Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Dünya

Katliamlara rağmen inançlarına sahip çıktılar

Ramazan ÖZTÜRK

Yıllardır yanlış yakıştırmalarla tanıdık Ezidileri. Kimi zaman, “Şeytana Tapanlar”, kimi zaman, “Güneşe Tapanlar” kimi zaman da “Dinsizler” diye andık. Hatta inançlarının oluşumunu Emevi Sultanı Yezid bin Muaviye’ye bile bağlayanlarımız var. Oysaki bunların hiçbiri doğru değil.
Türkiye’nin önemli belgeselcilerinden araştırmacı gazeteci Ramazan Öztürk, Ezidililerle ilgili tüm bilinmeyenleri, yanlış inanışları, sosyal yaşamlarını kaleme aldı. İşte Öztürk’ün kaleminden Ezidiler.
Ezidiler, anayurtları olan ülkelerde gördükleri baskılar sonucu çoğunluğu yıllar içerisinde yurtdışına göç etti. Türkiye’de de durum farklı değildi. Hatta yakın zamana kadar Ezidilerin TC nüfus cüzdanlarındaki din hanesinde (x) işareti vardı, şimdi ise bu hane boş bırakılıyor.
Ezidi, Kürtçe’de “Beni Allah Yarattı” anlamına gelen “Ezdam” kelimesinden türemiştir.
Orijinleri Kürt’tür ve ibadetlerini ana dilleri olan Kürtçe ile yaparlar. Kendilerini Âdem’den buyana tek tanrıya yani Allah’a inanan dünyadaki ilk insanlar olarak tanımlıyorlar. Tarihleri boyunca birçok dönemde diğer dinler tarafından baskı altında tutuldular.
Haklarında verilmiş tarihte bilinen 76 ferman bulunuyor. Çıkartılan her ferman beraberinde ölümü, korkuyu, baskıyı ve zorunlu göçü getirmiş. Bu nedenlerden dolayı kimi din değiştirmiş, kimi de inancını gizlemek zorunda kalmış…
Ezidiler ne yazık ki bugün de tarihteki 77’nci kıyımlarını daha doğrusu soykırımı yaşıyor. IŞİD denilen insan görünümlü ama insanlıkla alakası olmayan terör örgütü ve destekçileri tarafından bütün dünyanın gözleri önünde katlediliyor. Komşu ülkeler sessiz, dünya seyrediyor. Kısacası Şengal’de sadece Ezidiler değil, insanlık ölüyor.
Kutsal kitapları Musaf ı Reş, Ezidi inancının mitolojisini, Şeyh Adiy tarafından yazılan Kitab ı El Celve ise, bu inancın pratik kurallarını anlatır.
Ezidiler, günlük yaşamlarında ve attıkları her adımda Allah’ın adını anıyorlar. Onlar için yeri göğü yaratan Allah’tır. Melekleri onun emirlerini uygular. Azazil yani Melek’i Tavus’a büyük saygı duyarlar. Onu Allah’ın emirlerini uygulayan birinci melek, diğer bir deyişle meleklerin başı olarak kabul ediyorlar.
Diğer dinlere mensup insanların sık sık tekrarladığı “şeytan” kelimesini kesinlikle kullanmazlar, yanlarında bir başka insanın bu kelimeyi telaffuz etmesinden de hiç hoşlanmazlar.

Hatto Hacı: Önce melekler yaratıldı
Ezidilerin dini lideri Hatto Hacı İsmail bu konuya şöyle bir açıklama getiriyor: Biz kâinat var olurken, önce meleklerin yaratıldığına inanırız. İlk yaratılan, Melek-i Tavus olarak bilinen Azazil’dir. Azazil, meleklerin efendisi ve en ulu olanıdır. Diğer dinlerde Melek-i Tavus başka şekilde adlandırılır. Ancak biz ona o kelimeyi layık görmeyiz. Melek-i Tavus’tan sonra Derdail, İsrail, Mikail, Şemail, Cebrail ve Nurail yaratıldı.
Ezidi inancında güneş, Allahın yeryüzüne gönderdiği nur, hayatın kaynağı ve aydınlatan ışıktır. Bu nedenle güneş kutsaldır ve Ezidilerin kıblesidir. Sabah ve akşam namazını kılarken, yüzlerini güneşe çevirirler. Namaz öncesinde kendi usullerine göre abdest alırlar. Bellerine kırmızı kemer bağladıktan sonra şeyhlerinin yanında saf tutarlar. Kendi anadillerinde dua ederler.

