Kıbrıs Türk Ticaret Odası bu yılki rekabet edebilirlik raporunu açıkladı.
Oda Rekabet Edebilirlik Raporunu ilk kez 2008 yılında kamuoyu ile paylaşmıştı.
O yıldan bu yana her yıl rapor oda tarafından hazırlanarak kamuoyu ile paylaşılıyor.
Hükümete ve tüm siyasi partilere iletiliyor.
Raporun açıklandığı her yıl siyasiler rapordan yararlanacakları yönünde açıklamalar yapıyorlar.
Haklarını verelim, çok iddialı şeyler söylemiyorlar doğrusu!
Raporun sunumunun yapıldığı gün ve sonrasında bir kaç gün konu ile ilgili bir şeyler söylemekle yetiniyorlar.
Sonra da bildik şekilde yola devam ediyorlar.
Rekabet edebilirlik siyasilerin kelime dağarcığına girdi ama bunu sağlayacak politikalar üretilmesi yönünde adım atılmadı.
Aslında Kıbrıs Türk Ticaret Odası ekonomimizin dünyadaki durumunu tespit etmek, eksikliklerini ortaya koymak açısından Rekabet Edebilirlik Raporu ile çok önemli bir işe imza koyuyor.
Ama rapor ülkeyi yönetenlerin gerçek anlamda ilgisine olması gerektiği gibi mazhar olamıyor.
Siyaset ülkeyi ekonomi odaklı yönetme konusunda adım atmıyor.
Ülkede var olan umutsuzlukları umuda çevirecek vizyon ortaya koyamıyor.
Ticaret Odası’nın bu yıl hazırladığı rapora göre rekabet edebilirlik açısından KKTC dünya sıralamasında 114’üncü sırada.
Rapora göre KKTC Gana, Tanzanya, Benin ve Nijerya gibi ülkelerle aynı sıralarda.
Türkiye’nin 51, Kıbrıs Rum kesiminin de 65’inci sırada olduğu Rekabet Edebilirlik Raporunda ülkenin bütünlüklü ve sonuç odaklı reformlara ihtiyaç duyduğuna bir kez daha vurgu yapıldı.
Oda Başkanı Fikri Toros raporun açıklandığı forum sırasında hükümettenkapsamlı ekonomi politikaları geliştirmelerini, buna paralel olarak gerekli yasal düzenlemeleri de hızla hayata geçirmelerini istedi.
KısacasıToros, bir kez daha hükümete reformları yapmaları konusunda çağrı yaptı. Ama bu çağrısından sonra ilk Rekabet Edebilirlik Raporunun hazırlandığı 2008’den bugüne “gerek siyasi, gerekse ekonomik açıdan herhangi bir faktörün iyileştirildiğini” söylemenin mümkün olmadığını da belirtti.
Böylece acı gerçeği de ortaya koymuş oldu.
Maalesef durum tam da böyle.
Ülkede iyileşme adına bir şeyler yapılmıyor.
Hattakötüye doğru gidiliyor.
Rekabet gücünün artırılması için ölçek büyütücü, işletmelerin gelişmişliğini artırıcı, mal ve hizmet arzının pazardaki etkinliğini geliştirici adımlar bugüne kadar atılmadı. Toros bu adımların acilen atılması, bunun için de hükümetlerin irade ortaya koyması gerektiğini vurguladı.
Ekonomi odaklı siyaset yapılması gerektiğinin altını çizdi.
Fikri Toros, “Toplumun refah seviyesinin yükselmesi için ekonomik büyüme, yatırım, istihdam ve rekabet gücünün arttırılması şarttır” dedi ama ben bu mesajı alması gerekenlerin aldığı ya da alacağı konusunda ümitli değilim.
Mevcut siyasi yapı devleti küçültme, verimsiz kamu yönetiminde reform yaparak verimi artırma niyetinde değildir.
Kaç yıldır iş yapabilmenin önünde en büyük engel olarak gösterilen verimsiz bürokrasi daha da kötü bir yere doğru seyrederken bunda siyasetin ciddi bir katkısı olduğu bir gerçektir.
Reel sektörügüçlendirme gibi bir yaklaşım ya da siyasi vizyon da ortada yoktur.
Özetle ülkedeki durum iç açıcı değildir. Rekabet Edebilirlik Raporu ile bu durum bir kez daha ortaya konuldu.
Dileyelim rapor ülkemize ‘Rekabet Edebilirlik’ kavramını öğretmekle kalmaz, ülkede rekabet edebilecek bir yapı oluşturulması için rehber olur.
Ve raflarda tozlanmaya bırakılmaz!

Önceki Haber
Sonraki Haber

























