Zaman çok çabuk geçiyor.
Zamanın geçmesi ile birlikte dünya değişiyor.
Teknolojide yaşanan gelişmelere paralel iletişim ve iş yapma yöntemleri de yeniden şekilleniyor.
Rekabet koşulları zorlaşıyor.
En iyi olabilmek için büyük bir kavga sürüp gidiyor.
Bu arada bir zamanlar hayatımızın olmazsa olmazları bugün hayatımızdan çıktı.
Üzerine tığlarla örülen örtülerin konulduğu televizyonların yerini akıllı televizyonlar aldı.
Akıllı telefonlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi.
İnternetten kopuk olmak birçoğumuz için hayattan kopmak anlamına geliyor.
Her şeyi artık anlık yaşıyoruz.
Ve tabii ki çok çabuk bir şekilde tüketiyoruz.
Klasik bildik meslekler de değişen dünya ile birlikte değişiyor.
Kendisini yenilemeyene, değişen dünyadaki rekabet koşullarına ayak uyduramayanlara yer olmayan yeni bir dünya var artık.
Bildik büyük şirketlerin en büyük rakipleri ‘Start up’ şirketler.
Start up şirketlerde pozisyon elde edebilen gençlerin yolu açılıyor.
Gelişmiş ülkelerde üniversitelerden mezun gençler iş yaşamında başarıyı 30 yaşına kadar yaptıkları ile ya elde ediyorlar ya da kaybeden oluyorlar.
Bu süreçte bir yandan işe devam ederken, uzmanlık elde etmek için farklı birçok programa katılmak ve kendilerini sürekli geliştirmek durumunda olan gençler amansız rekabet koşullarında ayakta kalma kavgası veriyorlar.
30-40 yaşları arasında büyük şirketlerde önemli pozisyonlara işte bu rekabet koşulları içerisinde kendisini doğru bir şekilde geliştirip ayakta kalabilenler gelebiliyor.
Ve ortaya koydukları performansa bağlı olarak geldikleri pozisyonları koruyabiliyorlar.
Her şey performansa dayalı.
Değişen ve gelişen dünyayı ne kadar doğru algılayıp çalıştıkları şirketlere kazandırmalarına…
Kim oldukları, nereden geldikleri önemli değil.
Kimin neyi oldukları ya da siyasi görüşlerinin ne olduğu…
Kendilerini ne kadar iyi yetiştirdikleri önemlidir.
Gerisi boştur.
Günümüz koşullarında dünyalı olabilmek ve ayakta kalabilmek rekabet koşullarında ayakta kalabilmeye bağlı.
Çok çalışıp üretmeye…
Peki ya bizde durum nasıl?
Rekabet koşullarının en üst düzeyde olduğu değişen ve gelişen dünya içerisinde dünyadan kopuk yaşayan bir Kuzey Kıbrıs gerçeği söz konusu.
Rekabet koşullarında bir yapılanmaya gitmeyi öcü olarak gören..
Ülkeye hala daha hızlı internet alt yapısını dahi getiremeyen.
Kendi içinde kendi kendini kandırarak tüketen bir yapı var bizde..
Dünyaya yabancı ve uzak.
Bu yapıda değişen dünyayı anlayanlara yer yok.
Feodal ilişkilerle yola devam edilen yapı değişmediği sürece, Kıbrıs meselesine bulunacak çözüm de bizi kurtarmayacak.
Acı ama durum bu!

Önceki Haber
Sonraki Haber

























