Birmingham İngiltere’nin ikinci büyük şehri ve ikinci büyük ekonomisi. Sadece İngiltere’de Londra ve çevresinden sonra ikinci olmakla kalmıyor, aynı zamanda dünyada da yetmiş-ikinci sırada.
* * *
İkinci dünya savaşından sonra İngiliz kolonilerinden gelen göçmenlerden dolayı Birmingham ciddi bir etnik çeşitlilik görmüş. Fakat merkezi hükümetin Birmingham’ı yavaşlatıp ekonomik gelişmeyi görece geri kalmış olan Kuzey İngiltere, İskoçya ve Galler’e kaydırmaya karar vermesi sonucunda, Birmingham ciddi bir gerileme dönemine girmiş. 1970’li yıllara kadar Londra’dan sonra en zengin bölge özelliğini korumuşsa da giderek göreceli ekonomik pozisyonunu kaybetmiş ve daha da önemlisi bir tek sektöre, motor endüstrisine bağımlı bir ekonomiye dönüşmüş. 1980’lerin başındaki ekonomik resesyon ile de Birmingham’da o güne kadar görülmemiş düzeyde işsizlik ortaya çıkmış. İşsizlik de beraberinde, özellikle şehrin merkezinde ciddi bir sosyal huzursuzluk yaratmış.
* * *
Üç günlük bir konferans için geldiğim Birmingham beni hoş bir şekilde şaşırttı. Londra’dan sonra İngiltere’nin en cazip, en modern ve kapsamlı alışveriş merkezlerinin olduğu Birmingham’ın şehir merkezi pırıl pırıl. Kahveler, restoranlar cıvıl cıvıl. Eski binalar, kanallar ve yollar yenilenmiş. Tren servisi her yere, en kolay ve hızlı ulaşacak şekilde yeniden düzenlenmiş. Modernize edilen tren istasyonu tıkır tıkır çalışıyor. Dünyanın 135 değişik merkezinden uçuşların olduğu modern Birmingham havaalanından şehir merkezine 5 dakikada varan trenin bileti sadece 5 dolar. Birkaç gün önce açılan ultra modern belediye kütüphanesi, dünyanın en büyük belediye kütüphanesi.
* * *
1998 yılında yirmi-dördüncü G8 zirvesine ev sahipliği yapan Birmingham’ın yıkım ve çöküntüden çıkıp, tekrar kendi kendine ekonomik büyüme yaratan hale gelmesi kendiliğinden olmamış. Birmingham Belediye Meclisinin uzun soluklu ve kapsamlı ve birçoklarının gerçekçi değil diye gördüğü “Büyük şehir” planını sistematik bir şekilde hayata geçirmesinin sonunda olmuş.
* * *
Bir yandan şehri fiziksel olarak çekici hale getiren belediye, diğer taraftan da girişken bir kampanya ile yabancı direk yatırımları çekmek için uğraşmış. 2012-2013 yılında, Birleşik Krallığa giren yabancı direk yatırım % 4 artış gösterirken, Birmingham’a giren direk yabancı yatırım tam %52 artış göstermiş! Bu yatırımlar sonunda 4,000 kadar yeni iş imkânı yaratılmış ve yerel ekonomiye de 150 milyon pound kazandırılmış.
* * *
Birmingham, fiziksel altyapısının yanında genç ve nitelikli işgücü varlığının yabancı yatırımları çekmekteki en büyük etken olduğunu iddia ediyor. Çok sayıda üniversiteye ev sahipliği yapan Birmingham’ın en prestijli üniversitesi olan Birmingham Üniversitesinin öğrencilerinin sadece %25 kadarı yerli öğrenciler. Geriye kalanlar ise yurtdışından ve İngiltere’nin diğer bölgelerinden gelenler. Dışarıdan gelen öğrencilerin %30 kadarı geri dönmeyip Birmingham’da kalıyor. Birmingham bu şekilde nitelikli işgücü varlığına sahip oluyor.
* * *
Yanlış devlet politikaları sonunda ekonomik yıkımı yaşayan ve sosyal huzursuzlukların diz boyu olduğu bir bölgede, yerel yöneticilerin akıllı politikaları uygulamaya koyması sonucunda nasıl iyi sonuçlar alınacağını anlamak için Birmingham örneğini dikkatle çalışmakta fayda olacağını düşünüyorum.
* * *
































