Bazen insan çocukluk günlerini özler.
O günlerdeki masumiyeti.
Karşılıksız arkadaşlıkları ve sorumsuzluğu…
Bizim çocukluk günlerimizde oyunlar sokakta oynanırdı.
Bilgisayarların olmadığı günlerdi o günler.
Sabah başlar, hava kararıncaya kadar sokakta cebelleşir dururduk.
Oyuncakların birçoğunu kendimiz yapardık.
Uyduruk dahi olsalar bizim kendi üretimimizdi ve değerliydi onlar.
Kavgalar da bir başkaydı çocukluk günlerinde.
Küsüp oynamayanlara yalvarılır yakarılırdı küslüğü bir yana bırakıp oyuna dönsün diye.
Hele biraz kaprisli ise dönmezdi oyuna…
Yalvarıp yakarmalar boşuna giderdi.
Bazıları vardı, illa ki kendileri hep ön planda olacaktı.
Olmadıkları zaman oyun bozan olurlardı.
Huzursuzluk yaratıp keyifleri kaçırırlardı.
Her mahallede en az bir tane böyle tip vardı doğrusu.
Ama çocukluk zamanlarında bir şekilde aşılırdı bu tür krizler.
Bazen dışlanırdı oyun bozanlar, bazen uyum sağlamak zorunda kalırdı çoğunluğa…
Kendilerince haklı idi bu gibiler.
Özlerinde “illa ben ön planda olacağım” refleksleri vardı.
Herhalde ellerinde değildi onların da.
Genetiklerinde vardı sorun yaratmak belki de.
Neyse geldi geçti o günler.
Oynanan oyunların yanında yaşanan sorunlar, yapılan kavgalar bile hoş bir anı olarak kaldı.
Üç kornerin bir penaltı olarak kabul edildiği , altıda ‘half time’ olan on ikiyi bulunca biten maçlar…
Taşlar ya da zerdali çekirdekleri ile oynanan oyunlar hepsi geride kaldı.
Şimdiki çocuklar o günlerin oyunları bilmezler.
O günlerin çocukları ise bugünlerde, orta ya da üzeri yaşlarda yaşamlarını devam ettirip gidiyorlar.
Değişik görev ve sorumluluklarda yaşam kavgası veriyorlar.
Aralarında bu diyardan göçüp gidenler olduğu gibi bugün ülke yönetiminde söz sahibi olanlar da var.
Gelinen aşamada geriye dönüp baktığımda çocukluk günlerinde oyun bozanlara ne kadar öfkelendiğimizi hatırlarım.
Bugün ise siyaset sahnesinde olup bitenlere bakınca çocukluk günlerindeki oyun bozan çocuklar geliyor aklıma.
Topunu alıp evine giden ve onlarca çocuğu arkasından bakarken bırakanlar gibi davrananlar var.
İlla ki gözde olmak isteyip olmayınca her şeyi bozanlar, gözde olduğunu hissedince de her şeyi teslim edenler gibi.
Nasıl bir duygu ise bu böyle!
Nereden nereye geldik böyle.
Herkese iyi pazarla

Önceki Haber
Sonraki Haber

