Kutsal Vadi: Laleş
Yılda 3 gün oruç tutarlar. Ancak Şeyh ve Pirlerin orucu daha uzun sürelidir. Şeyhler, 40 günü kışın, 40 günü de yazın olmak üzere toplam 80 gün çile ve sabır orucu tutarlar. Bu süreyi de kutsal Laleş Vadisi’nde geçirirler.
Ezidiler için en önemli kutsal mekân da Şeyh Adiy’nin mezarının bulunduğu Laleş Vadisindeki tapınaktır.
Ezidi inancında Laleş Vadisi, dünyanın mayası olarak kabul edilir. Allah dünyayı yaratırken ilk toprak paçasının burada oluştuğuna inanırlar. Onlara göre, Allah’ın Âdem’i yarattığı toprak da Laleş’te akan beyaz suyla çamura dönüştürülmüştür. Bu nedenle beyaz çeşmeden akan su kutsaldır ve Laleş’e gelen her Ezidi mutlaka bu sudan içer, çocuklar bu suyla vaftiz edilir. Bu suyu içmek, çıktığı kaynağı gezmek ibadetin bir parçasıdır.
Mitolojiye dayandırılan anlamıyla Laleş Vadisi, birçok açıdan Ezidiler için önemlidir. Ezidi inancını yayan Şeyh Adiy’nin Laleş’e yerleşmesi ve ölünceye kadar burada kalması da ayrı bir anlam katıyor.

Peygamber inancı yok…
Çünkü Ezidilikte peygamber inancı yoktur. Şeyh Adiy, sadece çok saygı duyulan bir yol göstericidir. Kendisini Allah yolunda iyiliğe, doğruluğa ve güzelliğe adamış, insanların hak yolunu bulmaları konusunda onlara yardımcı olmuştur.
Kendisi Müslüman, Hıristiyan, Ezidi ayırt etmeksizin herkesin inancına saygı duymuştur. İlim-irfan ve hoşgörü sahibi olmasından dolayı Ezidi Cemaati tarafından örnek alınan, yüceleştirilen bir din âlimidir.
Şeyh Adiy döneminde Laleş’ten gelip geçenlerin her zaman tok ayrıldıklarına inanıldığı için sürekli içi ekmekle dolu tutulan bir oda var ki, bu Laleş’in bereketini sembolize eder.
Laleş Vadisinde yaşayan Pir’ler hem kadın hem de erkek olabiliyor. Babaçavuş dedikleri bu din adamlarından bazıları hiç evlenmiyor.

Kavllar kimdir?
Bir de Kavl denilen din adamları var ki, Ezidi toplumunda önemli bir yere sahiptirler. Özellikle ölüm fermanları döneminde yoğunlaşan baskılar yüzünden ibadetlerini gizlemek zorunda kalan halkı, Kavllar bilgilendirmiş. Bu dönemlerde Kavllar, inancın kurallarını ezberleyerek ev ev dolaşıp halka anlatmışlar. Kavl geleneği sembolik de olsa hala sürdürülüyor.

Kara yılan dokunulmazdır
Hayatını Ezidi inancını yaymaya adayan ve 1162’de Laleş Vadisi’nde ölen Şeyh Adi’nin mezarının bulunduğu tapınağın giriş kapısında bir karayılan figürü göze çarpar. Bu figür, Nuh Peygamber’in gemisi Laleş Vadisi’den geçerken dağa çarpması sonucu meydana gelen deliği gövdesiyle kapatarak su almasını önleyen karayılanı simgeliyor. İşte bu yüzden karayılan, Ezidiler için dokunulmazdır.

