Farklı türden bir güzel o! Farklı bir duruşu, farklı bir oyunculuğu, farklı bir hüznü, hayata farklı bir bakışı, ekranda bambaşka bir ruhu var. Bu istisna halinden olsa gerek, her şeyi çok fazla kafaya taktığını söyleyen Selma Ergeç’in kendine mesajı ise ‘rahat ol!’
Alman hemşire bir anne, doktor Türk bir baba ve iki kardeşle Almanya’da geçirilen yıllar, kendine, içine dönük bir çocukluk, doktor olma yolundayken oyunculuğa yapılan bir U dönüşü… Ve devamı, hayatını özetleyen diğer kelimelerde; İngiltere, tıp, psikoloji, felsefe, yoga, mankenlik, dalmak… Şu sıralar bir de kick boks var! Gelin bu farklı kadını yakından tanıyalım.
.jpg)
Bugün olduğunuz yer, merdivenlerin hangi basamağı?
Sonsuz bir merdiven olarak düşünürsek, ortalarda bir yerde ama sonsuz bir merdivenin ortası neresi olur bilemem… ‘Şuraya gelmek istiyorum, şöyle olmak istiyorum’ gibi keskin hedeflerim olmadı hiç. Çok hırslıyımdır ama yaptığım iş bazında… Bir işe girişirim, çok hırs yaparım, en iyisini yapmayı isterim, ‘daha iyi nasıl olur?’ diye düşünürüm… Ama ‘şu noktaya geleceğim, bunu yapacağım’ şeklinde bir hırs değil bu. Hırslı insanları görünce ben de öyle olabilmeyi istiyorum ama olmuyor. Zaten ya var ya da yok insanın içinde hırs. Ben sadece yaptığım işin en iyisini yapma derdindeyim.
Aileniz Almanya’da yaşıyor, peki siz neden Türkiye’de olmayı tercih ettiniz?
Bu tamamen olay dışı, planlanmamış bir şey oldu. Staj için gelmiştim, oyunculuğa yöneldim ve dizi teklifi gelince kaldım…
Oyunculuk tamamen tesadüf eseri mi hayatınızdaki yerini aldı?
Oyunculuğu ben hobi olarak yapıyordum, aslında tıp okuyordum. Tabii tıbbın yanında oyunculuk yapan çok kişi var ama hem oyunculuğu hem de tıbbı bir arada götürmek zor. İkisi de çok uzun zaman alan işler olduğu için bence hatta mümkün değil. Ben de tıbbı tercih ettiğim için, oyunculuğu bir opsiyon olarak görmüyordum. Oyunculuk söz konusu olunca, tıbbı bırakmam gerekiyordu ve öyle oldu. Ama bu kararı ben tek başıma vermedim, hayat yönlendirdi beni. Tesadüfler üst üste geldi, bazı şeyler ters gitti, bazı şeyler iyi gitti
Peki tıp okumak kodlanmış genetik bir yönelim miydi yoksa bilinçli bir tercih miydi sizin için?
Bilinçli olarak ‘doktor ol kızım’ demedi, hatta tersine ‘bu çok zor bir meslek’ diyordu babam hep. İşini aşkla yaptığı için babam çok acı çekti. Çok idealist bir doktor ve idealist olmak her meslekte zordur; ters giden şeyler insanın canını daha çok yakar. Ben de tip olarak anneme, karakter olarak babama benziyorum aslında. Babam benim daha çok Paris’e gidip tasarımcı olmamı istiyordu. Zaten yatıp kalkıp çizim yapıyordum. Oyunculuğa ise pek sıcak bakmıyordu. Babam benim önümde, mesleğini çok iyi yapan ve çok idealist çalışan, çok fazla hastaya bedava bakan çok iyi bir örnekti ama benim seçimim daha ziyade etik sebeplerden dolayı oldu.
Canlandırdığınız karakterler içerisinde sizi en çok tatmin eden hangisi oldu?
En iyi duygusal bağlantı kurduğum karakter Hatice Sultan oldu. Çok yoğun, çok duygusal, çok büyük acıların hikayesiydi o… Karakter olarak yakın hissettiğim değil ama duygusal yükünü en çok taşıdığım karakterdi. Yani enteresan bir deneyimdi benim için ve gerçekten duygu olarak da en yoğun yaşadığımdı.
.jpg)
Rolünüze genellikle kendinizi çok kaptırıyor musunuz?
Mış gibi yapmak, öyle olmasına yardımcı olur ya… Vücudun duygulara ve mimiklere verdiği tepkiler var. Örneğin kaşınızı çattığınız zaman depresyona girme olasılığınız yükseliyor ve depresyon tedavisi olarak, botoks yapıyorlar, çok enteresan bir durum bu. Gülme meditasyonu diye bir şey var. Benim babam her sabah oturur, sesli bir şekilde kahkaha atar. Bir fıkra okuyup gülmez yani, oturup bağdaş kurup her sabah yarım saat kahkaha atar. Şimdi böyle oturup, sahte sahte gülüp, bunun insan psikolojisi üzerinde olumlu etkisi olduğunu düşünürsek eğer, bizim yaptığımızın da insan psikolojisi üzerinde bir etkisi olduğu kaçınılmaz oluyor… Dolayısıyla tabii ki rolün üzerimde bir etkisi oluyor ama bu asla bu karakterle yaşıyorum anlamına gelmiyor. Ama o duygu durumlarının gölgesi size bir şekilde mutlaka düşüyor.
Bu kadar uzun süre oynayıp bu kadar duygusal bağ kurduğunuz Hatice Sultan karakterinden sıyrılıp Saadet karakterine bürünmek sancılı mı yoksa nefes aldıran bir süreç mi oldu mu sizin için?
Tabii ki, önce bir ödüm koptu. Bir de hala insanların kafasında Hatice Sultan’ın izleri, ‘Muhteşem Yüzyıl’ın taze bir yeri var. ‘Onun üzerine şimdi Saadet karakterini oynayacağım? Ama insanlar buna inanacak mı?’ diye düşündüm.
.jpg)
































