Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yaz’dan gözlemler: (3) “Kendi maksılımız”

Kıbrıs’taki yaz tatilimiz boyunca, istisnasız her gün güneş yükselmeden babamın arka bahçemizden toplayıp bir lenger suya atıp daha sonra tek tek soyduğu babutsaları, annemin mevsiminde yine arka bahçeden toplayıp, ayıklayıp hiçbir katkı maddesi eklemeden derin dondurucuya koyduğu enginarları ve baklaları, ağaçtan kendi ellerimizle topladığımız incirleri ve bir sandalyeye çıkarak kestiğim üzümleri yedik.

* * *
Buzluktan soğuk soğuk çıkarıp yediğimiz babutsa, üzüm ve incirlerin tadı hala damağımızda; çiğ yağlı bakla ve enginarların da öyle.
* * *
Ağustos ortası Amerika’ya döndükten bir süre sonra büyük kızımla bu yıl başlayacağı üniversitesine gidip odasına yerleşmesine yardım ettik. Velilerin okulun nasıl çalıştığını, kurallarını ve verdiği servisleri daha iyi anlaması için hazırlanmış olan çeşitli programlara katıldık. Her üniversitede “taşınma günü” denen, velilerin yeni öğrencileri yerleştirdiği bu gün ve bu günün etrafında organize edilen aktiviteler, sadece üniversite için değil yerel ekonomi için de çok önemli. Hoteller, restoranlar ve dükkânlar çok iyi iş yapıyorlar.
* * *
Veli olarak önem verdiğimiz konulardan bir tanesi kuşkusuz üniversitenin yemek servisiydi.  Okul ilk sene öğrencilerine üniversitenin yemekhanelerinde yeme zorunluluğu getiriyor ve bu yemeklerin bir yıllık parasını da alıyor. Üniversite, kampüs içinde öğrencilerin kaldığı her evin altında bulunan farklı küçük yemekhanelerde değişik seçenekler sunuyor: Sadece vegan ve vejetaryen veya etnik mutfaklardan yemekler verenler olduğu gibi “standart” Amerikan hamburger, köfte gibi yemekler sunanlar da var. Öğrenciler, kendilerine ücretsiz olarak verilen bir akıllı telefon uygulaması ile hangi yemekhanede ne yemek çıktığını, bu yemeklerin besin değerlerini ve benzeri bilgileri görüp ona göre seçimini yapabiliyor.
* * *
İlginç bir şekilde, hem kızım hem de biz sadece üniversitenin yemeklerinden memnun olmakla kalmadık, aynı zamanda kızımın, tam olarak neyin yol açtığını bilemediğimiz gıda alerjilerinin ortadan kalkmasına da çok sevindik. Araştırdığımız zaman öğrendik ki, kızımın bu yıl başladığı üniversite yerel ve sürdürülebilir gıda ürünleri yetiştirilmesine önem veriyor. Verdiği bu öneme uygun olarak da yemekhanelerinde kullanılan bütün malzemeler üniversiteden en fazla 150 mil uzaklık içinde olan çiftliklerde mevsimlik olarak yetiştiriliyor. Bunu yapmakla hem öğrencilere daha lezzetli ve sağlıklı yiyecekler hazırlanıyor hem de yerel çiftçiler ve yerel ekonomi desteklenmiş oluyor. Malzemelerin taşınmasında harcanan enerji ve taşıma sırasında yaratılan karbon emisyonu da azaltılıyor.
* * *
Üniversitede öğrencilere sistematik bir şekilde aşılanmaya çalışılan, daha bilinçli bir yiyecek kültürü, yiyeceklerin üretim yapısına dikkat etmek ve yiyeceğimizi sürdürülebilir bir şekilde üreten çiftçilere daha saygılı olmak. Anne ve babamın kendilerini bildi bileli yaptıkları ve bizim ancak belli bir yaşa geldikten sonra kıymetini anlamaya başladığımız ve saygı duyduğumuz bu konuda gelişmiş ülkelerdeki progresif insanların geç de olsa uyandıklarını görmek kuşkusuz sevindirici.