Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Araftayız

Hiç düşündünüz mü bazı bölgeleri “Orta’doğu, Uzak’doğu ve Yakın’doğu” diye niye dillendirdiğimizi? Nerenin ortasında, nereye uzak veya nerden ve kime yakın’dır bu diyarlar? E pek tabii ki tek dişi kalmış Avrupa’ya göre. Solunda Amerika, sağında İngiltere ve de ortasına da Yahudiler konuşlanmış bu merkezde; ‘harita çizenlerin’ bulunduğu kendi bölgelerine göre ‘uzak, yakın ve orta’ şeklindeki yön bildirimleri dilimize yerleşti. Oysa Japonya’dan baktığımızda Yakın’doğu Los Angeles’tir. Orta’doğu da Avrupa’dır bildik. E Kıbrıs bu işin neresinde? Daha önce de yazmıştık; Kuzey Kıbrıs insanı için Avrupa’dan uzaklaşan bir gemi içerisinde, Avrupa’ya koşan bir kısım insan nitelemesi yaparsak çok da abartmış olmayız. Ekonomide, siyasette, tarımda, hayvancılıkta, sanatta, kültür işlerinde, sporda, iletişim dünyasında veya  eğitimde de durum aynen bu vaziyette! KKTC’yi yönetmeye çalışıp da bi’türlü yönetemeyen hükümetlerin o çok övündükleri ‘milli eğtim, gençlik ve spor’a ilişkin bütçeden ayırdıkları pay toplamda yüzde bir (1). Yanlış okumadınız; Sadece ‘yüzde 1’. E hâl böyle olunca da ne spordan, ne de gençlikten, hele hele eğitim teknolojilerinden yoksun bi’eğitim dünyasından bi’cacık olur mu? Asla! Bi’defa spora ilişkin şûralarda havanda çok su dövdük ve de dövündük tavsiye kararları(!) vere vere bi’hâller olduk! İlgili kararlara ya Yalova Kaymakamı ya da Kasımpaşa muamelesi yapılsa da tüm katılımcılar kendi tecrübelerini ortaya koyarak kafa patlattılar ve ilgili problem cümlesine ilişkin bi’dizi tavsiye kararları aldılar. Sonuç mu? Mafiş icraat. E şimdi de sıra eğitime ilişkin şûrada. 40 yılı aşkındır Ertürk Hoca’nın eğitim tanımı yazıldı, çizildi ve bizlere anlatıldı. Eğitim neymiş;“Bireyde istendik yönde, kasıtlı olarak davranış değişikliği meydana getirme süreci(ymiş)”. Küresel iletişim ve etkileşim formatındaki günümüz bebeleri “istendik ve kasıtlı” gibi kavramlarla istenilen yöne sevketmeniz mümkün değil. Yeni yetme eğitim bilimciler eğitimi artık ‘kültürleme’ ile eş anlamlı kullanmakta. Kültür bir başka deyişle; yaşam biçimi, değer yargıları ve inanç sistemi içerisindeki bireyde davranışın değişim ve dönüşüme uğradığını görüyoruz artık. Postahanenin işlevi artık kitaptan değil, direkt postaneye gidilip öğreniliyor. Aslanı da kitaptan değil, hayvanat bahçesinde gösteriyorlar! Buna benzer birçok faaliyet “katılımcı gözlemcilik” adı verilen arazi şartlarında öğretiliyor. ‘Karşılaştırmalı Eğitim’ çalışanlar bilir. Örneğin Finlandiya’da her ne üzerine tahsil yapacaksanız yapın önce felsefe dersinde başarılı olmanız gerekiyor. Doğru düşünme veya bilgi üretme sanatına hakim olmayan mühendis, mimar veya öğretmen olamıyor. E beden eğitiminde durum ne? Eğitim ve öğretim sürecimizdeki bu aksaklıkları beden eğitimi formasyonunda da yaşıyoruz. Beden eğitimi öğretmenleri ve beden eğitimi dersini yürüten öğretmenler yoktan var etmeye çalışıyorlar yıllardır. Ülkemizde 30 yılı aşkındır bir Beden Eğitimi, Sağlık ve Spor Programı yoktu mâlumunuz ama artık AB standartları ile bire bir uyumlu bir Beden Eğitimi, Sağlık ve Spor Programımız var. Ancak beden eğitimi programındaki bu devinim, bütçeden ayrılan ‘yüzde 0.75’le yürümeyecektir maalesef. Bu alana daha çok fonlama şart. Eğitim politikası mı? O da ne? Ha’bire grev, ha’bire plansızlık ve de toplamda eğitimde de sistemsizlik sistem olmuş. Sonuçta cennet ile cehennem arasında sıkışmış ve kararsızlığın karar olduğu bir araftayız bildik Kıbrıslı Türk âhâlisi olarak. Nokta…