oldu. Ana mal grupları itibariyle en yüksek fiyat artışı, % 21.3 ile eğitim’de, % 18 ile ulaştırma ve % 17 ile konut fiyatlarında olmuştur. Diğer ana mal gruplarında yiyecek, içecek, giyim, ayakkabı, sağlık vd gruplarda % 4 ila 5 arası bir artış var. % 10 enflasyonu etkileyen ilk 3 kalem olmuştur. Özel okul ücretleri, fahiş uçak biletleri ve konut fiyatları. Türkiye’de geçen yıl enflasyon toplamda % 7.4 olmuştu.
İstihdamda % 0.9 az bir artış olmuştur. Ekonomide yeteri derecede bir genişleme olmadığı cihetle istihdamda önemli bir gelişme olmadı. Gelişen sektörlerden turizmde de yeterince yerli işçi istihdamı olmadığı bilinmektedir. Bu yıl,2014’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yerli istihdamı ve özelde istihdamı teşvik edici uygulamalar başlattığı cihetle işsizlik oranının düşeceğini ümit etmekteyiz. Otellerle yapılan temaslar da istihdamı arttırabilecektir. % 9.7 yüksek bir işsizlik oranıdır. Hedef, insan odaklı istihdam odaklı bir büyüme ve refahın halka yaygınlaştırılmasına yardımcı olacak politikaların geliştirilmesi olmalıdır ki o zaman kapalı iç piyasada bir canlanma ve ekonomide bir büyüme yaratmaya yardımcı olabilsin. Birçok ülkeler işsizlik oranını ekonomik krizden sonra % 6- 7lere düşürmeyi başarmıştır. KKTC’de esasen işgücüne katılım oranı da diğer birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere göre % 49, çok düşüktür. AB ülkelerinde 64’lerde,(Almanya’da %73) işgücüne katılım oranı yüksek olmasına rağmen, işsizlik oranları da çoğu ülkede daha düşüktür. İleri ülkelerde ABD, Almanya gibi % 5-6 arası. Ülkemizde gizli işsizliğin de çok yüksek olduğu bilinmektedir.
İhracatın ithalatı karşılama oranı, son 15 yılda gittikçe düşerek son 10 yılda da her yıl ortalama % 5-7 arası gerçekleşmektedir. 2013’te de % 7.1 gibi çok düşük bir karşılama oranı oldu. Üretim ve ekonominin büyümesinde, ihracat sorunları tıkanıklık noktalarından biridir. Toplam dış ticaretin % 97’si ithalat fazlası yani dış ticaret açığıdır. Bu açığın % 40’ı (692 milyon$) turizm gelirleri ile gerisi de (945 milyon$) diğer görünmeyen işlemler gelirleriyle karşılanmaktadır ki bunun içinde ağırlıklı eğitim sektörü gelirleridir. İstatistiklerimizde ‘diğer gelirler’ toplam rakam olarak verilmekte ve eğitim, ulaştırma, haberleşme gibi hizmetlerin gelir ayrımı yapılmamaktadır, ancak yurt dışı öğrenci sayısı göz önüne alındığında okul ücretleri ve diğer harcamalarıyla tahminimce 600 milyon$’lık kısmının eğitimden olduğudur. Cari işlemler açığı 82.3 milyon$ düşük %-1.8 olup, sermaye hareketleri ile kapanmakta ve artı vermektedir. Sermaye hareketlerinin üçte ikisi TC kredileridir.
Bankacılıkta mevduatlar yükselmiş, kredi oranları ise, gelişmekte olan ülkelere göre çok düşük % 78’lerdedir. Bizim gibi ülkelerde % 130-150 civarındadır ki bu ülkemizde mevduatların ve kaynakların yeterince uzun veya kısa vadeli yatırımlara kullanılmadığını göstermektedir. Ayrıca verilen kredilerin çoğunluğu da tüketim harcamalarına yöneliktir. İşletme kredisi adı ile gösterilen krediler de şahsi ve mesleki borçları da içermektedir.
2013 bütçesinde toplam bütçe 3.261 milyar TL olarak gerçekleşmiş, yerel gelirlerle bütçenin % 70’i, TC yardım ve kredileriyle % 28.5’u karşılanmış, % 1.5 iç kaynaklardan borçlanılmıştır. Diğer fonlara yapılan en büyük transfer, sosyal sigortalara yapılan 318 milyon TL transferdir.
Kamu borç stokunun da 2013 sonu itibariyle 11 milyar 727 milyon Türk Lirası’na ve milli gelirin % 150 sine ulaşmış olduğunu görüyoruz. 2000’li yıllardan sonra her yıl ölçeklerimize göre çok yüksek miktar ve orandaki borçlanmalar birikerek ağır bir yük olarak gelişmiş ve gelecek nesiller borçlandırılmıştır. Bunun 7.395’i TC kaynaklı diğerleri de yerli banka ve fonlardan yapılan borçlanmalardır.
Belediyelerin durumu ise pek iç açıcı değildir. Öz gelirleri + devlet katkısı ile giderlerinin tümünü karşılayan birkaç belediye dışında, giderlerinin çoğunluğunu % 85-95 karşılayan belediyeler olduğu gibi, en kötü durumda olan Lefkoşa belediyesi, bilinen nedenlerle kendi gelirleri, devlet katkısı ile % 64’ünü karşılayabilmişti. Gerisi borçlanmalarla gerçekleşebildi.
2013 yılında TC yardımlarından alt yapı ve reel sektörün desteklenmesi bazında turizm, ulaştırma, yüksek öğretim, sanayi, ticaret, eğitim, kültür, çevre sektörlerine destekler ve teşvikler verilmiştir. TC yardımlarının 2000 yılından itibaren artan miktar ve oranda geliştiğini, 2000 yılında 142 milyon TL’den her yıl artarak 2013’te 924 milyon TL’ye ulaştığını görüyoruz.
Yapısal reformlara ihtiyaç olduğu sürekli vurgulanan ülkemizde daha iyi bir gelecek için iç ve dışa yönelik ekonomik faaliyetlerimizin geliştirilmesi, etkinlik ve verimliliğin artırılması ve hedeflenen amaç ve programlara göre icraatların yönlendirilmesi hususunda bir seferberliğe ihtiyacımız olduğu kesindir.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























