2’inci Cumhurbaşkanı ve CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat bazı basın mensupları ile önceki gün kahvaltıda bir araya geldi.
Talat burada basın mensubu arkadaşlara, “Yardım Heyeti’nin bu şeklinden memnun değiliz. Bir ‘izleme heyeti’ olarak görev yapması lazım. Bürokrasimizden kaynaklanan sorunlar, Yardım Heyeti’ni çok güçlü bir hale getirdi” dedi.
KKTC’nin kendi bürokrasisinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle verileri doğru düzgün ve hızlı elde edememesinin buna neden olduğundan yakındı.
DPÖ dahil, birçok kurum ve dairenin ‘kalifiye eleman’ bakımından yeterli olmadığını, yanlış istihdam politikaları yüzünden devletin önemli zaaflar yaşamakta olduğunu vurguladı.
Kamudaki sistemi de basınla sohbeti sırasında eleştiren Talat, “kurulan sistemde sendikalar da sütten çıkmış ak kaşık değiller” ifadelerini kullandı.
Ne güzel değil mi?
Bu yakınmalar ve bu eleştirileri yapan herhangi bir kişi olsa insan altına imza atar, tek bir kelime bile söylemez.
Ama bunları söyleyen bu ülkede Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmış, 2013 Ağustos ayından bu yana iktidarda bulunan siyasi partinin genel başkanı.
Sanki dünyanın yuvarlak olduğunu yeniden keşfedercesine bir anlayış içerisinde sistemde yaşanan sorunlardan, bunların yarattığı olumsuz sonuçlardan söz ediyor.
Sorunları çözme, sistemdeki bozuklukları düzeltme, kamuda varsa kalifiye eleman eksikliklerini giderme konusunda erki elinde bulundurma imkanı yakalamış biri bunları söyleyince olmuyor.
Kamuda kalifiye eleman eksikliği varsa, yanlış istihdamlar yapılmışsa, kamuda bürokrasiden kaynaklanan nedenlerden dolayı veriler doğru, düzgün ve hızlı bir şekilde elde edilemiyorsa bunda ülkeyi dünden bugüne yönetenlerin sorumluluğu vardır.
Sırf işler doğru düzgün yapılamadığı, partizanlık yapılacak diye her taraf tarumar edilip çoraklaştırıldığı için bu durumlara düşüldü.
Ve bugün de farklı bir şey yapılmıyor.
Bu arada en iyi yapılan şey yapılmaya devam ediliyor. Sadece şikayet ediliyor.
Belli kurumlar bir şekilde hedef gösterilerek popülizm yapılmaya devam ediliyor.
Ama işin doğrusu, dün elde ettikleri ülkedeki kötü gidişi durdurma ve ülkeyi iyi yönde dönüştürme fırsatını ellerinin tersi ile itip, ülkeye kaybettirenlerin, bugün bir şeyleri değiştirebileceğini sanmak saflık olur.
Kelimelerle oynayarak, güzel konuşmalar yaparak ya da başka sorumlular yaratarak bugüne kadar bir yere varılamadığı ortada.
Bundan sonra da varılamayacak.
Sorunlara neden olup onu yaratanların sorunu çözmeleri kolay değildir.
İnsanların söylediklerine değil, yaptıklarına baktığınız zaman yapabileceklerini öngörebilirsiniz.
Bence Yardım Heyeti’nin şeklinin ne olması gerektiği önemli değildir.
Önemli olan bizim neyi nasıl yaptığımızdır.
Neleri başarıp, neleri başaramadığımızdır.
Ve hala aynaya bakmadan, öz eleştiri yapmadan sadece konuşmaya, kendi kendimizi aldatmaya devam etmemizdir.
Gerisi boştur…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