Geleneklerine bağlı bir toplum
Ezidilerin en kalabalık nüfusu Irak’ta yaşıyor. Köylerde Ezidileri geleneksel giysileri içinde bulmak her zaman mümkün. Bu halk kendi tarihi içinde yok olmamış ama sık sık soykırıma uğradıkları için nüfusları artacağı yerde, zamanla azalmış. Buna rağmen geleneklerini kaybetmemiş eski bir topluluk olarak karşımıza çıkıyor.

Çiya Şengal
Musul’a yakın Şengal bölgesi Ezidi nüfusunun en yoğun olduğu yer. Bu bölgedeki 350 bine yakın Ezidi’nin çoğu Çiya Şengal olarak bilinen ve Ezidi tarihinde önemli bir yere sahip Şengal dağı eteklerinden gelenlerden oluşuyor. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan Ezidiler, daha önce baskıcı Saddam Rejimi’nin politikası gereği yerlerinden sürülmüştü.
Dağın öteki tarafında bulunan Şengal kasabasında ise, nüfusun çoğunluğunu Ezidiler oluşturuyor. Geri kalan kısmı Müslüman Kürtler ve Araplar.

İki arada kalan Şengal
Musul ile Kuzey Irak arasında bir tampon bölge gibi duran Şengal, deyim yerindeyse iki arada bir derede kalmış. Şu anki konumu ne Musul’a bağlı, ne de Kürdistan Bölgesine. Ancak Şengal’in denetimi Kürt yönetiminde bulunuyordu.. Şengal’de yaşayan Ezidilerden 20 yaş üstündeki insanların önemli kısmı okuma yazma bilmiyor. Nedeni ise Saddam Rejiminin o dönemdeki baskıcı politikası.

1 milyon kişi kaldı
Gerek Şengal, gerekse Şeyxan ve Laleş Vadisi çevresinde yaşayan Ezidilerin çoğu komşu ülkelerden geriye dönüş yapmış aileler… Ezidi kaynaklarına göre, Irak’ta yaşayan Ezidi sayısı yaklaşık 600 bin kişi. Diğerleri ise, Avrupa ülkelerinde sığınmacı olarak yaşıyor. Dünya üzerindeki Ezidi nüfusunun tamamı yaklaşık bir milyon kişi olarak belirtiliyor.

Şimdi rahattılar ama…
Ezidiler, uzun zamandan sonra en rahat dönemlerini Saddam devrildikten sonra sürdürmeye başladı. Köylerinden zorla sürülen aileler geri döndü. 2004 -2005 yıllarında hazırlanan yeni anayasada Ezidilerin devlet kurumlarında yer alma, özgürce ibadet etme, eşit koşullarda eğitim görme, milletvekili olma gibi birçok hak elde etti. Kürdistan Yönetimi parlamentosunda 3 milletvekilleri bulunuyor.

Mert ve güvenilir
Ezidiler, mert ve güvenilir olmakla tanınırlar. Üç dönem Irak Cumhurbaşkanlığı makamında oturan Celal Talabani, hem özel korumalarını, hem de danışmanlarından bazılarını Ezidilerden seçmişti.

Kast sistemi geçerli
Ezidi toplumunun yapısı kast sistemi üzerine kurulmuştur. Şeyhler, Pirler, mirler ve müritler… Buradaki kast sistemi tıpkı Hinduizmde olduğu gibi oldukça katı kurallarla birbirinden ayrılmıştır. Her Ezidi kendi kastından olan kişiyle evlenebiliyor…
Şeyh, Pir, Mir ve Müritlerin görevleri de ayrı ayrı belirlenmiştir. Toplumun her bireyi, inancın koyduğu bu esaslara göre yaşamak zorundadır.
Sonuç olarak Ezidiler de Orta Doğu’nun kadim halklarından biridir. Onlar da inançlıdır ve Allah’ın birliğine inanıyorlar. Yani Allah’a giden kapı bir ama anahtarları farklı, tıpkı her inançta olduğu gibi.